Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk

İleri demokrasimiz halkını koruyup, zulüm ederken, göz çıkarıp, kafa patlatıp, öldürürken...

Kulüp yönetimi, futbolcu, teknik heyet ve taraftar endüstriyel futbol çağının dört ayağı…Taraftar Tuğrul akşar’ın deyimiyle her hafta mutluluk için kumar oynayan, hemen her zaman en çilekeş öğe…

Taraftar armanın sahadaki yansıması bazı öğeleri sever, bazılarını o kadar sevmez, bazılarından da nefret eder…. Bu yazının konusu –örneklerle- severse, kimleri, neden sever?

Taraftar arma için oynayanları en azından oynuyormuş gibi gözükenleri… Sahada koşanları, mağlubiyette mağlubiyete isyan edenleri… Gol atanları ve attıranları… En çok derbilerde ya da önemli rakiplere attıkları ya da tarih yazılan anlardakileri…Hele o golü attıktan sonra taraftara koşanları… Hele hele taraftarın arasına karışanları… Armayı öpenleri… Rakibi susturanları… Kaptan gibi kaptanları…Saha dışında taraftara sıcak olanları... Sahada mücadele edenleri, formayı ıslatanları… En önemlilerden mağlubiyetten hoşlanmayanları, mağlubiyete isyan edenleri… Kazanmak isteyenleri …Mağlupken ya da kazanmak için gereğinde taraftardan destek isteyenleri… Röveşata golü atanları… Uzun saçlıları… Takımı adına son dakika golü faillerini…Terk etmeyenleri, terk etmekden bahsetmeyenleri sever…

Örneklerle…

Halil Amca (Kiraz) pekçok gol atmış ama hala en ünlüsü Atletico Madrıd maçıdır… Ki hem son dakika golü hem de Göztepe-Türkiye tarihindeki ender ağları delen gollerdendir.

Buldozer Fevzi Zemzem… 

Gol atanlardan adına şarkılar yazılan İmparator Sado ki onun imparatorluğu Fatih Terim’den öncedir.

Gol attıranları… Sado’ya atıfta bulunulan tezahürattaki Doğan ve İrfan… Nevzat Güzelırmak.. Metin Diyadin… Hem kaptan olarak, hem de asistleriyle, saha içinde ve dışında ağır bir abiydi.

Tayfun Özkan… İsyankar ruhuna ve sorunlu görünümüne rağmen sahaya çıkınca golleri sıralaması, en kritik maçta bile… Ve o Bandırma maçındaki şampiyonluk emaresi kritik golün ardından taraftara koşmakla yetinmeyip taraftarın içinde erimesi…

Takım adına insiyatif alabilen kaptanlar…Gürsel Aksel… Saha dışında liderken, dşında da isyanın önemli bir parçasıymış az sayıdaki görüntüden anlaşıldığı kadarıyla…

Başka bir kaptan İlhan Şahin… Saha dışında da önemli bir figür olmayı başardı. Dışarıyla muhattap olmada ketum sistemin taraftarla muhatap olan az sayıda parçalarındandı. Kritik goller attı…Ligden çıkarken pek çok asist yaptı pek çok gol attı. Altyapıya örnek oldu, onlarla gereğinde birebir ilgilendi. Lig çıkarken en önemli figürlerdendi. Yetmedi geçen sezon lig düşmememizde en önemli pay sahibiydi, “bu sezonun ikinci yarısında o da olsaydı düşmezdik…” diyenlerin arasında ben de varım. Bucaspor maçında penaltı kaçırmak gibi bir özellikle değil 1-0 mağlupken “Tabutta röveşata” atıp takımı beraberliğe taşıyarak hatırlıyoruz. Ki o golden sonra rakip tribüne sus işareti yaparken tribününlerine koştu. Yetmedi taraftarına o maçta ve sonrasında pek çok kez üçlü çektirdi. Futbol taraftar için oynanan, büyük oranda –direkt ve indirekt olarak- taraftar tarafından finanse edilen temaşa sanatıysa, Göztepe'de takıma üçlü çektiren kaç oyuncu hatırlıyoruz? Onun nispi formsuzluğuna ancak yarım dönem dayanabilenleri tenzih ederek, taraftar daha ne istesin sevmek için???

