Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk

Söz meclisden dışarı eskiden Kulüp Başkanları kulübü borçlandırmak üzere görev yapmazlardı. Başkanlar uzun süre hibe edenler ya da harcadıklarını bağışlarlayanlardandı... Onların tarih sahnesinden yavaş yavaş çekilmesiyle, yerlerine verdiğini geri alanlar geldi... Bunların arasında da vermemesine rağmen vermiş gibi gözüküp üstüne para alanlar vardıysa da... En son aşamada vermeden kulübü borçlandıran üstüne hazirun cetveliyle oynayanlar ki çoğuna göre "hain" olarak adlandırılanların arzı-endam eyleme çağları...

Hibe eden Başkanların son örneği, Göztepe için yapılabilecek fedakarlıkların bilinen belki de en en uç örneği Bülent Özkul Mart ayında vefat etti. Bizim yeni yetme delikanlı gençliğimiz Mustafa Amca (Cücen) ve Bülent Başkan'ı "Yeni TV'deki Göztepe nasıl kurtulur?" açık oturumlarında dinleyerek geçti... Hayat ilginç tesadüflerle dolu... 18 yaşında yine rahmetli Cemil Amca'ya üyelik aidatımızı verebildikten 8-10 sene sonra Göztepelist sürecinde onunla birlikte Göztepemizin yönetim kurulunda aynı ortamda bulunmak da nasip oldu... Gördüğüm en kibar, klas, Göztepe konusunda en gönlü bol, Göztepe aşkı en derin ve güngörmüş insandı. Şunu çok rahat belirtebilirim, ekonomik durumu bozulmasa muhtemelen Göztepe de amatöre düşmezdi... Hayatın diğer alanlarını bilmem ama Göztepe'den ayrılacak kadar depresyona girmesini engelleyememek, anlayamamak ya da fark edememek bütün sevenlerinin sorusu olmaya devam ediyor...

Göztepe camiası yaklaşık üç ay sonra en önemli folklorik değerlerinden birini Nizam Dayı'yı kaybetti. O biz Göztepelilerin sokaklarda yatan suretimiz, çılgın-deli-belki yarım-bazen de birbuçuk porsiyon akıllı yanımızdı... Zaten Göztepeliyim diyen hemen tüm Göztepelileri Göztepe söz konusu olunca bu sıfatların içinde sayabiliriz... Göztepe/Güzelyalı  sakinlerinin ısmarladığı yemeklerle ve alkolik hareket ile beslenip dışarıda orada burada yaşayan bazılarına göre meczup, bazılarına göreyse ilginç bir karakterdi. Biz de ona yemek ısmarlama şerefine erişmiştik günün birinde... Sandalyesinin berisinden geçerken korna ile "Göz Göz" çekmek  de Güzelyalı'da yaşamanın ya da Mustafa Kemal Sahil Bulvarı riitüellerinin en güzellerindendi. Tribünde birbirini yiyenlere "Göztepe hepimizin, hepimiz kardeşimiz, küfretmeyelim..." diyebilecek kadar aklı başında bir sokak insanıydı... Tesadüfen yaşayan Türkler kümesinden, bir trafik kazasının ardından toparlayamayıp vefat ederek-tesadüfen yaşayamayan Türkler kümesine geçti. Bu arada o trafik kazasına neden olan şöför kimdi, neydi, ne oldu merak etsem de...Ya da hata kimdeydi???


Ne yazık ki azımsanmayacak sayıda ölüme yakından şahitlik etmek durumunda kaldık bir kısmına elimizin altında diyebileceğimiz şekilde, pek daha çoğunun gerçekleşmemesine katkıda bulunabilsek de... Ölüm hayat kadar gerçek hepimiz için... Neyse ya da ne yazık ki bilmediğimiz bir tarihte ölmek için programlanmışız bir açıdan baktığımızda... Ve kim ilk kez biraraya getirdi bu kelimeleri bilinmez ama tüm ölümler erken ve üzücü... Bu yazıyı yazabilecek kadar kafayı toplayabilmem, yazarken duygularıma hakim olabilmem biraz zaman aldı. İkisi de af etsin. Diyebileceğim o ki keşke tüm ölümsüz Göztepeliler, Adnan Süveri, Bülent Özkul ve Nizam Dayı da keşke Urla tesilerinin açılışına onlarda şahilik edebilselerdi.

Allah Bülent Başkan'a da, Nizam Dayı'ya da rahmet eylesin... Mekanları cennet olsun... İkisi de ölümlerine engel olamayan Göztepe camiasını af etsinler... Allah geride kalan Göztepelilere uzun ömürler nasip etsin ki onlar birbirlerini koruması hatta sevgi çemberine alması  gereken canlılardır bir bakış açısıyla, ...



Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk

Hafta içinde Gs Atletico Madrid ile bır hazırlık maçı oynadı izmir Atatürk Stadı'nda Soma felaketinden etkilenenler için.

Soma'da bundan bırkaç ay önce gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle gerçekleşen kazada yüzlerce insan öldü. Hepsine Allah'dan Rahmet diliyorum bir kez daha...

Biz de olay sonrasında tam da Atletico Madrid ile bir hazırlık maçı önermiş olsak da o zamanın yetkililerine gerekli desteği bulamadık. Göztepe ve diğer İzmir takımlarının bu işlerle bu düzeyde ilgilenebilmesi için zamana ihtiyaçları var... İzmir takımlarından daha çok kullanıyor Atatürk Stadı'nın avantajını üçlü oligarşi ne yazık ki... Doğa ve kapitalizm boşluk kabul etmez. Bu şehrin en önemli takımı ve digerleri görevini yapmaz/yapamazsa birileri yapar.

