Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk

Sevgili Başkanım,

"Barselona..."

"Real Madrid'i deplasmanda yeneceğiz..."

"Avrupa Kupası alacağız..."

"En geç iki seneye çıkacağız ama bütçemiz bu sene çıkacak bütçe..."

Bunları ben demedim, sevgili Başkanım sen dedin...

Bu sözlerden sonra 15 sene bekleyecek sabır sende varsa da, cemaatte yok bunu unutma sevgili Başkanım...

***

İşi bilene bırakıyorum dedin...

Bıraktıkların altı maçta 2 puan aldı

Küme düşme hattına 3 puan kaldı sevgili Başkanım.

***

İşi bıraktıklarına "Kadro yetersiz risk alıyorsunuz." dediğimizde bize güldüler.

Şimdi maçları Şeref tribününde tamamlıyamıyorlar...

Biz Göztepeliyiz duruma gülemiyoruz, maç sonlarında hep beraber kahroluyoruz.

***

Sevgili Başkanım,

Yakın zamanda değil -daha da geç olmadan- acilen gel...

Küme düşme hattına inmeden gel...

Hatalarında daha fazla diretmeden gel...

Göztepelileri daha da kahretmeden gel...

Göztepe'yi başkasına hele ki Godot'u bekleyenlere hiç benzetmeden gel...

Tribünlerimizde kimse ölmeden gel...

Bomba elinde patlamadan gel...

Süreçte kendini ve Göztepe'yi daha fazla yıpratmadan gel...

Hemen ve sevgi ile gel...

Bekliyoruz...

 

 

 

 

 

 

 

 

Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk

Göztepeli olmak ve Göztepe'yi sevmektir.

Yaşamak için gerekli parayı kazanamazken, bir kazanıp üç harcamaktır.

Bir kazanıp üç harcamaktan, daha da yaşayamaz hale gelmektir.

Ayağını yorganına göre uzatamayıp, yaşayamaz hale gelip şirketleşmek zorunda kalmaktır.

Derneğine sahip çık(a)mamak, yönetimini takımını amatöre düşürecek kabiliyet zenginlerine emanet etmektir.

Kendi işinin başında durmamaktır.

Bırak yönettiğin kurumun orta ya da uzun kısa vadeli tarihinden ders almayı, aldığın iki şampiyonlukta  o ligin üstünde, çıkamadığın iki senede ise o ligin standartlarında takım kurarken; aynı hatayı üçüncü kere yapmaktır.

'Antepliyiz diye bize güvenmiyorlar' deyip aslında yansıtma yaparak İzmirlilere ya da Göztepelilere  güvenmemektir.

Bir mektuba bir senede yanıt verememektir.

Atletico'suna üç atanlara, Real'inden bahsedip 'şampiyon olacağız' diyerekten iç sahada mağlubiyet serisi çekmektir.

Şeref tribününe talip olmak, işler iyi gittiğinde oralarda gözükürken, kötü gittiğinde rakip yöneticilerin gol nidalarına bırakmaktır.

1500 günde kendine bir stad, haydi stadı geçtim bir tesis yapamamaktır.

Yapamamakla kalmayıp belediyelerden arsa dilenmek, "oldu" diye bildirip sessizlik senfonisine devam etmek ve bu esnada tarih yazan taraftarının arsa hediyesini yok saymaktır.

Bunlar olup biterken bir suni, bir normal çim sahada idman yapıp,  her yedi günde ortalama bir futbolcunu en az üç-dört haftalığına oynayamaz hale getirmektir.

Tayfun Özkan'ı gönderip senin adına ödül almasını yok sayarken, -tüm uyarılara rağmen- bu tesis yapısı, Bradley, İdan bunlarla birlikte , mevcut kadro ve bilet politikasıyla Atatürk Stadı'nda oynayıp sportif başarı beklemektir.

Ozkan Cengiz kardesimin deyimiyle sportif başarı ile kulüp üyeliği, tesis, amatör branşlara yetersiz muamele, tesis ve stad konusundaki başarısızlıklar, taraftarın istediği sevdiği ne varsa yok saymak ya da satmak gibi nicelerinin üstünü kapatmak; sportif başarıyi da "yeterli" (!!!:-))(() kadroyla mefta edince ortalığın iğrenç kokmasına neden olmaktır.

Elde kalan kadro yapısıyla Atatürk Stadı'nda Mehmet Altan'in deyimiyle pır pır forvetli takımlara karşı ileri çıkmak, arkanda eldeki stoperlerinle boşluk bırakmak, ne yazık ki gol için yüklenirken gol yemek ve çıkaramamaktır.

