Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk

Sevgili-değerli futbolcu kardeşlerim,

Bu ligin en iyi oyuncuları sizlersiniz...

Sizi engelleyen neyse-nelerse silin, silemiyorsanız yok sayın oynayın...

Derdiniz neyse unutun oynayın...

Artık oynayın futbolcu kardeşlerim...

Kendiniz için oynayın...

Başkan için oynayın...

Yalnızca para için oynuyorsanız onun için, banka hesaplarınız için oynayın...

Biz Göztepe taraftarı bu ligde, ıssız garip köşelerde  olmaktan son derece  kederli, mutsuz ve de huzursuzuz...

Armamızı-kendinizi-bizi bu ... ligden kurtarmak için oynayın...

Bizim için oynayın...

Tribünlere ir bakın, sonu sevinç de, keder de olsa tribünde iç-dış saha fark etmez her maç orada sizler için, arma için yerini alan yenidoğanlardan, 70liklere kadar, sizleri izlemeye gelenler için oynayın...

Kendiniz için oynayın...

Mesleğiniz bu olduğu için, hayatınızı futbol oynayarak kazandığınız için oynayın...

Gelecekte çocuklarınıza "Ben her maç elimden gelenin en iyisini yaptım..." diyebilmek için oynayın...

Peşinden gittiğimiz, gençliğimizi, yetmedi orta yaşımızı harcadığımız, Allah izin verirse ya da bir ömür boyu sürse de daha fazlasını da harcayacağımız, sizlerin yeşil sahada kalbinizin üstünde taşıma onuruna sahip olduğunuz, halen ekmek paranızı kazandığınız armamız için oynayın...

Oynayın...

Yalnızca 15 dk değil 90dk maçtan bir saniye kopmadan oynayın...

Yedi maç mı olur on maç mı bilmem... Neyse hepsinde oynayın...

Olduğunuz gibi-hatta üstüne ekleyerek en iyi performansınızla oynayın...

Direnerek-isyan ederek oynayın...

Canınızı dişinize takarak, formayı sırılsıklam ederek oynayın...

Lütfen oynayın ve sizi de, bizi de armamızı da bu ligden kurtarın...

 

Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk

Hatayspor maçı öncesinde Atatürk Stadı'ndaki son idmanda futbolcuların hırsı üst düzeydeydi. Ligin en iyi kadrosuna sahip takımın oyun içi ciddiyeti kaybettiğinde herkese puan vermesi sürpriz nasıl değilse tüm takımları yenmesi de sürpriz değildi... Nitekim Hatay'ı yenip geldiler... Maç sonrasında havaalanında karşılama törenlerinin ardından Zafer Turan önemli bir cümle söyledi "Az hata yapan kazanacak...".

Sonrasındaki Malatya maçı yılın en kritik maçıydı belki de... Ne yazık ki Çarşamba maçıydı... Nitekim Pendik'de Hatay puan kaybetti...Kazansak lider olacaktık... Göztepe de 80. dk itibariyle liderdi. Malatya 58. dkda ikinci santrafor olarak İlyas Çakmak'ı yani Göztepe'nin ilk devreki ikinci santraforunu aldı. Göztepe ise sonrasında birinci (ve maçtaki tek) santraforunu yani Şaban Yılmaz Genişyürek'i çıkarıp yerine İlyas Çakmak'ın yerine aldığı Tunç Behram'ı koydu. 81. dkda gelen yedek santraforun yani Tunç Behram'ın atamadığı pasda giden ikinci santrafor İlyas Çakmak derin topa depar atıp stoperlerimizi ekarte ederek durumu 1-1 yaptı. Göztepe liderlik şansını, seriyi üçleme şansını kaybetti. Olumsuzken olumsuz giden olumluyken de olumlu giden takımın dengesi bozuldu. Topçular istediği için Atatürk Stadı'nda oynanması da giden oyuncunun rakibimize verilmesi de (her giden gibi bizim maçlarda harikalar yaratması hatta deparla gol atması vs) hata ve pekçok Göztepeliye göre puan kaybının en önemli sebepleriydi.

Çankırı maçı klasik lig sonuncusu maçıydı... Bu ahir ömrümde defalarca ama defalarca tekerrür ettiği gibi bu maçta da yine yeni yeniden lig sonuncusuna puan verdik... Ardından teknik direktör Zafer Turan istifa etti. Başkan önce kabul etmedi sonra etti...