Aslında bu senenin bahanesi Soma...Gs İzmir'e yıllık tur atmayı huy edindi.

Bjk-Fb-Gs birbirleyle oluşturdukları rekabet ile geldikleri noktayı ve avantajları kendileri için kullanarak ülkenin üç semirtilmişi haline geldiler.

Bu şehrin takımları ulusal şampiyonluklar aldıkları, Türkiye Kupası finalini aralarında oynadıkları, Avrupa'nın en önde gelen takımlarıyla rekabet edebildikleri günlerden bugünlere gelirken neleri kaçırdılar uzun uzun irdelemeliler....

Ksk ve Altay ise tribünde ve camialarında en büyük beyecanı yaratabildikleri rakipleri Göztepe ile rekabeti Göztepe'yi yok etmek için kullandı. Böyle yok edici bir rekabetin sonunda kendileri ve İzmir şehri dahil herkes kaybetti... Göztepe ise Ksk karşısında oluşturduğu enerji ve kenetlenmeyi ancak üçlü oligarşi karşısında oluşturabildi o da ancak Süperlig'de kalabildiği üç sezonda ve geçen sezonki Türkiye Kupası'ndaki Fb maçında (uçak kaldırma aşamadına bile gelindiydi)...

Neler yapılabilir... İşte çeşitli öneriler...

İzmir takımları kendi aralarında geliri tamamen kendilerine kalacak turnuvalar organize edebilir.

Futbol dünyanın en küresel mevhumu... Bu turnuvalar İstanbul takımları ve/veya önde gelen Avrupa takımları da içeri alınarak organize edilebilir. Organizasyon Belediye Başkanı Aziz Kocaoglu'nun kulakları çınlasın belediye ve şehrin önde gelen şirketlerinin desteği ile ya da sponsorluğunda ve ortaya belli bir ödül de konularak yapılabilir. Bu tip bir turnuva şehrin marka değerine ve yerel takımların rekabet edebilme günlerini hatırlayabilmelerine ve yerel takımların kasasına bir takım girdilere ve şehrin reklamına ve en azından bir takım Süperlig'e çıkıncaya kadar ülke futbolunda kısa süreli söz geçebilmesine neden olacaktır.

Başka bir öneri de diğer bir turnuvanın İzmir ligi şeklinde düzenlenmesi olabilir. Normal ligin dışında yeni bir lig oluşturulur. Adı da Milli Lig dönemindeki gibi İzmir ligi olur. Aslında belirtmek isterim ki benzeri turnuvalar genç takımlar düzeyinde gerçekleşiyor. Takımlar kendi aralarında anlaşarak 4-6-10 takımlı deplasmanlı bir lig oluştururlar. Her hafta çeşitli derbiler oynanır. Takımlar buradan gelen enerjiyi kendilerini kurtarmaya kullanabilirler mi, bilemesem de geleceğe yöneliik sağkalım açısından avantaj sağlayabilir. İzmir Büyükşehir Belediyesi de burada önemli bir organizatör rol oynayabilir. Pekçok İzmir takımı tutan sporsever için de normal liglerdeki rakiplerinden çok daha ilgi çekici sponsorlar için de bir yere kadar çekici olabilecek bir proje olacaktır. Kabul etmek gerekir ki eğer gerçekleşirse bu lig sosyolojik, sosyopolitik ve sportif anlamda ciddi sonuçları olabilecek meydan okuyucu bir eylem olacaktır.

İzmir ve öevresinin futbol takımlarının sporcu kampları açısından çekici hale getirilmesi de önemli küresel futbolu buralara çekmek için diğer önemli bir girişim olabilir.

İzmir'in yönetsel kurumları kulüplere günlük futbolcu ödemeleri için değil ama altyapı, tesis ya da stadyumları için (daha önemli...) desteklerde bulunabilir. Burada kesinlikle varolan stadyum projelerini engellemek için çaba harcamaktan bahsetmiyorum.

Bu kadar yüksek sayıda -yabancı takımlarla önemli maç ya da derb-i bir ceza bombardımanına ve olumsuz etkiye neden olabilir mi... Birbirleriyle oynamadan da birbirlerine yüksek seviyede muhabbet ve sevgi gösteren kitlelerin anlaması gerek ki şu ana kadar yapılan sevgi hareketleri ile varılabilen nokta mevcut takımların bulunduğu liglerdeki noktalarıdır.

Birilerine birşeyleri anlatabilmenizde etkili iki değişken vardır anlatanın anlatabilme yeteneği ve karşınızdakinin anlayabilme kapasitesi... Anlaşılsanız bile erişkinde davranış değişikliği yaratabilmek oldukça zor bir mevhumdur konu ne olursa olsun.

Einstain'a atıfta bulunarak aynı şeyleri ya da aynı yöntemi tekrarlayarak ulaşabileceğimiz nokta/sonuç ise yine benzeri olacaktır. Ve halen olduğu gibi hiçirşey yapmadan ancak hiçbir şey yapmamaya ve statükonun istikrarına devam edebiliriz.