Tayfun Yungul hem iyi bir kaptan, hem de kritik Gs golüyle hala akıllarda…

Şevket Diril 1998-99 sezonunun son resmi karşılaşması Rize maçında son dakikada dizi ile o topu çıkarmasaydı o akşam o şekilde yaşanamayacaktı… O da yenilgiye isyan edenlerdendi. 

Evren Kürkçü isyankarlığın ve mağlubiyete dayanamamanın yanında, Hatay maçında son dakikada attığı gol ve kaptanlığı ile akıllarda kalan figürlerden.

Mustafa Fedai… Turgutlu maçının son anlarında takımı ligden düşmeden kurtaran golü atıp ben artık bu strese dayanamıyorum diyerek futbolu bırakan, sonra zor anlarda kurtarıcı teknik direktörlük istenen karakter… 

Recep Gayık... Altyapımızdan yetişti. Yaşdaşları, eş kıdemlileri armadan kaçmak için “bir maaşın ödenmemesi anı olsa da tüysek” derken, hatta anında giderken o ve Bulut Dönmez en kötü günde dahi bırakmadı. Balıkesir deplasmanında attırdığı gol ve diğer goller… Düşüş sürecinde ligde kaldığımız tek sezonun en önemli sebeplerindendi. Balıkesir’e iç sahada attığı “Tabutta röveşata” dördüncü lig çukurundan çıkışımızın ilk ve en önemli belirteciydi. Gol attırmayı da sevdiği gibi attığı tüm kritik gollerden sonra tribünle o da bütünleşirdi. Altyapıdan yetişen Tahir’e verdiği asist ardından onunla birlikte tribüne koşuşu… Armadan zorla uzaklaştırılıncaya kadar da hiçbir yere gitmedi.

Uzun saçlılar…Tayfun Özkan ve Recep Gayık hatta Sado ve Radoslav Majdan ve Tayfun Yungul…

Taraftar kendisine güzel anlar sunanları, ruhunu mutlu edenleri  sever.   Bu yukarıda saydığım anekdotların çoğu çilekeş Göztepe taraftarının son on-onbeş yılda yaşadığı -ender düzeyde yüksek mutluluk katsayısına sahip-, duygusallar için en göz yaşartıcı anlarıdır.

Bu vesileyle bu yazının yazılmasına vesile olan başta Recep Gayık, Tayfun Özkan ve İlhan Şahin olmak üzere (Bu yazıyı yazabilecek ruh halini bu kadar geç bulabildiğim için özür…) yaşayan, yaşamayan herkese bir kere daha teşekkürler…

İleri demokrasimiz halkını koruyup, zulüm ederken, göz çıkarıp, kafa patlatıp, öldürürken...

Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk

Bu Pazar Göztepemiz tarihinin en önemli maçlarından birine çıkacak. Şampiyonluk parolasıyla başlanan lige, elde olan ve olmayan sebeplerin sonucunda bir nevi alt ligden şampiyonluk maçı ile nokta koyulacak.

***

Bu duruma gelmemizde Göztepe içi tüm paydaşlar açısından pekçok sebep rol oynamış olabilir. Herkes çeşitli hatalar yapmış olabilir ki hata insan olmanın kaçınılmaz sonucudur. Herşeye rağmen şu ana kadar alınan puanlara bakılırsa doğruların gerçekleştiği anlar da az değil. Bardağın dolu tarafına bakacak olursak, en azından eldeki doğruların hala ligde kalmaya yetme olasılığı yüksek. Mevcut durumda Göztepe son haftaya 37 puanla düşme hattının 2 puan üstünde giriyor. Bununla birlikte altındaki rakip Tavşanlı ile 2 puan fark var ve son maç Tavşanlı ile...

***

Lakin son maç öncesinde hala avantajlı olan bir Göztepe var karşımızda ligde kalma açısından... Galibiyet ya da beraberlik durumunda Göztepe ligde kalıyor. Göztepe ancak rakibine yenilirse alt lige düşüyor. Sonda söylenecek şeyi burada belirtmek gerekirse Göztepe daha önce pekçok kez düştü, her defasında da çıkmayı başardı.. Er ya da geç.