Ardından teknik direktör arayıp kimse ile anlaşma aşamasına gelemeyerek bitirdi süreci Başkan Hüseyin Altınbaş... Kartalspor maçına hatta yetmedi Giresunspor maçına bir önceki yardımcı antrenörümüzle çıkmaya karar verdi. İlk maç için aldığı risk kayıpla sonuçlandı. İkinci maçta da aynı riski aldı... Tacettin Bakacak Oktay Çevik'vari bir başarı gösterebilecek mi zor olmakla birlikte dilemekden başka çaremiz yok... Maçın toplam 20 dakikasında futbol oynayıp üç gol bulup, üç pozisyon da daha harcayıp, 3-3 bitirmek ironikdi.

An itibariyle ikinci devrede ilk devreki ilk 8 maç gibi 12 puan almış durumdayız (ortalama 1.5). Önde olmamıza rağmen skoru korumayı başaramayarak galip gelmeyi beceremediğimiz Malatya-Çankırı-Çanakkale maçlarını kazanmaya muvaffak olsaydık şu anda liderdilk.

İlk devre sekizinci maçtan sonra Hatay sekiz maçlık bir seri çekmiş son maç Giresun maçına kadar ve yalnızca 3 puan kaybetmiş. Giresunspor 9. haftada Göztepe'mize yenildikten sonra 12 puan daha kaybetmiş. Göztepemiz ise Giresunspor maçını 1-0 alıp sonrasında 7 puan kaybetmiş (Üçü Tarsus önünde...).

İlk devreki kadrodan farklı olarak daha rahat pozisyon veren bir defansif yapımız var. Kartalspor maçında ilk devre 5-6ı maçda verdiğimiz kadar pozisyon verdik. Buna karşı ligin en iyi kadrosu bizde transfermarkt verilerine göre... Başkan Hüseyin Altınbaş'ın henüz oynamadığı kartlar kariyerli teknik direktör-sportif direktör ya da genel kaptan ve oyuncularımızın sürekli kamp yapabilecekleri bir ortamı organize etmeyi aylardır başaramamak... Urla tesisleri bitene sezon da bitecek muhtemelen...

Hatay'ın aynı performansı bu devrede de gösterebileceğini sanmıyorum. Sarıyer-Kartal-Malatya-Tarsus-Dardanel deplasmanları var. Son maçları da Giresun ile... Giresun da bir kez puan kaybederse bunun devam etme olasılığı az değil... Yukarıda da belirttiğim gib ilk devre Göztepe'den sonra 12 puan kaybetmişler...Şurası kesin ki bu sefer seriyi biz çekersek ya da rakiplerimizden yeterince az hata yaparsak bu ligden kurtulmayı başarırız. Bunun olması için başta futbolcular olmak üzere teknik kadro,  Başkan ve taraftarın kollektif olarak bu işe odaklanması lazım... Oyuncuların, saçma sapan goller yemekden vaz geçmeleri, teknik kadronun en iyi seçimleri ve değişiklikleri yapması, Başkan'ın oynamadığı kartları oynaması ve taraftarın maça daha fazla müdahil olmak için çaba harcaması gerekiyor... Kartal maçındaki yapmadıkları gibi sakatlanınca çıkmaları (Rakibiniz protesto yaptığında oynamamanıza saygı duymakla birlikte gördüğünüz gibi siz sakatken rakip golü atmam demiyor...), maçın 20 dksında değil tamamında oynamaya çalışmaları, rakip ataklarda ve son dakikalarda oyuna konsantrasyonlarını kaybetmemeleri gerekiyor...

Tüm bunlar olurken hibe eden Başkanların son örneği (Ondan sonra verip geri alan yani hibe etmeyenler, vermeden varolanı ve çok daha fazlasını harcayarak borçlandıranlar geldi...) Göztepe için yapılabilecek fedakarlıkların bilinen belki de en uç örneği Bülent Başkan vefat etti. Allah gani gani Rahmet eylesin... Mekanı cennet olsun... Çok daha fazlasını pekçoğumuz için fazlasıyla önemli bir karakter olan Özkul için duygularıma hakim olup, yazabilir hale geldiğimde yazacağım lakin...