 

 

Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk

Futbolun en güzel tarafı en kötü başarısızlığın ardından bile hep bir sonraki şansın (Bu bir sonraki şans bazen seneler sonra gelse de…) mücadele olasılığının var olması. Buna en güzel örnek klasik cümle "Önümüzdeki maçlara bakacağız..." Hollanda'nın kendisinden kupayı alan İspanya'ya beş atması ise daha güncel... Ama önünüzdeki maçlarda daha başarılı olabilmeniz için aynı hataları tekrar etmemek daha az hata, daha çok doğru yapabilmeyi öğrenmek gerekiyor. Hayat gibi... Hayatta da başarı ve başarısızlıklar var. İlk başarısızlıkta pes ederseniz direk elenebiliyorsunuz. Lakin direnirseniz, daha az hata daha çok doğruyu yakalayabilirseniz, başarıya ulaşabiliyorsunuz.

Geçtiğimiz sezon bir önceki sezona göre daha az hata yaptı Hüseyin Altınbaş. Yaptığı en önemli iş tesisleşme hamlesiydi. Kendine bir ev yaptırma kararı verdi. Stadın ihalesi de onun dönemine denk geldi. Transfer dönemi hariç Göztepe ile hemen hiç ilgilenmiyor görünümü veren ağabeyinin tersine Göztepe’nin her şeyiyle ilgilendi. Ağabeyine -ironik şekilde- benzerlik göstererek iyi teknik direktör getirme işinde başarısız oldu. Bu ise zaman zaman çok istiyor gözüktüğü sportif başarıyı elde edememesine neden oldu. Buna rağmen son maçtaki başarısızlığa rağmen ağabeyine benzer bir tepki görmedi.

Evet, Hüseyin Altınbaş da ağabeyine benzer bir şekilde iyi bir kadro kurdu. Ama başlarına iyi bir teknik direktörü zamanında getirmedi. Teknik direktör seçiminin iyi ya da yetersiz olmasının farkını ikinci devrede gördük. Özgür Hoca'yı göndermese bu noktanın gerisinde olur muydu? Hayatta kontrol grubu yok; o yüzden tahmin yapılabilir ama ispatlamak pek de mümkün değil... Zafer Turan ve Tacettin Bakacak ise aynı kadro ile 2/9 galibiyet alırken, Suat Kaya 7/8 galibiyet aldı. Suat Kaya aynı kadroya aslında bizlerin de beklentisinin üzerinde bir performans ile hem hükmedebildi, hem de derinlik -özgüven kazandırdı. Çok benzer kadro ve taktik ile oynamasına rağmen ciddi ve etkili rotasyon yapabildi. Üst düzey estetik top oynamasa da, çok iyi sonuçlar aldı.

Ama bu kazanımlar ne yazık ki yetmedi. Son noktada bir puan fark ile play offa kaldık. Play offlar ise bildiğimiz ve beklediğimiz gibi önemli şekilde hakem manipülasyonuna açık yapısını devam ettiriyor(muş). Yetmedi senenin en kritik maçından evvel Posta'da hisselerin devri ile ilgili haber çıktı... Hüseyin Başkan "O para henüz basılmadı..." diye kükredi... Ne kadar ilişkili bilinmese de 2-0 yenildik. Rövanşında Suat Hoca'nın stoper seçimlerinden mi, güvenliği erken riske ederek baskı kurmasından mı hakemden mi yoksa hepsinin ve daha fazlasının karışımından mı bilinmez;  pek çok gol kaçırdığımız, normalde 6-1 bitmesi gereken maçta geç açıldık ve bu geç açılma yetmedi üç farka... Karl Marx'a atfedilen bir cümle vardır "tarihte ne olduysa, öyle olması gerektiği, başka türlü olamayacağı için öyle olmuştur"... Nitekim başka türlü olamadığı için elendik... Yine ölmediysek de en az bir sene daha kaybettik...

Derken ilerleyen günlerde öğrendik ki hisselerin devri ile ilişkili para basılabilmiş. Üç farklı kaynaktan hisselerin devredilmesiyle ilgili anlaşmaya varıldığını öğrendik, bir iki gün sonra yazılı basına da yansıdı. Yani Hatay maçı öncesi teklifler ile ilgili haber ciddiymiş. Ağabeyleri de Hüseyin Altınbaş'ı hisseleri devretmeye ikna etmiş. Yeni Başkan Sepil olmuş.

Buraya bir paragraf açmak gerek. Hatay maçı öncesinde Posta gazetesindeki o haberi kim ya da kimler çıkardı? Üç-dört olasılık var... Ne yazık ki hiçbiri keyif verici değil... Kendini bilmez İzmir ve Göztepe düşmanı gazetecinin biri boş ya da dolu (Görüşmelerden haberi vardı ya da görüşmedekiler tarafından haberdar edildi ve kötülük olsun diye ya da başka bir sebepten yayınlayıverdi...) attı, tutturdu. Ya da Hüseyin Başkan'ın bırakmasını isteyen büyüklerden biri takım yanlışlıkla çıkmasın diye bu tip bir haberin çıkmasına ön ayak oldu. Ya da Hüseyin Başkan bir kısım komplo teorisyeninin öngörülerine uygun davranıyordu aslında başarılı olmak istemiyordu ve yanlışlıkla çıkarız maazallah diyerek bunlara neden oldu. Son olasılık da Sepil Başkan ya da ekibinden biri fiyat artmasın diye böyle bir girişimde bulundu. Biliyorum ki bu olasılıkların hiçbiri hoş değil. Ama beşinci bir olasılık yaratabilmiş değilim. Gerçek??? Kibariye'yi hatırlayarak "Kimbilir?"...