Ya da tam atak oynadığın, ileride baskı kurduğun on dakikanın sonunda golü yemek, yine de 'Özcan'ı dinleme saldır Göztepe' cümlesine maruz kalmak kadroyu kurduğun Gultiken ile birlikte istifaya davet edilmektir.

Bu kadroyla 8 puan ve üstüne prim verip, bunu yapma şansı olmayan maçlarda profesyonel futbolcudan çaba beklemektir.

Cam kafeste otururken başkalarına taş atmaktır.

Birilerine ya da birşeylere kızıp kendi kendine kazanması zaten imkansıza yakın olan takıma son dakikaya kadar destek vermemektir.

Göztepeli olmak ve Göztepe'yi sevmektir.

Herşey sadece Göztepe icin.

 

 

 

 

 

Göztepe'nin endüstriyel futbol döneminin gerçeklerine uyum sağlayamaması ve parayı iyi yönetememesi nedeniyle başlayan düşüş periyodunda 1997'de Göztepe'nin futbol şubesinin şirketleştirilmesinden 2002-03 sezonuna kadar olan süreçte 55.000.000 harcayıp takımı bugünün Bankasya Lig’ine milyonlarca borç ile düşüren Bilgin Grubu ortada sağlam bir enkaz bırakmıştı. 2003-04 sezon başında transfer yapabilen Göztepe sonraki dört sene boyunca transfer yapamayıp, amatöre kadar düşmüştü.

***

Her şeyin başı olan 2003-04 sezonunda, Göztepe "arkası 365 gün sonra" şeklinde endam eden düşüş serüvenine topu topu 1 puan fark nedeni ile başlamıştı. O sezon Göztepe Ksk ile üç maç oynadı. TSYD kupasındaki maç 1-1 bitti. Bu maçta alınan cezalarla seyircisiz oynanan ilk maçı Göztepe Faruk’un golüyle 1-0 kazandı. Son maçta ise Göztepe 2-0 öne geçmesine rağmen, Kuddusi Müftüoğlu'nun sahada, polisin ve İzmir siyasilerinin tribünde yaptıklarına karşı koyamayıp, 5-2 mağlup oldu.
***
O sezon Göztepe yedi maç ceza aldı. Bunlardan biri bir önceki sezonun son maçı Fb karşılaşmasından yadigardı. Üçü sezon öncesi oynanan ve berabere biten TSYD kupası maçından sekmişti. Diğer üçü de 8 Şubat 2004 tarihinde oynanan son Ksk-Göztepe maçından miras kalmıştı. O yedi maç ceza alınmasaydı yine de küme düşülür müydü? Kim bilir?
***
Göztepe-Ksk rekabeti kimilerine göre ezeli rekabet... Ezeli kelimesi burada ne kadar doğru tartışılır olsa da şiddeti büyük bir rekabet. 1980 öncesinde pek de esamesi okunmayan bu rekabet, o sezon yerel basının da gazıyla 80.000 kişilk ikinci lig derbisi ile başlayıp, 2004’e kadar geldi. O sene Göztepe’ye altı maç ceza ve küme düşmeye mal olup, yedi sezonluk es verdi... Göztepe'nin küllerinden doğmasıyla başlayan sürecin ardından da bugünlere gelindi. Olay basketbol ve voleybol sahalarında da şiddetini korudu.

***

Rekabetin şiddetini nasıl ölçelim? Türkiye’de futbolda rekabet denince akla ik Fb-Gs rekabeti gelir. Geçenlerde Bağdat Caddesi’ne yolum düştü. Orada Gsstore gördüm. Şaşırmadım desem yalan olur. Güzelyalı’da Ksk store açsa ya da tersi sonu nice olurdu? Olayın şiddeti işte bu kadar... Başka ne kadar? Rakibine sela okutacak, lokma döktürecek, tabut yüzdürecek, adam yaralayacak kadar...

***

Bu rekabetten kim ne kazandı? Göztepe'ye tek faydası oldu. Takımın İstanbul takımları ile rekabet edemediği süreçlerde taraftarını bir miktar diri tutmasına yaradı. 100 yıllık tarihinde ulusal düzeyde tek bir kupası olmasa da, Ksk'de de Göztepe sayesinde azımsanmayacak bir futbol taraftarı kitlesi oluştu. Ksk de Göztepe sayesinde varolan kitlesini diri tuttu, çoğalttı. İki takım da bolca ceza aldı. Bu cezalar nedeniyle 2003-04 sezonunda diğer takımlar yerine Göztepe düştü. İki takımın adı dünya derbileri arasına girdi. 1997 öncesi dönemlerde iki takım birbirini yerken, başkaları aradan sıyrıldı. İki takımın da taraftarı birbirini kovalarken, kahve-çarşı basarken,  iki takım da holiganizm ile anılır oldu. İzmir'de her iki takımın da hinterlandında hatırı sayılır sayıda İzmirli olup da, İstanbul takımı tutan bir kitle oluştu... Göztepe'de Karşıyakalı, Karşıyaka'da Göztepeli rahat edemezken, üçlü oligarşi ve taraftarları kazandı.