Evet en çok hata yapan değil, az hata yapan kazanıyor ve kazanmaya devam edecek ve bu ıssız kuytu köşelerden garip saha ve tribünlerden kurtulacak... Umarım oyuncularımız olumsuzu olumluya çevirmede ilk adımı yarın atar ve gerisini de getirip Armayı buralardan döndürmeyi başarır...

En azından bu kerelik başta Bülent Başkan olmak üzere tüm Ölümsüz Göztepeliler için...

Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk

Yapmak...

Yapmamak...

Bezgin Bekir gibi hiçbirşey yapmamak...

Göbeğini kaşırken yapana da engel olmak...

Yönetmek, yönetmemek, yönetememek, yönetene engel olmak...

En iyisini yapmak için çaba harcamamak...

Neredeyse hatta bir olasılık aynadaki aksinle kavgalı olmak...

İnsanları tanıyamamak...

Herşeyin doğum yeri o dünyayı aydınlattığın 14 Haziran kutlamaların kaynağı, 14 Haziran 1925 doğum tarihli derneğini unutmak-boşta bırakmak...

Kavgadan kaçmak...

Dernek üye listeleriyle oynamak-Göztepe tarihinin belki de en büyük kötülüğünü yapmak...

Yönettiğin kulübü/ülkeyi batırma pahasına kendi çıkarlarını korumaya çalışmak...

Sahip olduğun en önemli taşınmazı dağdaki tavşanları bile güldürecek sebepten elden çıkarmak...

İçeride veya bir yerlerde sermaye biriktirememek...

Takımı sanki kulüp binası düşürmüş gibi davranarak kendi kulüp binana şiddet göstermek...

Derneğini yönetip, yürütemeyip, yanlış şirketleşmek...

Zamanında ve yeterince yatırım yapamamak...

Futbolcu olarak kendini geliştirecek çalışmaları yerine getirmemek...

Holding şirketinden kişisel şirket sürecine geçişte yine yeterince toplanamamaya devam etmek...

Kendi stadınla ilgilenmemek...

Kendi stadınla ilgiyi görev tanımın içinde kabul etmemek...

Futbolu bilmediğini bilip, kendini bilmemek..

Hatalara karşı tahammülsüz olmak...

Çağın değişimlerine ayak uyduramamak...

Futbolcu transfer edip teknik direktör transfer etmemek...

Futbolcuyu da geç getirmek...

En büyük sorununun ne olduğunu bilmene rağmen yıllar boyunca elini kıpırdatmamak...

Bir kişinin yaptığı doğru ve yanlış hareketlere ya da ağzının içine mahkum olmak...

Teknik direktörün arkasındayız... Ne olursa olsun kalacak... Camiayı toplayıp, birliktelik konuşmaları... Deplasman galibiyeti ardından hizmetleriniz için teşekkürler...Son beş cümleyi aynı zaman periyodunda yaşamak... Ardından yine yeniden Peximet Cafe'de başlayan taze teknik direktör siklüsü...

Teknik direktör kursuna gitmeyerek kulübünü yeteneklerinden mahrum bırakırken, kulübeyi teknik direktörüne zindan etmek...

Oradan topa toplamda on kez vurmadan "Topa öyle vurulur mu?" demek... Daha iyi vurduğuna inanıyorsan yine kulübünü yeteneklerinden mahrum etmek...

Taraftarı olan bir spor kulübünü New York'daki bir şirket ile karşılaştırmak...

Tehlikeleri öngörüp önceden çözüm getirememek...

Başarısızlıklardan eleştirilerden ders alamamak..

Başarısızlıklarda ders alıp, toparlanıp, başarı için dirayet gösterememek...

"Yıkılmadım ayaktayım" diyebilmek...

Yapmak...

Yapmamak...

Bezgin Bekir gibi hiçbirşey yapmamak...

Göbeğini kaşırken yapana da engel olmak...

Yönetmek, yönetmemek, yönetememek, yönetene engel olmak...

 

 

Oğuz Reşat Sipahi

www.sipahi.tk

1925'de kurulmuş Göztepe Spor Kulübü'nde 1997'de başlayan şirketleşme süreci ve on yıl sonrasında 2007'de başlayan Altınbaş Holding-İmam Altınbaş dönemi 2013-Mayıs'ın sonunda bitti. Yerine  Hüseyin Altınbaş dönemi başladı.