Başkan Mehmet Sepil'in önemli özelliği bazılarının tabiriyle Güzelyalı çocuğu, Göztepeli olması. Hisselerin para karşılığı devredilmesi bir kısım arkadaşlarımın hoşuna gitmemiş olmakla birlikte gerçek bu. Bu bir dernek genel kurulu olsaydı Hüseyin Altınbaş dahil en az üç aday olacaktı. Başkan oylarla değil para ile değişmiş oldu. Takımın şirketleşmek zorunda kalması nasıl camianın yapısının maddi açıdan zayıflığından kaynaklanıyorsa, takımın bu haline bile bu kadar aday bulabilmemiz yine Göztepe camiasının başarısı.

Hüseyin Altınbaş'a takımımıza yaptığı hizmetleri (Kredi kartı-telefon vs dahil) için teşekkür ederek, gelelim altbaşlıklar dahilinde yeni Başkan Sepil'e önerilere...

Yönetsel biçim
Futbolda başarı ve başarısızlıkta belki de en önemli değişken yönetsel sistem ve biçim. Bilgin döneminde de, Altınbaş döneminde de işin başında sermayedarın güvendiği profesyonel (Hamdi Türkmen, Ali Gültiken, Özgür Zengin vs) ya da değil (İsmail Hakkı Gül) yönetici insanlar vardı. Bu profesyonel insanlar bütçeleri yönettiler. Transferleri yaptılar. Bunların ardından başarısızlık ya da "yeniyor olma" dedikodularından dolayı işi kendileri yapmaya çalıştılar. Bunun avantajı belki yenmediler ama başarılı olamadıklarında direkt kendileri yıprandı (Örneğin Altınbaş kardeşler). Çünkü arada insanlar olması onların yıpranma sürecini uzatıyordu. Bu aşamada Hüseyin Altınbaş ağabeyinden daha başarılı olmuş olsa da o da istediği ve istediğimiz noktaya ulaşamadı. Mevcut süreçte yine sportif direktörlü modele dönüş düşünülüyor (hatta dönüldü). Burada en kritik karar yönetsel sistem nasıl olacak? Başta da camiadan insanlar olması isteniyor anlaşıldığı kadarıyla... Birinci gerçek camiadan insanlar futbolda son 33 senedir istenen başarıyı yakalayabilmiş değiller. Bu başarısızlıkta yeterli finansal gücün bir türlü bir araya getirilememiş olması rol sahibi olmuş olabilir. İkinci gerçek tesis de bittikten sonra taraftarın bu ligde başarısızlığa tahammülü çok yüksek olmayacaktır. Buna bağlı olarak takımın buradan direkt çıkabilecek (Çünkü play-offlar siyasi yapılarca ya da hakemlerce manipule ediliyor görünümünde ve bunun bir senede değişme olasılığı çok düşük...) bir yapılanmaya ihtiyacı var. Üçüncü gerçek Ali Gültiken’in bütçesine benzer (O zaman için 6 milyon euro civarıydı söylentilere göre...) bir bütçe ile ve takımın kritik adamları (Bence dörtten fazla pozisyon değişmemeli aksi takdirde yeni bir alışma devresi gerekiyor. Cihan Şaban Halil bence kalmalı…) değişmediği sürece camiadan birileri dahil, pek çok kişi bu takımı bir üst lige çıkarabilir. Önemli isimler giderse yerine koyacak aynı kalitede isim bulmak zor olacaktır bulunduğumuz lig itibariyle. Bunu da hatırlatmak isterim.

Önerim sportif direktör sistemi-sportif direktörün Bilgin dönemine benzer şekilde içinde dernek yönetiminden (Mümkünse dernek üyelerince seçilmiş aksi takdirde neden ben yokum kavgaları olacaktır.) kişilerin de olduğu bir yönetimce denetlenmesidir. Bu süreçte derneğin yeni aş’den hisse sahibi yapılması da derneği işin içine daha kolay koyma açısından faydalı olacaktır. Sistemin iç denetlemesinin olması son derece önemli yeme dedikodu ve eylemine karşı. Bu arada futbol dışı sistemin de bu kişilerce yürütülmeye çalışılması önerilebilir.

Burada kritik nokta sportif direktör-teknik direktör ve yönetim kurulu arasındaki uyumdur. Sportif direktör ve teknik direktörün uyumu ise istikrar ve yaşamsal faaliyetlerin devamı açısından kritik… Sistemde profeyonellerin olması sistemin sportif başarı ya da başarısızlıktan bağımsız çalışabilmesine olanak sağlaması açısından değerli. Takım yenildiğinde depresyona girmeyerek aynı performansta çalışmaya devam edebilecek kişilerin olması önemli.

Hisselerin devri

Hisselerin/yönetimin devri sürecinde hem mevcut, hem de eski futbol aş’nin hisselerinin devri, hem de dernek yönetiminin devri yani üçlü devir şeklinde olması yönetsel dirlik açısından önemli. Eski futbol aş’nin yenisinin sahibi, derneğin de bu yapıda en azından küçük hissedar yapılması camianın tekrar camia olması açısından son derece kritik bir hamle olacaktır.