***

Cumartesi saat 20:30'da Atatürk Stadı'nda rekabette yeni bir sayfa açılacak. İki takımın da kadrosunu büyük oranda yenilediği uzamış sezon arasının ardından, Şubat 2004'ün 7.5 sene sonrasında vuslat zamanı... İki takım da ilk hafta mağlup... Teknik direktörler stresli... Taraftarlar hararetle maçı bekliyor. Pankartlar, sloganlar...Hazırlıklar hummalı...

***

Dilerim yedi sene sonra gelen bu maçın keyfi çıkarılır.  Dilerim doping ve şike kelimelerinin anılmadığı, hakem ya da emniyet ile ilgili rezaletlerin konuşulmayacağı bir maç olur. Dilerim yalnızca futbol konuşulur... Dilerim iki taraftar grubu da birbirini çileden çıkartacak işler yapmazlar. Dilerim Pazar akşamı için "İzmir'den istenmeyen görüntüler..." demek için ellerini ovuşturmakta olan İstanbul tvlerinin editörleri avuçlarını yalarlar. Dilerim kimse yaralanmaz, kimsenin burnu kanamaz, dilim varmıyor ama kimse ölmez. Dilerim Göztepeliler ve Kskliler kendilerine ayrılan yerleri doldurur ve tüm Türkiye'ye "futbol üçlü oligarşiden ibaret değildir." mesajı verilir. Dilerim her iki takım açısından da kaybedilen yalnızca puanlar olur, para-saha kapatma cezaları değil... Dilerim taraftarlar birbirlerine küfür ettikçe alacakları cezalarla ancak her iki takımın rakiplerinin kazanacağını kafalarında tutabilirler ve öfkelerine hakim olabilirler. Dilerim şans Göztepe'mizden yana olur, seyirci avantajını kullanarak kazanır ve o gece dünyanın heryerindeki Göztepeliler yıllar sonra tam olmasa da biraz daha huzurlu bir uyku uyurlar. Dilerim sene sonunda her iki takım da Süperlig'e çıkar, kazanan İzmir olur ve böylelikle bir sene sonra birbirlerini yemek yerine üçlü oligarşi ile rekabet ederler...

***

Herşey sadece Göztepemiz için...

Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk

Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk

İlk onbirde geçen sezona göre %70-80 oranında yenilenme olan Göztepe için beş maçta alınan 8 puan bu maçta alınabilecek 3 puan ile birleşseydi, yeni kurulan bir takımın ilk altı haftası için oldukça iyi bir noktaya erişilmiş olunacaktı... Lakin Altınbaş döneminin 1500. gününü de devirirken hala kendi tesislerinde idman yapamamayla süren sakatlıklar serisi dahil devam eden yanlışlıklar bu başarıya engel oldu.

***

Günümüz futbolundaki temel gerçekler beklerin orta yapabilir ve kanatlarından gelecek ortaları kesebilir,, stoperlerin de ortadan ve kanatlardan gelen ortaları engelleyebilir olmalarıysa,  bu gerçeklere uyum sağlamakta neden bu kadar başarısız olunduğunun iyice irdelenmesi gerek...

Bankasya Lig'inde aslında tüm dünyada alınan yabancıların takıma üst düzeyde katkı koyması beklenir. İlk altı hafta itibariyle takımın scout ya da Sn. Fevzi Sürücüoğlu'nun deyimiyle sükut ekibi pek başarılı işler yapmış gözükmüyorlar. Özcan Kızıltan geçen senenin en başarılı futbolcusu Tayfun Özkan'ı da bu ligde altı maç üstüste 90 dk oynatsaydı herhalde en az 1 gol (O da...) atardı.

Bismark neden oynatılmıyor? Hazır değilse neden alındı ya da altı haftada da hazırlanamayacaksa ne kadar sürede hazırlanacak?