Bu yaklaşık sekiz-dokuz aylık sürede takımın 89 yıllık iki probleminin çözümü açısından azımsanmayacak bir ilerleme sağlandı.

Yedi yıllık Altınbaş döneminde bir türlü çözülemeyen tesisleşme işi Urla'da yapım aşamasına geldi. Tesisler bitime doğru ilerlemeye devam ediyor. bitişe doğru ilerliyor...

Başkan Hüseyin Altınbaş görev alanı tanımına pek almasa da Göztepe tarihi için önemli bir dönüm noktası Stad için ihale yapıldı...

Sosyal ilişkide çok da girişgen olmayan bir izlenim veren sportif başarıda ortaya çıkmayı daha çok seven İmam Altınbaş gitti, en önemli özelliği insan ilişkisi olarak tanımlanabilecek başarısızlıkda da maça gelen, insiyatif alan Hüseyin Altınbaş geldi.

Karar almadan önce kılı kırk yaran İmam Altınbaş gitti bazen fazla hızlı hatta bazen fevri karar alıyor izlenimi veren Hüseyin Altınbaş geldi.

Hentbol şubesini neredeyse yok sayıyor izlenimi veren İmam Altınbaş yerine, hentbol için birşeyler yapan bir Başkan Hüseyin Altınbaş geldi.

İzmir'e altı ayda bir gelen, maça gelmesi bile haber olan Başkan İmam Altınbaş gitti, haftanın tamamını olmasa da çoğunu İzmir'de takımla geçiren her maça gelen Başkan Hüseyin Altınbaş geldi.

Başkan Hüseyin Altınbaş kulüpde Göztepeli profesyonellerin sayısını artırdı.

Camiayı biraraya getirme için en azından çaba harcadı.

Bütün bunlara karşı...

Holding takımı pozisyonundan kişisel takım pozisyonuna geçmiş görünümündeyiz, holdingin stad süreci ile ilgilenişinden tamamen çekilmediklerini anlasak da...

Buna bağlı olarak daha kurumsal yanlışlardan daha kişisel yanlışlara geçmiş görünümdeyiz...

Sportif başarıda lig için kurulan iyi kadroya rağmen (Transfermarkta göre hala en iyi kadro bizde...) istenen sonuçlar hala gelmedi...

Başkan Hüseyin Altınbaş'ın gelişme sağlayamadığı konulardan biri kulüp üyelikleriyse diğeri de teknik direktör kıyımı serisine son verememesiydi...

Sene başında Göztepelist'e verdiği röportajda futbolu bilmediğini belirten Başkan Hüseyin Altınbaş'ın sportif direktör sistemini geri getirmesi olumlu hareketlerin bir başkasıydı. Altınbaş döneminde sportif başarı gelirken birinde Barış Güçlü diğerindeyse Ali Gültiken önemli rol oynamıştı. Lakin Başkan Hüseyin Altınbaş ve/veya Özgür Zengin en iyi kadroya en iyi teknik direktörü getirmeyi başaramamaya devam ettiler. (Barış Güçlü iki üst ligden Akif Başaran ile, Ali Gültiken ise yine bir üst ligden şampiyon olan Özcan Kızıltan ile başarılı oldu...)

Daha ilk hafta Hüseyin Altınbaş kendi ve/veya Özgür Zengin'in ilk teknik direktör seçimi Erhan Altın'ı yanlışladı. Yerine Özgür Zengin'i getirmesi o an için kimilerine göre doğru ama er geç öğütülecek (Son yirmi yılda bir kere sezonu aynı teknik direktör ile bitirdik) bir pozisyon olduğu için pekçok Göztepeliye göre yanlış karardı. Ki Özgür Zengin yarım sezonu takım ile ikinci sırada bitirmesine rağmen öğütücü sisteme dayanamadı ve aslında er-geç beklendik bir şekilde hizmetleri için teşekkür edildi. Yerine yine eski Kaptan olması dışında teknik direktörlük açısından kayda değer bir başarısı henüz olmayan Zafer Turan geldi. Bu arada gönderilen topçuların yerine aynı ayardakilerin gelmemesine paralel olarak yine ilk devredeki altı hafta gibi en kritik maçlarımızı takımı tanımaya çalışan bir teknik direktörle oynamaya devam ediyor, alışma devrini de Göztepe olarak puan kayıplarıyla süslemeye devam ediyoruz.