***

Kendi adıma normal bir maç olsa Tavşanlı'ya iç sahada yenilme olasılığımızın oldukça düşük olduğunu söyleyebilirim. Buna karşı oynanacak olan  gerçek bir play-off finali, tek farkı beraberlik bize yarıyor. İşin iyi bir tarafı daha da varsa sonucu yalnızca kendimiz belirleyeceğiz başka takımların ne yaptığı önemli değil.

***

"İyi günde herkes, kötü günde biz" diyen, amatörde bile takımına elinden gelen tüm desteği veren taraftara gelince, hiçbir Göztepelinin alt liglerdeki rakipleri özlediğini sanmıyorum. Taraftar Göztepe içi tüm paydaşlara yönetim, teknik kadro ve oyuncular dahil, mevcut kızgınlığını bu maç bitene kadar unutulmalıdır.  Yönetim durumun farkına vararak bilet fiyatlarını düşürdü. Muhtemelen 10000 üstü bir kitle olacak, bu kitle organize olarak takımın ligde kalması için maç sonuna kadar elinden geleni yapmalıdır. >10000 kişilik bir tribün ile takımın mağlup olma olasılığı daha da azalacaktır (Son on senede hiç olmadı). Hasbelkader maç içi geri düşülürse takımı toparlamak için elden gelen yapılmaya çalışılmalıdır.

Taraftar ne kadar organize olursa olsun son noktada oynayanın, bu maçı bitirecek olanların oyuncularımız olduğu da unutulmamalı, hafta içi mümkün olduğunca moral vermek için elden gelen herşey yapılmaya çalışılmalıdır. Bu hafta takım için yapabileceği olumlu birşeyler olduğunu düşünen birileri varsa yine bu hafta elinden geleni yapmalıdır. Buna yönetim, başkan ve ekstra motivasyon da dahil.

Oyuncular bu maçın önemini bilerek oynamalı, ilk saniyeden son saniyeye kadar konsantrasyon kaybı yaşamamalı, ne olursa olsun asla pes etmemeli, gereksiz kart görmemeye çalışmalı, son dakikaya kadar ciddiyeti koruyarak, ellerinden geleni yapmaya çalışmalıdır. Bu bağlamda oyuncularımızın oyunun her anında, bunun öylesine bir maç olmadığının farkında bir performans göstermelerini bekliyorum.

***

Objektif olarak kadrolara baktığımızda, hele ki  iç saha avantajını da eklediğimizde, Göztepe'nin ligi olumlu bitirme olasılığının daha yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Pazar akşamı, istedikleri zaman 2-0'dan maç, hele ki Ksk maçı çevirebilen oyuncularımız olmak üzere, yönetim ve taraftar olarak, hep birlikte elimizden geleni fazlasıyla yaparak...

Karanlığa son verip, şafakla birlikte efil efil esen yele merhaba diyebilmek ümidiyle...

Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk

Dün akşam (19 Aralık Çarşamba) Göztepe teknik direktörü Kemal Kılıç-eşi Diana Hanım, ben ve Göztepe ailesinin gazetecisi, muhabiri, yorumcusu ve medyacısı Çağatay Çağlar ile birlikte oldukça uzun bir sohbet ortamı yakaladık.
Konuşmanın amacı röportaj değildi. Daha çok dertleşme-fikir alışverişinde bulunma şeklindeydi.
Uzun konuşmalardan Kemal Hoca’nın taraftara vermek istediği mesajları sizlere aktarmak gerekirse…
Kemal Hoca Göztepe taraftarının Türkiye'deki en önemli taraftar kitlelerinden biri olduğunu söyledi. Buna karşı futbolcuların fiili şiddet korkusundan etkili olamadıklarını, insiyatif almakta zorlandıklarını belirtti. Taraftarın protesto hakkına saygı duyduğunu, buna
karşı protestonun Sakarya maçı gibi stadyum içinde kalmasının önemli olduğunu, hele ki şiddete hiçbir şekilde yönelmemesi gerektiğini özellikle vurguladı.
İkinci vermek istediği mesaj medyaya “Kim gidecek, kim kalacak?” ile ilgili hiçbir açıklama yapmadığını ve kararın Tavşanlı maçı sonrası verileceğiydi.
Son olarak da Göztepe’de olmaktan çok mutlu olduğunu belirtti temel mesajlar olarak.
Her şey sadece Göztepemiz için…

Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk

Kulübü 550 km uzaktan yönetmeye çalışmaya...