Aydın Karabulut ise başka bir olgu. Yaratıcılık katsayısı belki de takımdaki en yüksek adam ama sanki laubalilikten (???) ve yaratıcılığı nerede yapacağını tam bilememekten ya da Özcan Hoca'nın yaratıcılığını değerlendirememesinden takıma zarar veriyor. Özcan Kızıltan'ın kendisine sağ kanatta o kadar dakika nasıl tahammül ettiğini anlamak zordu. Sol ayağını çok daha etkili kullanabilen Aydın biraz da sol iç ya da forvet arkasında oynasa daha faydalı olabilir mi diye düşünmeden de edemiyor insan. Son noktada Aydın Karabulut nerede oynarsa oynasın sağ açık ya da iç gibi verimli olamadığı kesin...

 

***

Atatürk stadı... 1970lerin ortalarında yapılmış 40 yıllık stadyum. Ara ara yapılan bakımlar çatısıının ve tuvaletlerinin akmasını engelleyemiyor. İzmir'in verdiği dört lira verginin ancak 1 lirası İzmir'e yatırım olarak dönerken. İzmir dışında hemen heryere stadyum yapıldı. İzmir'de ise ilk stadyum ironik bir şekilde Buca'ya yapıldı. Şimdi de tüm İzmir 100 yıllık tarihinde futbolda tek bir ulusal kupası olmayan Ksk'ye stadyum kazandırmaya çalışıyor. Tüm bu komediler esnasında Göztepe yönetimi maçlarını emektar Atatürk Stadı'nda oynamaya çalışıyor. Atatürk Stadı seyirci sayısı 15.000 kişinin altında kaldığında seyircinin sahaya etkisinin hiçe yakın olduğu bir yapı. Kapalı tribünün yarısı bile kapalı değil. Bunların hepsinin üstüne bilet fiyatları yazı tura ya da rüyada istiare hesabı ile bir hafta 30, bir hafta 25 diğer haftaysa 20 TL şeklinde "Güncellenince" zaten her maçın açık kanalda yayınlandığı ortamda baskı yapacak sayıya ulaşmak Boluspor maçındaki gibi zor oluyor.

Atatürk Stadı'nda 86 yıllık Göztepe'ye "Göztepespor" demeyi başaracak kadar izansız insanlar anons yapıyor ya da o anonsun başına bir Göztepeliyi oturtacak kadar basiret henüz oluşamamış.

***

Bir soru...Bu maç Alsancak'ta ya da bir maçlığına Bucaspor'un yeni stadyumunda oynansaydı (belki kendi stadımızın olması nedir anlaşılırdı?),  aynı sayıda seyirci ile sonuç yine bu olur muydu?

***

Her halükarda neticeye gelirsek "O, bu ve şu..." derken son noktada ne sahada, ne de tribünde senkronizasyon sağlanamadı... Skor yürekte huzur değil kahır oldu.

***

Sonuç olarak iki Ümit Milli oyuncu nedeniyle ertelenen lig çalışma ile geçmiş gözükmüyor. Dilerim önümüzdeki yedi gündeki iki maçta bu kayıp puanlar telafi edilir ve bu ligde alınan her puanın değeri bilinerek, iç saha yenilgisi alışkanlık haline getirilmez... Aksi başta her zaman en zayıf halka olan teknik direktör koltuğunun şu anki sahibi Özcan Kızıltan (Ümidim o ki daha uzun yıllar şampiyonluklarla beraber doldurmaya devam eder lakin kolay değil son 50 yılda Adnan Süvari dışında iki seneyi tamamlayan olmadı...) olmak üzere bu takımı yöneten herkes için sıkıntılı olabilir. Umarım yönetim, teknik ekip, futbolcular ve tribün yani Göztepe kurumu tez zamanda kendilerine gelir.

Herşey sadece Göztepemiz için...

 

Oğuz Reşat Sipahi
http://www.sipahi.tk

"Futbolda istikrar önemlidir... Biz istikrardan yanayız...Scout ekibimiz dünyanın pekçok yerinde futbolcu aramaya devam ediyor...Transfer listemiz hazır..." Bunlar Ali Gültiken, Özcan Kızıltan ve kulübümüzü yönetenlerden duyduğumuz veciz cümlelerdi sezonun sonuna doğru ve sonrasında...

Herhangi bir meslekte çağın doğrularını ne kadar çok bilip-uygulayabiliyorsanız o kadar iyi noktalara gelirsiniz.