Bütçe
Futbolda başarı için para ve paranın iyi yönetimi gerekiyor. Göztepe tarihsel olarak ortalama bir kadroyla üst düzey bir yönetim felsefesiyle (Bir yere kadar Efsane takım dönemi hariç...) başarılı olabilmiş değil. Başarı hep ortalamanın üstünde kadrolarla gelmiş durumda son kırk senedeki tüm alt lig şampiyonluklarında). Bu kadroları kurmak ve idame ettirmek ise sermaye gücü gerektiriyor. Ülkedeki mevcut futbol sistemi dâhilinde Süperlig'de olmadığınız sürece normal şartlarda futboldan kar etmek kolay değil. O yüzden en azından Süperlig’e kadar takımı finanse etmek gerekliliği var. 

Altyapı
Altyapıda hedefi en kısa sürede üstyapıya çıkmak olmayacak hırslı insanlar olmalı koordinatör olarak. Altyapıda en büyük başarı Özgür Zengin zamanında geldi u17 ulusal şampiyon u18 ise ikinci oldu. Özgür Zengin üç ay sonra takımın başına geçse de bu çocuklardan üst düzeyde faydalanacak girişimlerde bulunamadı. İlk önerim büyük ilçelerde yapılanmanın artırılması. Özelikle bu hafta gerek gazete gerekse afişlerle ilan operasyonu yapılması. Altyapıya geleceğe yönelik hedefi en kısa sürede kaçmak ya da bizim altyapımızdan adam kaçırmak olmayacak insanlar bulunmalı. Ne zaman ki biz de İstanbul'a spor okulu açtık, oradan adam çıkardık, altyapıdan en az dört kişi standart olarak A takımda oynuyor. Biz de onları takımda tutabiliyoruz...) o zaman başarılı kabul edebiliriz Göztepe’mizin altyapı sistemini. Halen Halil Akbunar ve Ramazan'ın yanına iki kişi daha koyduğumuz gün mutlu olabiliriz başka bir deyişle... Altyapıdan gelen elit oyuncularımızın kafalarının da gelişmesi ve eksik taraflarını görerek üzerlerine eğilebilmeleri için gerekli altyapıyı sağlamakla altyapı sisteminin düsturları arasında olmalı. Mevcut oyuncuların bu konuda eksiklik yaşayabildikleri gözleniyor. Altyapıdan çıkan gelecek vaad eden topçularımızı satmamak elde tutmak için çaba göstermek de yapılması gereken önemli işlerden biri. Artı ve eksileriyle şu ana kadar çıkmış en iyilerden Halil de (Kendini geliştiremiyor diyenler olacaktır… Nerede geliştirecekti ki? Bombacı Halil'in 20 yaşla 30 yaş performansı aynı mıydı? “Altyapıdan istediğimiz kadar adam çıkmıyor…” alternatifi olabileni hemen satmak mıdır? Halil Akbunar'a da sözüm odur ki mevcut haliyle Süperlig'de süre alması çok ama çok zor olur. ) bu satmama/tutmaya çalışma politikasına dahil olmalı (Ne mutlu ki Suat Kaya Halil’i ikna etmiş bu arada…). Alternatifi yani yetişeni satmayı seçersek geleceğe yönelik insan biriktirme şansını yitirmiş oluruz ve pekçok İzmir takımının yapabildiği işi yapabiliriz ancak, sıra takımı olmak...

Dernek
Yedi senedir devam eden kulüp aidatlarımızı ödeyebilme çabamız hep derneğin borçları var aidatlarınızı o yüzden alamıyoruz gibi saçma sapan, keyfi ve absürt (Sanki bu ülkede borçsuz bir sportif dernek varmış gibi...) bir bahaneye takılıyordu. Neyse ki tesis yapılan Urla arazisi bu sorunun çözülmesi için beyin kıvrımlarının çalışmasına neden olmuş Altınbaş grubunun... Arazi muhtemelen dernek üzerinden aş’ye kiralanmış, verdiğimiz tuğla bağışları da (Dostlarımızın yaptığı bağışlar henüz listede gözükmese de...) derneğe bağış olarak kabul edildi. Demek ki sorun bir şekilde çözülebilmiş. Dilerim Sepil Başkan bu tarihsel sorunumuza da bir çare bulmayı başarır…

Amatör branşlar
Var olan amatör branşlar dışında yeni branşlar kulağa hoş gelse de, -amacı üst lig olan amatör branşa para aktarmak mevcut bütçe için sorun olacaksa- Süperlig'e çıkıncaya kadar mevcut branşlara yenileri eklememek, bu esnada hentbolü bir üst lige çıkarmak ile başlamak, yapılabilecek en mantıklı hareket gözüküyor. Yarışmacı olmayacak bir takım kurulacaksa bayan voleybolundan başlamayı önerebilirim. Kızlarımıza yönelik bir takımımız da olması yönünden önemli bir girişim olabilir.

Taraftar ile ilişkiler
Göztepe taraftarı tavlada bile kaybetmeye tahammülü olmayan kişilerin ağırlıkta olduğu bir yapıdır. Bu yapıda en güzel çözüm sürekli sportif başarıdır. Ve/veya iç sahada puan kaybetmeyen/yenilmeyen bir takım. Aksi sonuçlar sistem ve oyuncuları için yıpratma sürecidir... Yanında paso alınan cezalar bedavadır... Daha az ceza almamıza neden olabileceğini düşündüğüm bir sistemi bir kez daha öneriyorum. Başarıda taraftar konfederasyonuna (Böyle bir yapı kurdurarak...) prim vermek alınan cezalarda da yaptırım uygulamak direkt ya da indirekt olarak. Alternatifi kendi kendisine her deplasmana en az 1-2 otobüs kalkabilecek bir sistemin oluşmasına destekte bulunmaktır. Ancak bu şartlarda ceza süreci daha minimalize edilerek Hatay maçındaki yapıcı ve sahaya olumlu etki eden taraftarı çok daha sık görebilir; ceza alacak hareketleri ise seyreltebiliriz.