Hadi olmadı, sportif direktör atayamamaya...

Futbolcuları teknik direktörle başbaşa bırakmaya, destek verecek bir sistem oluşturamamaya...

Maçlara gelmenin haber değeri taşımasına...

Sosyal sorumluluk projesine, oldukça antisosyal devam etmeye çalışmaya... (Cümle Özant Önçağ'dan alıntı)

Aynı hatayı seri şeklinde tekrar etmeye, ettirmeye...

Benzer şeyler yaparak farklı bir sonuca varmaya çalışmaya...

Gerekli transferleri kamptan sonra, hatta lig başladıktan sonra yapmaya, lisansı zamanında çıkaramamaya...

Kamp görmemiş futbolcularla başarı için çalışmaya...

Forveti en son almaya (şu ana kadar alınanlar tutmadı, umarız Tum tutar zaman istiyor gözükse de)...

Futbol takımına seri tecavüzlerde bulunan hakemlere ve onu atayanlara  sessizlik senfonisi yazmaya...

Tesis için bir açıklama yapamamaya...

Tesis için arsayı almak yerine illa ki kiralama yolu seçmeye, senelerce beklemeye, İzmirspor tesislerine yaptırım yapmaya, kulübe alınmış arsaya dokunmamaya, kiralanmış arsaya da...

"Basketbol takımını 1 kuruş istemeden devredelim..." cümlesine kayıtsızlığa...

İzmirgücü Vakfı'nda stadyum için Göztepe ile çelişen, saçma sapan şeylere imza atmaya...

Kulüp üyelikleri için yapılan başvuruları kulak ardı edip, kurumsallıktan bahsetmeye...,

Ne olursa olsun, kurumsal inadımıza birşey olmasına...

İnadım inat... Kime ve neye inat?

İnadım inat güzel olabilir ama kendine, kurumuna ve çevrene zarar vermediği, hatalı inat fark edilebildiği, hatada inat olmadığı sürece...

İnadım inadın sonuçlarının fark edilebilmesi? Bir gün mutlaka da dilerim görebiliriz...

Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk

Öncelikle Göztepe camiasının Kurban Bayramını en içten dileklerimle kutlarım. Göztepe sezon sonunda sezon başını, sezon içinde ise gelecek haftayı düşünme geleneğinden tarihsel problemlerine çözüm getirememe sürecini devam ettiriyor. Bugünün sorusu stadyum içerikli...


Futbolda büyümenin en önemli sıırı başarı, mümkünse sürekli başarı... Başarının sırrı para kazanıp, başarıdan gelen parayı verimli kullanmak, para kazanmanın sırrı ise birilerinin sistemi finanse etmesi... Bu birileri finansörler ve/veya sponsorlar ve/vaya taraftarlar olabilir. Dünyadaki büyük takımların en önemli finansörleri başta taraftarlar. Taraftarlar sisteme stadyuma gelip maç seyrederek ve/veya logolu ürün-dergi-kredi kartı kullanarak ve/veya televizyon seyrederek katkıda bulunuyorlar. Buna bağlı olarak dünyanın önde gelen kulüplerinin en büyük gelir kalemi maç günü gelirleri. Büyük maç günü geliri ise stadyumun kapasitesi ve taraftarın ödeyebildiği bilet fiyatlarıyla orantılı.


İzmir'de halen 1920'lerden kalma Alsancak Stadyumu ve 1970’lerden kalma Atatürk Stadyumu var Bucaspor dışındaki takımlara... Alsancak Stadyumu nispeten iyi bir futbol stadı olmakla birlikte, ikisi de "bakımsız Tarzan". Atatürk Stadı hem çok büyük, hem de tribünler çok uzak. 10.000 kişinin altı hemen her zaman varlığı yokluğu bir etki gösteriyor rakibe.  İkisinin de zemini iyi değil. Tribünler de... Takımlara büyük gelir getiren localar ikisinde de yok.