Futbolda kadronuzun yarısından fazlasını değiştirmek süreklilik ve birlikte oynamaktan gelen avantajları azaltan bir karar. Bunu Ali Gültiken, ona topun yönetimini bırakan Başkan İmam Altınbaş ve Özcan Kızıltan da biliyor... Biliyor da ne yapıyorlar? Geçen senenin en önemli futbolcularından Tayfun Özkan gitti, yedekleri kaldı. Şampiyonluk maçı Çankırı Belediyespor karşılaşmasının onbirinden beraberlikle biten hazırlık maçlarının onbirlerine yadigar kalan 2-3 kişi gözüküyor... New York'taki kelebek kanadını çırptığında, dünyanın öbür tarafında değişiklikler meydana geliyorsa, yapılan tüm bu kadro değişiklikleri de elbet bir takım değişiklikler yaratacak.

Bu paragrafta yüklemi gelecek zaman şeklinde biten cümleler konusunda dilerim yanılırım. Bununla birlikte olanların anlamı nedir? Yine silbaştan yapıldı..."İstikrar" Türk Dil Kurumu sözlüğünde sevdiğimiz, telaffuz etmekten hoşlandığımız lakin uygulamaktan hazzetmediğimiz, bünyeye ters gelen bir kavram olma durumunu korudu. Göztepe taraftarına, "Siz çok sevin, biz başka takıma şutlayalım ama yedeklerini değil..." mesajı bir kez daha verildi. Bankasya Liginde Göztepe'ye psikolojik üstünlük sağlayacak bir transfer politikası izlenmedi. Dillere destan Scout ekibimizden ilk etap kamp bitmesine rağmen tek yabancı transfer çıkmadı. İlk altı-sekiz hafta sıkıntılı olacak. Sıkıntı çok olur, fikstür ters gider, iç sahadaki alışma döneminde olumsuz sonuçlar çok olursa, taraftar muhtemelen tepki verecek.  Bir ihtimal en zayıf halka teknik direktörden başlayan istifalar olacak. Yeni bir teknik direktör, kendi kurmadığı kadroyla başbaşa kalabilecek, bu da ara transferde br daha silbaştan olasılığı yaratacak.

Bu arada kendi yanlışlarını, şampiyon olmuş voleybol takımını ligden çekmek, amatörden ve 2b'den o kadar para harcayıp çıkamamak dahil affedenler, destek isteyenler herkes kadar zam almayınca isyan eden İlyas Ağabey'e o yüce gönlü henüz gösteremedi.

Vaziyet budur. Dilerim öngörülerim yanılır. Umarım fikstür kötü denk gelmez, teknik kadro yeni malzemelerden yine iyi bir aşure çıkarmayı başarır ve son 50 senede Göztepe'de iki sezonu ardı ardına bitirebilen bir teknik direktörümüz daha olur.

Herşey sadece Göztepemiz için...

KÖŞE YAZILARI

  • TEK BÜYÜK GÖZTEPE… TEK BÜYÜK GÖZTEPE…
    Written by Özkan Cengiz 15 Aralık 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Dört maçlık periyodun sonuna geldik, devre arasına girdik. Dört maçın başında hedefi 12 puan olarak belirlemiştik. Dürüst davranmak gerekirse 10 puana da razıydık ama sekiz puanla tamamladık. Olaya başka bir açıdan bakarsak 12 puanla lider olacağımızı düşünüyorduk...
  • Rahat Mı Batıyor? Rahat Mı Batıyor?
    Written by Özkan Cengiz 16 Kasım 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Rahat mı Batıyor? Bu hafta iş hayatımın en zor haftalarından birini geçirdim. Bu sebeple sosyal medya, Göztepe medyası vb Göztepe kaynaklarından uzaktım. Haftalık olağan telefon Göztepe geyiklerimi de yapamadım. Göztepe ile ilgili whats up gruplarındaki okunmayan...
  • Türk Sporunun Güvencesi GÖZTEPE! Türk Sporunun Güvencesi GÖZTEPE!
    Written by Özkan Cengiz 28 Ekim 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net İlk önce bilmeyenler için kısaca özetleyelim. Bugün 28.10.2014 tarihinde Cizre stadında bir maç oynandı. Cizre stadı neresi derseniz iki gün önce ilk özerklik ilanı diye geçilen haberlerde yer alan iki mahallenin ortasında yer alan stad, maça Göztepe kafilesi futb...
  • Göztepe Her Zaman ki Gibi mi? Göztepe Her Zaman ki Gibi mi?
    Written by Özkan Cengiz 22 Ekim 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Pazartesi günü gerek gazetelerin, gerek sosyal medyanın, gerek Göztepe medyasının tepkisi birbirine benziyordu. Göztepe her zamanki gibi! Sezonu aynı hocayla bitirememe geleneği devam ediyor, bunun yanında geçen seneki Özgür Zengin’in görevden alınmasına benzer ya...
Diğer yazılar:

Diğer başlıklar

Twitter