Bu esnada Hüseyin Altınbaş/Zafer Turan'ın yaptığı bazı transferler pekçok Göztepelide menajerlerin Göztepe sistemini kötüye kullandığı Başkan'ın da bunun bilerek/bilmeyerek kurbanı olduğu izlenimi veriyor...

Şu noktada neler yapılabilir?

Yeniden teknik direktör değişimi yine altı haftalık takımı tanıma süreci (Halil Akbunar'ı yine yeni yeniden sağa çekme hamleleri vs) ile sonuçlanacaktır. Ama sonuçlar üç hafta daha olumsuz giderse Zafer Turan'ın kalması da kolay olmayacaktır. Yerine aynı ayarda teknik direktör geldiği sürece değiştirmenin çözüm olmadığı söylenebilir. Umarım takımı tanıdıkdan sonra daha başarılı olacaktır. Buna karşı takımı tanıdığında bu sezon için umarım çok geç olmaz.

Yeniden bir sportif direktör getirmek... Mümkünse özgül ağırlıklı biri... Varolan Göztepe sistemini istismar etmeyecek Türk futbol sisteminin vahşi ortamında en azından Göztepe'nin hakkının yenmesine engel olabilecek biri...

Üçüncüsü Urla tesisleri bitinceye kadar takımı İzmir'in biryerlerinde ya da başka bir şehrin biryerlerde birarada tutmak... Her kamp döneminde "Bu takım deler" denen futbol takımı nedense İzmir'e gelince bağır delme serisi çekiyor. Belki birarada kalırlarsa kamp performansları geriye getirilebilir. Aynı mekanda idman yapabilmek sıkça idman yeri değişiminden kaynaklanan sakatlık sorunlarını da azaltacaktır Nitekim devre arasının bana göre en anlamlı transferi Hasan Ali Durtuluk da normal sezonun en önemli maçlarında oynayamayacak...

Dördüncüsü bu takımın hücum gücünden Cihan Yılmaz'ın katkısını çıkardığımızda -10-15 puan civarında kayıp olacağının, Şaban'ı da çıkarttığınızda toplam performansın takımı getireceği yerin küme düşme hattına yakın olacağının unutulmaması...

Beşincisi kritik maçlara ekstra prim konması...

Son önerim de tribünlerin açık kapalı sahaya olumlu etki etmek için ekstra çaba harcaması... Kapalı açık durmadan ıslık-tezahürat serisi çekebilmesi... Ölüyü dirilten tezahüratların geri gelmesi... Üstüne  tribün dışında da (idmanlar vs) olumlu dokunabilmek için de çaba harcanması... Sevgili Özkan Cengiz kardeşimin de belirttiği gibi eskiden kötü takımı iyi oıynatabilen motivasyon gücünü tekrar oluşturmaya çalışmak için çabalamak...

Futbolda o-bu ya da şu sebepden sürekli mutluluk diye bir sonuç/reçete/yaşam biçimi yok. Ne yazık ki takım yapılan herşeye rağmen arada yenmeye-arada yenilmeye ve berabere kalmaya devam edecek. Göztepeliler de ne yazık ki mevcut istatistiklerle iki haftadan birinde mutlu diğerinde mutsuz olmaya devam edecek. Bütün bu iniş çıkışlarda Göztepe yapısının on yıllardır süren sorunlarına çözüm getirebilmek önemli. Bu esnada futbol takımının başarısı için gerekli ilerlemeleri yaşayabilirsek ancak ballı börek olarak nitelendirilebilir.

Bütün olumsuzluklara rağmen Göztepe ilk devre ilk dört hafta performansının şu an bir puan gerisindedir. Göztepe Hatay ve Malatya maçlarını alırsa direkt şampiyonluk olasılığını artıracak ve psikolojik üstünlüğü de ele geçirerek korumaya devam edecektir. Puan kayıplarında hala şampiyonluk olasılığı için, başta Hatay olmak üzere diğer takımların ilk devre yaşamadıkları puan kayıplarından fazlasını kaybetmelerini ve daha çok kazanmayı ummak ne yazık ki zorunlu hale gelecektir. Şu da gerçek ki Göztepe bu iki maçda puan kaybetse de sonradan toparlanırsa yine diğer sonuçlara göre şampiyon olabilir. Fikstür altıncı haftadan sonra nispeten daha kolaylaştığı için ve Zafer Turan da takımı tanıyacağı için takım aynı ilk devreki gibi daha fazla puan alacaktır.