Daha kendi tesisine sahip olamayan, kendisine taraftarının 28 ay önce hediye ettiği araziyi uzak diye kullanmayıp, İzmirspor tesislerine yatırım yapmayı seçen, sonra da orada İzmirspor ile yarı yaraya saha paylaşarak idman yapılmasına neden olan bu vesile ile Ümit Özat'a bile malzeme olan bir yönetim tarzı için (İhmal etmeyelim, hem yönetime, hem de Urla Belediyesi'ne bir kez daha teşekkür edelim daha inşaat sesi duyulamasa da, Seferihisar ile aşağı yukarı aynı uzaklıkta başka bir araziyi kiralamak başarıldı...) stadyumdan bahsetmek ne kadar mantıklı tartışılır... Lakin...


Göztepe nasıl kendi stadına sahip olur? Bu soruya bizim gibi bilimden faydalanma geleneği olmayan, bilim hırsızlarının en üst düzey görevlere gelebildiği, uluslar arası alanda tek bir bilimsel makale üretmeden ulusal bilimler akademisine üye olabildiğiniz, halkı sistematik olarak eğitimsiz bırakılan  (Kadınlarda ortalama okumuşluk süresi 4.6, erkeklerde 5.1 yıl iken, geçen sene üniversiteye giriş birinci basamak sınavına giren 1.8 milyon lise mezunu kişinin 1.2 milyonu tek bir fen, 800.00’i de tek bir matematik sorusu çözememiş.) ülkelerde pek de akla gelmeyen sorular ile yanıt bulmaya çalışalım. Bizden öncekiler nasıl bir metot izlemişler? Nasıl stadyum sahibi olmuşlar? Bunları irdeleyerek, belki biz de Göztepemize nasıl uygun bir model geliştirebiliriz?


İlimiz, ülkemiz ve dünyadaki örneklere baktığımızda... Bir kısım stadyumun belediyelere yaptırıldığını görüyoruz. İzmir'den kendi stadyumu olan tek örnek Süperlig'e çıkıncaya kadarki dönemde İzmir'in en iyi yönetilen kulübü Bucaspor, Bjk yerine kendi bölgesinin takımlarına destekçi bir yerel yönetim bulunca İzmir'e yakışır tarihsel bir ironiyle stadyum sahibi oldu. Ülkede bir kısım takım sahip olduğu alanı devlete verip stat yaptırmış, şimdi kiracı olarak devam ediyor. Aslında Gürsel Aksel Stadyumu’nun olduğu alan da bu şekilde... Göztepe'ye ait olan o alanı absürt ve anlaşılmaz bir şekilde kaybedenleri bir kez daha sevgiyle anıyorum. Kiracı olanların bir kısmı (Gs) kirada olduğu alanı devlete verip, yine aynı devlete yeni stat yaptırdı. Diğeri (Fb) stadının tribünlerini parça parça yıktı ve yeniledi. Yurtdışında taraftarların ya da camiaların imece usulü ortaya koyduğu kaynaklarla yapılan örnekler (Barselona, Celtic) var. Özel sektöre isim karşılığı yaptırılan örnekler var. Devletin Urfa'ya yaptığına benzer direkt devlet iştirakli örnekler var.

Göztepe kendi stadını kendi yapabilir mi? Teorik olarak evet... Mesela 1000 koltuklu modüller (Yılda 1000 koltukluk model 2-3 milyon TL’lik bir yatırım gerektirir.) halinde öncelikle 10.000 kişilik kutu tarzı (yapı olarak rakam zamanla artırılabilecek) bir stadyum oluşturulabilir. Bunun yeri Gürsel Aksel Stadyumu’nun alanı  da, başka bir alan da olabilir. Bu süreçte belediye ve/veya belediyelerden ve/veya devletten de 1000'er koltukluk destek alınabilir.