Stad
Evet Süperlig'de başarılı bir Göztepe için 15000 kişilik bir stad azdır. Lakin son 30 senede Göztepe Süperlig'de olduğu dönemler dahil tek başına 40000'i geçmemiş, 15000'i de son 10 senede beş-altı kez geçmiştir. Şahsi kanımca 15000 kişilik bir stad yapılırsa, Göztepe bulunduğu ligden (hangi lig olursa olsun)  düşmemeyi ve ortalama bir kadroyla şampiyonluğa oynamayı garantiler. Buna örnek olarak hentbol takımımız verilebilir... Son minvalde Ksk'ye stad yapılırken bizim için ihalesi yapılmış staddan vazgeçilirse bunun vebali oldukça ağır olur. Daha büyük bir stadı şu anki şartlarda bize ne mevcut Belediyeler yapar, ne de mevcut Devlet yapısı. Bir üst lige, hatta Süperlig'e çık(a)madığımız sürece daha büyük bir stad söz konusu bile olmaz. Alternatifi 50-100 milyonluk bir yatırımı Sepil'in kendisinin yapması olur. Buna benzer bir yatırımı yapan bir Başkan ne bizde, ne de başka takımda çıkmış değil şu ana kadar nu güzide ülkede. Stadın yeri ve trafik ile ilgili görüşlere saygı duymakla beraber ne Rüştü Saraçoğlu, eski Ali Sami Yen, ne de İnönü Stadları’nın yeri daha ferah yerler değildir. Stad semti iyice aktive edecektir. 15 günde bir trafiğin aksaması da kimseleri çok zorlamamalı bu şehirde. “Süperlig'de takımımız olsun ama ona en ufak bir katkıda bulunmayalım…” mantığı tez zamanda bırakılmalıdır. Alternatifi ise statükonun yani Süperlig’e uzaktan bakmanın korunmasıdır. 

Sonuç
Ünlü İngiliz Hasta filminin yönetmeni Portsmouth taraftarı Anthony Minghella'nın da belirttiği gibi "Bir kulübü takip etmenin bir parçası da uzun yıllar süren kötü döenmler yaşayabileceğini kabul etmektir.". Bizim Göztepe jenerasyonu ise oldukça kısa süren iyi dönemler yaşayabildi. Pek çok kereler öleyazdıysak da, hep ayakta kalmayı ve dirilmeyi başardık.
1997'de başlayan şirketleşme sürecinde Bilgin dönemi de, Altınbaş dönemi de 6-7 yıl sürdü. Sepil döneminin de bu kadar sürmesi sürpriz olmayacaktır. Bu bağlamda Başkan Mehmet Sepil'in başarılı olmasını candan ve yürekten diliyorum. Bu sürede iyi ve kötü günler olacak. Bazen yanlış bulacağız ve eleştireceğiz, bazen de "Bravo" diyerek alkışlayacağız. Ömrümüzün önceki kısmında olduğu gibi, sonraki kısmında da bildiklerimizi söylemeye -taraftarın da söylemesine katkıda bulunmaya devam edeceğiz.
Dilerim ve umarım Başkan Sepil gerekli ve yeterli dirayeti göstererek, bu sene bu ligden çıkar. Ardından Göztepe'yi kısa ve orta vadede Avrupa ile rekabet edebilen bir takım hüviyetine tekrar sokabilir.

Not: Göztepemizi kuranlara, bugünlere gelirken emek veren, taş üstüne taş koyan herkese tekrar tekrar teşekkürler...Nice 89 yıllara...

Oğuz Reşat Sipahi

www.sipahi.tk

Öncelikle söze Göztepe camiasının geçmiş Ramazan/Şeker bayramını en içten dileklerimle kutlamakla başlamak istiyorum.


Yeni yonetim şu ana kadar yaptığı şeylerin tamamına yakınını doğru yaptı.

Kombine bilet taarruzu ve bilet fiyatlarını da sağlıklı gelişmeler olarak kabul edebiliriz...

Tesislerin bitme aşamasına gelmesi büyük mutluluk verici. Açıkta kalan Göztepe'ye Hizmet Derneği arazisi oldu şu ana kadar… Ama orası da zaman ile değer kazanmaya devam ediyor.

Camiadan kişilerin yönetim şemalarına girmeleri yine takdire şayan...

Kendi adıma kronik beklentim kulüp üyelikleri… "Ne zaman gelecek o büyük gece…" diyerek beklemeye devam ediyoruz. Umarım öncelik o-şu ve buna verilerek unutulmaz… Dernek-şirket arasındaki formal bağın kurulması tekrar bir kulüp olmamızı sağlayacaktır.