Umarım Göztepe Konya maçında kazanmaya başladığı gibi devam eder, ve sezon sonunda Göztepe'yi hayat meselesi olarak gören Başkan Hüseyin Altınbaş ve armayı hayatının en önemli parçası olarak gören taraftar dahil herkes mutlu olur.

Herşey sadece Göztepemiz için...

Not: Defansımız ileri çıktığında arkaya atılan toplar ile sıkıntı yaşama olasılığımız artarak devam ediyor.

Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk

Yeni kurulan takımlar için minimum alışma devresi olarak kabul edilen ligin ilk altı haftasının üç hafta ardından Giresunspor ile oynadık.
Dardanel maçının ardından Bu sezon çıplak göz ile seyredebildiğim ikinci maçtı. İlk onbirde geçen sezondan bir tek Aytek vardı.


Maç sonrasında stadyumda yaklaşık 6-7000 kişi olmasına rağmen 4600 civarı biletli seyirci bildirildi. Maça para vererek girme oranımızı artırıp, sahada yapmayı çok beceremediğimiz 2'ye 3'e birleri tribüne girerken yapmaktan vazgeçersek belki aradaki fark azalır... Kapıları iki kamera ile izlemek kaçakların ne kadar olduğunu anlamakda faydalı olma olasılığı olan bir uygulama olabilir.


Maçta ilk devre organize atak yapmakta ve geri dörtlüden, kendi ceza sahamızın ön kısmından tehlikeli bölgeye-rakip ceza sahasına top aktarımında çok zorluk çektik.Tolga ve daha ilerideki Cihan topla buluşmada zorlandılar. Oyunu Aytek kurmaya çalıştı, zorlandı,  yapamadığında da kaptırdığı toplar bize tehlike olarak geri döndü. Eğer Yavuz ilk 10-15 dk çok net üç pozisyonu kurtarmasaydı maçın sonunda ciddi sıkıntılı günlere yelken açmış olacaktık.


İkinci devre Halil Çelik cikti ve Halil Akbunar girdi. Akbunar 45 dk boyunca canını dişine taktı. Çok istekliydi. Kritik pozisyonlarda son paslarda başarılı olsaydık ya da topa vuranlar Halil'in kaçışlarını görebilseydi fark açılabilirdi. Adem Çalık da girdikten sonra sağ tarafa hareket getirdi. Adem kondisyonunun arttırırsa Göztepe maçlarda çok daha etkili olabilme potansiyeline sahip. Volkan sevgili Özkan Cengiz'in belirttiği gibi özellikle ilk devre, kendisine atılan imkansız topların hepsine yetişse de ortaları öne arkaya yeterli şekilde yapamadı. Topa zor bir orta yapacağı aşikar kanat oyuncusunun yakın direğinde değil de, uzak direğinde beklemek de fazla iyimserlik olarak kabul edilebilir. Cihan Yılmaz takımın elindeki yaratıcı özelliği en yüksek oyunculardan biri. Goldeki asisti süperdi. Oyuna katkıda bulunduğu dakikaların artması şampiyonluğu getirecek en önemli anahtarlardan Göztepemiz için. Tolga oyunun hem defansif hem ofansif yönüne katkıda bulunmaya çalışınca yoruluyor. Bu maçta daha etkili olabilirdiyse de, asist özelliği ile sene başından beri pekçok pozisyona ve gole neden oldu. Enes golü getirdi ama gol/pozisyon oranını artırırsa ya da arada asisti de düşünürse Göztepe de, o da çok daha etkili olabilir...


İlk devre de, ikinci devrede de nedense çok az şut çektik. Johan Cruijff'dan alıntı yaparsak,"Şut çekmelisin yoksa gol atamazsın.../You have to shoot or you cannot score...".