Başka bir olasılıkda, Göztepe Ksk gibi kendisine stad yaptırmak için Alsancak Stadı'nın yalnızca kendisi için yok edilmesini isteyebilir. Aslında bunu istemek için yeterli done Ksk'den çok daha fazla olsa da, bu Göztepe'ye ve Göztepeliliğe yakışmayan pek çok Göztepeli için utanç verici, futbol tarihi ve İzmir düşmanı bir hareket olur.

Başka bir yöntem ise Alsancak ya da Atatürk Stadı'nı uzun vadeli kiralamak ve parça parça yıkıp, yeniden yapmak olur. Alsancak Stadı'nın Altay'a ihalesiz verilme sürecini anlamaya muvaffak olamadım bugüne kadar. Bir akılcı sebebi var mı bilmiyorum da... Aynı İzmir'e yeni stad için neden illa ki eldekilerden olunması gerektiğini hiç mi hiç anlamadığım gibi... Ama o sorun aşılırsa Alsancak Stadı parça parça yıkılıp yeniden yapılabilir... Atatürk Stadı'na talip olmak daha kolay... Uzun vadede ortaya konulan hedefler için (Real Madrid vs) koltuk sayısı daha fazla bir stadyum çok çok daha mantıklı... Tribünleri parça parça yıkıp... Sahaya daha yakın, yarısı kapalı değil, tamamen kapalı tribünlü, hatta üstü de kapanabilen stadyum ve tribünler yapıp, belki bir kısmının altına da inşaata sponsorluk karşılığında market (marketi kendi de işletebilir.), alışveriş merkezi inşa edip, sorun ebedi şekilde çözülebilir. Göztepe'de kendine 24 saat yaşayan bir mekân sahibi olmuş olur.


Bütün bunlar olabilir mi? Bana göre evet... Göztepe, Avrupa düzeyinde üst düzey başarı istiyorsa, bir şekilde olmak zorunda da. Ömrümüz yeter mi? Her ne kadar bizim görüp, göremeyeceğimiz bir "?" olsa da, bir gün her şey çok güzel olacak...

Her şey sadece Göztepe’miz için...

KÖŞE YAZILARI

  • TEK BÜYÜK GÖZTEPE… TEK BÜYÜK GÖZTEPE…
    Written by Özkan Cengiz 15 Aralık 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Dört maçlık periyodun sonuna geldik, devre arasına girdik. Dört maçın başında hedefi 12 puan olarak belirlemiştik. Dürüst davranmak gerekirse 10 puana da razıydık ama sekiz puanla tamamladık. Olaya başka bir açıdan bakarsak 12 puanla lider olacağımızı düşünüyorduk...
  • Rahat Mı Batıyor? Rahat Mı Batıyor?
    Written by Özkan Cengiz 16 Kasım 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Rahat mı Batıyor? Bu hafta iş hayatımın en zor haftalarından birini geçirdim. Bu sebeple sosyal medya, Göztepe medyası vb Göztepe kaynaklarından uzaktım. Haftalık olağan telefon Göztepe geyiklerimi de yapamadım. Göztepe ile ilgili whats up gruplarındaki okunmayan...
  • Türk Sporunun Güvencesi GÖZTEPE! Türk Sporunun Güvencesi GÖZTEPE!
    Written by Özkan Cengiz 28 Ekim 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net İlk önce bilmeyenler için kısaca özetleyelim. Bugün 28.10.2014 tarihinde Cizre stadında bir maç oynandı. Cizre stadı neresi derseniz iki gün önce ilk özerklik ilanı diye geçilen haberlerde yer alan iki mahallenin ortasında yer alan stad, maça Göztepe kafilesi futb...
  • Göztepe Her Zaman ki Gibi mi? Göztepe Her Zaman ki Gibi mi?
    Written by Özkan Cengiz 22 Ekim 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Pazartesi günü gerek gazetelerin, gerek sosyal medyanın, gerek Göztepe medyasının tepkisi birbirine benziyordu. Göztepe her zamanki gibi! Sezonu aynı hocayla bitirememe geleneği devam ediyor, bunun yanında geçen seneki Özgür Zengin’in görevden alınmasına benzer ya...
Diğer yazılar:

Diğer başlıklar

Twitter