Olası risklere bakacak olursak... Yapılan onca transferlerin ardından takımın son durumu geçen sene yönetsel hatalar nedeniyle çıkamayan takıma göre bazılarına göre daha kötü değil, bazılarına göreyse bir ya da iki tık daha yukarı. Kırmızı ve beyaz grupların dağılımına baktığımızda aleyhimize bir dağılım var... Tarihsel olarak problemli olduğumuz, geçen seneden sıkıntılı olduğumuz takımlar ile birlikteyiz. Ve kimse bu ligde bir ikincilik daha istemiyor.

Teknik direktör olarak geçen senenin sonunda yüzümüzü güldürse de şampiyonluğu getiremeyen Suat Kaya var. Sarıyer maçındaki fantezileri mi sonrasında yaptığı doğrular mı? Umarım doğruları ağır basar…  Geçen sene olmadığı gibi bu sene de ikincilik başarı değil… Bu sene de play off manipule edlecek. o yüzden direkt çıkmalı Göztepe.

Bana göre geçen seneki kadrodan en büyük kayıp Şaban Yılmaz Genişyürek oldu. lk geldiğinde istenen verimi verememesine, gözden düşmesine, az dalga geçilmemesine rağmen kötü günlerden geri dönüşü fazlasıyla yapabilen, ender-i nadirat  (Kötü gidişten eskiye dönebilen oyuncu tipi ne yazık ki çok az...) bir futbolcu türüydü. Kanımca 12 Mayıs'daki Tavşanlı maçında Tum yerine onu oynatsaydı Kemal Kılıç farklı olabilirdi. En büyük artı ve eksisi duygusallığıydı. Maç içi ve maçlar arası performansı çok değişkendi. O duygusallık yüzünden coşabilip, çekimserleşebiliyordu. Üst düzeyde kaldığı dakikaları artırabilirse çok farklı bir kariyeri olur. Kendi adıma gidişine oldukça üzüldüm. Onu en çok Ksk maçındaki gol olan topu alıp santraya koşarkenki resmi ile hatırlayacağız. Yolu açık olsun...

Olası bir büyük tehlike Barış Güçlü ile Suat Kaya arasında o veya bu sebepten sorun çıkması olur… Ayrıca sistemin başta gelebilecek olumsuz sonuclara dayanıklı olmasi gerek. Kadroda yapılan revizyon beklentilerimin üstünde oldu ve yine belli bir alışma süresine ihtiyaç duyacakmışız gibi gözüküyor. Muhtemelen ilk onbirde 3-5 kişi olacak geçen senenin son maçından… Geçen sene grupta en az gol yiyen defansın bozulmasının sonuçlarını merak ediyorum. Umarım daha az gol yiyen bir sonuca ulaşabilir Suat Kaya.

Yine olası bir problem stad problemi... "Başakşehirspor'a 17800'lik yapılıyorsa, bize 15000'lik az gelir..." cümlesine katılmamak mümkün değil. Buna karşı Ksk'ye stad yapılır da, Göztepemize yapılmazsa altindan kalkamayacagimiz bir durum olur. Daha buyuk stad ne zaman konusulabilir en az uc mac ustuste Alsancak Stadı'nıi doldurur yani >15000 yaptığımızda ve bir üst lige çıkarsak... Onun dışında dışarıya bakmadan yorumladığımızda 15000lik stada geçtiğimizde bulunduğumuz ligden düşme olasılığımız sıfıra yakın olur ortalamanın altı bir kadro ile bile Hatta ortalama kadro ile bile normal şartlarda şampiyonluğa oynarız. Onbeş günde bir 10-15.000lik bir kalabalığın toplanmasının, heleki metro da gelmişken büyük sorun oluşturmayacağaını düşünüyorum.

Takımı çıplak gözle görmedim daha... Lakin taraftar "Hala mı gol yok be Göztepe..." derken, rakipleri ülkelerinin en üst liglerinin takımı olsa da (Gürcistan takımı Bursaspor'u da eledi bu arada...) son iki macta gol atamamaları ilginç geldi.

Altyapıya gelince umarım Suat Hoca kadrodaki altyapi kökenlilerin sayisini en az dörde çıkarabilir. "İyi olan oynasın" cümlesine bir yere kadar katılıyorum ama eşitler arasinda öncelik altyapıdakilere verilmeli… Ramazan'ın beğenilmemesini anlamakta zorluk çekiyorum. Yerine dışarıdan gelenler umarım Ramazan'ın gönderilme kararına pişman etmez. Geçen sene rakiplerimize verdiğimiz oyuncuların bize karşı oynadıkları performanslar yüzünden şampiyon olamadık. O yüzden rakiplerimize hele ki Altay'a oyuncu vermeyi kesinlikle mantıklı bulmuyorum. Neyse ki yöneimimiz de bulmamayı başardı. Teşekkür ediyoruz...

Sonuçta stressiz günler biteyazarken, gergin bir sezona daha yaklaşıyoruz. Yönetimin, teknik ekibin, futbolcularımızın ve taraftarın yalnızca futbola odaklanarak, sevgi ve saygı çerçevesinde şampiyonluğu getirmesi en büyük beklentimiz.


Oğuz Reşat Sipahi
http://www.sipahi.tk

Söze Süperlig yolunda ikide iki yapan hentbolcülerimizi kutlayarak başlayalım. Futbola gelince Göztepe maça normal sezonun sonuna dört hafta kala puan durumunda altı puanlık dezavantajla başladı ve sezon boyunca ilk kez dörtte dört yaparak ama aynı puan farkı ile bitirdi.