İlk devreki gibi dağınık oyunlarda presi ileride başlatmak rakibe hata yaptırarak baskın gol bulma olasılığımızı artırabilir. Bunu ikinci devre başardık.

Hakeme gelince takdir haklarının tamamına yakınını rakip lehine kullandı. Maçı berabere bitirmek için elinden geleni yaptı. İddaa'da beraberlik oynamış birisi olsa, o da aynı şeyleri yapardı. Neyse ki yarattığı ondan fazla duran topa rağmen başaramadı... Umarım bundan sonraki maçlarda Göztepe'den uzak durur....


Bu maç Alsancak Stadı'nın önemini bir kez daha ortaya koydu. 90 dakikayı Atatürk Stadı'nda oynasaydık, bu şekilde bitmeme olasılığı çok daha fazlaydı. İkinci devre kapalı tribün takımı prese çağırmaktan, oyuncuları ileride defans yapmaya zorlamakdan yoruldu. Bu sezon İzmir'de öne geçtikten sonra hiç geriye düşmedik (Atatürk Stadı'ndaki Altınordu maçı hariç...). Buna karşı deplasmanda öne geçtikten sonra skorları  koruyabilseydik şu anda liderdik. Deplasmanda öne geçtiğimiz maçlarda defansı geriye yaslanarak değil, önde yapmak sıkıntı çekme olasılığımızı azaltabilir.

Ligin en iyi kadrosunun sportif performansını şampiyonluğa çevirebilmek için 25 hafta var. Maç başı 2 puan ortalamanın üç puan gerisindeyiz. Tesislerimiz yapılırken, stadımız temel atmaya doğru ilerlerken, herşeyin çok güzel olma olasılığı az değilse de, şampiyonluk havasına girecek bir durum ya da oyun henüz yok. Bununla birlikte, umarım herşey Göztepe taraftarının gönlüne göre olur ve en kısa sürede Süperlig hedefine ulaşılır. Çağatay Çağlar'ın dediği gibi "Yolumuz açık olsun...".

Not: Hem Cumhuriyetimizin, hem de bizlerin tekrarınıi gorebilmesi dilegiyle Cumhuriyetimizin kuruluşunun 90. Yılı kutlu olsun...

KÖŞE YAZILARI

  • TEK BÜYÜK GÖZTEPE… TEK BÜYÜK GÖZTEPE…
    Written by Özkan Cengiz 15 Aralık 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Dört maçlık periyodun sonuna geldik, devre arasına girdik. Dört maçın başında hedefi 12 puan olarak belirlemiştik. Dürüst davranmak gerekirse 10 puana da razıydık ama sekiz puanla tamamladık. Olaya başka bir açıdan bakarsak 12 puanla lider olacağımızı düşünüyorduk...
  • Rahat Mı Batıyor? Rahat Mı Batıyor?
    Written by Özkan Cengiz 16 Kasım 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Rahat mı Batıyor? Bu hafta iş hayatımın en zor haftalarından birini geçirdim. Bu sebeple sosyal medya, Göztepe medyası vb Göztepe kaynaklarından uzaktım. Haftalık olağan telefon Göztepe geyiklerimi de yapamadım. Göztepe ile ilgili whats up gruplarındaki okunmayan...
  • Türk Sporunun Güvencesi GÖZTEPE! Türk Sporunun Güvencesi GÖZTEPE!
    Written by Özkan Cengiz 28 Ekim 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net İlk önce bilmeyenler için kısaca özetleyelim. Bugün 28.10.2014 tarihinde Cizre stadında bir maç oynandı. Cizre stadı neresi derseniz iki gün önce ilk özerklik ilanı diye geçilen haberlerde yer alan iki mahallenin ortasında yer alan stad, maça Göztepe kafilesi futb...
  • Göztepe Her Zaman ki Gibi mi? Göztepe Her Zaman ki Gibi mi?
    Written by Özkan Cengiz 22 Ekim 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Pazartesi günü gerek gazetelerin, gerek sosyal medyanın, gerek Göztepe medyasının tepkisi birbirine benziyordu. Göztepe her zamanki gibi! Sezonu aynı hocayla bitirememe geleneği devam ediyor, bunun yanında geçen seneki Özgür Zengin’in görevden alınmasına benzer ya...
Diğer yazılar:

Diğer başlıklar

Twitter