Tribünde 226 cefakeş kadın ve çocuk takımına destek verdi. Göz Göz Göztepe 1 9 2 5 sesleri, Dişi Gözgözlerin maç boyu susmayan performansı top rakipteyken ıslıklarla protestoları yapıcı ve Göztepe için her daim görmek istenen çok güzel hareketlerdi.


Maçın en güzel anı ise Göztepe sahaya 23 Nisan adına geleceğin Göztepelileriyle çıkmasıydı.

Maç boyu kanatlardan akmakta zorlandı Göztepe... Furkan ligin ilk devresindeki performansına henüz yakınına bile yaklaşamadı. Volkan da maç boyunca sağ kanatta yüksek verim sağlayamadı. Tuncay önceki haftalardaki performansının gerisindeydi. Tuncay'ın dikine oynama konusunda daha fazla risk alması ve kendini geliştirmesi gerek. Tolga yedekden de girse takıma olumlu attığı toplarla ve çıkardığı pozisyonla oyuna olumlu etki etti. 30. Dkda takımın ilk şutunu atan Onur ve diğerleri kendi normallerini korurken üstüne çıkamadılar. korudu. Bütün bunlar olurken, Kırklarelispor elde ettiği pozisyonları kullanamayıp Şaban ve Cihan da sazı eline etkili alamayınca Göztepe'nin gol atma olasılığı bir şans golüne kalmıştı. O şans golü ki direğin dibinden çıkarılan topun az ardından oluşması bir yana hakikaten çok uzun yıllar sonra gelmesi ve gelişimiyle gerçek ve saf bir şans golüydü. Bu gol Göztepe'nin play off ümitlerinin iyice artmasına direkt çıkma olasılığının da en azından matematiksel olarak devamına neden oldu. Golün Ahmet Sağlam'dan gelmesi de ironikti.



Göztepe bu ve benzeri kolay gibi gözüken maçlardaki performansını az artırabilse güle oynaya şampiyon olabilecekken ne yazık ki bitime üç hafta kala altı puan geride... Direkt çıkabilmesi için Gıresun'un ve Hatay'ın çok ekstra ve fantastik puanlar kaybetmesi gerek. Göztepe'nin de üçte üç yapması... Ligin tartışmasız en iyi kadrosunun oyun oynamayı gerçekten istemesi (ne yazık ki bunu her maç gerçekleştirememenin yanında olabilen maçlarda da ara ara yapabiliyorlar) üç maçı da kazanmaları için yetecektir. Kazansalar da rakipler puan kaybedecek mi bunu zaman gösterecek.

Hüseyin Altınbaş döneminde de kulüp üyeliklerine henüz çözüm getirilemedi... Lakin kredi kartı, altyapı gibi gelişmelerin yanında tesislerin yapımına başlanıp yapılmaya devam edildiği, stad sorununun da çözüme doğru ilerlemesi için beklentilerin ihale eonrası aşamada (henüz rölantide) sürdüğü şartlarda sportif başarı ya da bir üst lige dönüş de dileriz gelir. Gelirse de gelmezse de bunda en en büyük pay sürekli ya da her maç aynı performansı/oyun oynama isteğini göstermekte zorlanan ama bazen zorlansa da kazanan bazen de kazanamayan futbolcuların ve aldığı ve almadığı kararlarla Başkan Hüseyin Altınbaş'ın olacak. Umarım taraftarın istediği mutlu son Göztepe'nin olur.

KÖŞE YAZILARI

  • TEK BÜYÜK GÖZTEPE… TEK BÜYÜK GÖZTEPE…
    Written by Özkan Cengiz 15 Aralık 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Dört maçlık periyodun sonuna geldik, devre arasına girdik. Dört maçın başında hedefi 12 puan olarak belirlemiştik. Dürüst davranmak gerekirse 10 puana da razıydık ama sekiz puanla tamamladık. Olaya başka bir açıdan bakarsak 12 puanla lider olacağımızı düşünüyorduk...
  • Rahat Mı Batıyor? Rahat Mı Batıyor?
    Written by Özkan Cengiz 16 Kasım 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Rahat mı Batıyor? Bu hafta iş hayatımın en zor haftalarından birini geçirdim. Bu sebeple sosyal medya, Göztepe medyası vb Göztepe kaynaklarından uzaktım. Haftalık olağan telefon Göztepe geyiklerimi de yapamadım. Göztepe ile ilgili whats up gruplarındaki okunmayan...
  • Türk Sporunun Güvencesi GÖZTEPE! Türk Sporunun Güvencesi GÖZTEPE!
    Written by Özkan Cengiz 28 Ekim 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net İlk önce bilmeyenler için kısaca özetleyelim. Bugün 28.10.2014 tarihinde Cizre stadında bir maç oynandı. Cizre stadı neresi derseniz iki gün önce ilk özerklik ilanı diye geçilen haberlerde yer alan iki mahallenin ortasında yer alan stad, maça Göztepe kafilesi futb...
  • Göztepe Her Zaman ki Gibi mi? Göztepe Her Zaman ki Gibi mi?
    Written by Özkan Cengiz 22 Ekim 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Pazartesi günü gerek gazetelerin, gerek sosyal medyanın, gerek Göztepe medyasının tepkisi birbirine benziyordu. Göztepe her zamanki gibi! Sezonu aynı hocayla bitirememe geleneği devam ediyor, bunun yanında geçen seneki Özgür Zengin’in görevden alınmasına benzer ya...
Diğer yazılar:

Diğer başlıklar

Twitter