Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk

Göztepe tarihinde 20 Ağustos 2007 de yapılan ihale ile başlayan Altınbaş Holding dönemi 1000. gününü doldurdu. Hedef baştan dünya markası olmak ve her dalda beşinci büyüklük olarak hedeflendi.
***
Buna karşın futbol takımı ilk sezonda amatör kümeden bilerek, yani alternatif yolun rahatlığıyla ya da bilmeyerek; adam gibi iki transfer daha yapılmaması nedeniyle normal yollardan çıkamadı.
***
İkinci sezonda futbol takımı 3.Lig’de play-off grubuna, son maçta ama lider olarak çıktı. İkinci etapta daha iyi transferler, Akif Başaran ve özellikle ilk haftalarda şansın da yardımıyla şampiyonluk kupası kaldırıldı…Başkan İmam Altınbaş tarafından…”Kupayı kaldırmak motive eder…” diyenler ise yanıldı…
***
Üçüncü sezonda yeni bir transfer serisi çekildi…Ama aşure tutmadı…Göztepe’de yapılabilecek en büyük hata yapıldı…Hoca taraftara ayar vermeye çalıştı…Ayar ters tepti. Akif Hoca gitti. Sonuç itibariyle yanlış tercih olarak Erol Azgın geldi…Mucizelerin katkılarıyla yükselme grubuna kalındı…Yine transfer serisi yapıldı..Transferler geç tuttu. Gecikme sırasında Erol Hoca da doğal seleksiyon sürecinde başarılı olamadı. En son yanlış hoca seçimi Nurettin Hoca şeklindeydi…Yanına Ali Gültiken de geldi… Takım bir ara toparladı ve tam play-off havasına girdi ki Evren sakatlandı… Defans bozuldu, üç maçta sıfır puan alındı İmam Başkan ve biz “Her sene bir üst lige” diyen Tavşanlı’yı 500 km öteden takip ettik…
***
Mağaza ve futbol, basketbol, voleybol ve tenis spor okulları konusunda çok önemli yollar kat edildi. Futbol Akademisi zaman içinde iyi yönde yol katetti… Son altı ayda dişe dokunur başarılar gelmeye başladı. En göze batanı Tahir olmak ile birlikte üstyapıya çeşitli futbolcular çıkmaya başladı… Çeşitli turnuvalar, ebeveyn-çocuk spor müsabakaları ince düşünülmüş halk ile ilişkiler organizasyonlarıydı.
***
Mağazacılıkta İzmir’deki diğer kulüplerin taklit etmeye çalıştığı bir organizsyon kuruldu…Göztepe semtin dışında bir mağazaya sahip oldu…Belki de 1000 küsür günün en önemli haraketiydi…
***
Kulüp sitesi www.goztepe.org.tr hala kulübün tüzüğünü ihtiva etmese de, adam akıllı işler hale geldi. Taraftar kart başarılı bir girişimdi...Ama kulüp üyeliği ile birleştirilemedi...
***
Bir dergi girişimi oldu ama basılı olmadığı için ben dahil pek çok kişi okumakta zorluk çektik…
***
Her ne kadar bu sezon pek duyulmadıysa da, dönem dönem okul ziyaretleri yapıldı. Gürsel Aksel tesisleri tek elden yönetilmeye başladı. Çeşitli yatırımlar yapıldı…
***
Beklenen tesis-stadyum atağı henüz gerçekleşmedi. 1000 küsür günün en önemli olaylarından biri 2005 Ağustos’ta Göztepelist maillistte başlayıp, Göztepe’ye Hizmet Derneği Bünyesinde devam eden Göztepe’ye taşınmaz kazandırma kampanyasının ilk somut ürününü vermesiydi…Lakin halkla ilişkiler açısından büyük dehalara sahip yönetim bu olaya bir kuru teşekkürü bile çok gördü, görmeye devam ediyor…Yönetim alınan araziyi beğenmeyince iister istemez daha iyisini yaparlar diye bekledik…Halen yönetim bu konuda da hatasını anlar mı ümidiyle Godot’yu beklemeye devam ediyoruz… Bu bekleme sürecinde yönetimimiz milyarlarca dolarlık cirosu olan bir holdingi yönetenlerden beklenebilecek en -deha içeriği anlatılmaz yaşanır bollukta, ilginç- hareketlerden birini görebilmemize olanak verdi…Göztepe’ye Göztepe için alınan arazi yerine İzmirspor’un tesislerine yatırım yapmak gibi unutulmaz, muhteşem bir icraata imza attılar…Bu vesileyle kendilerini bir kez daha kutluyorum …
***
Kulüp binası sorunu çözüldü. Göztepe Müzesi Adil Artuner’in de önemli katkılarıyla tekrar hayata döndü…Bir kısım tahminlere göre, 2 milyon TL’den fazla sabit gelire yaklaşıldı.
***
Altınbaş Holding’in tepesi de bu kadar sık değişiyor mu merak konusu. Lakin takımın başındaki ana idari sorumlular, 1990’lardaki buhran dönemlerine benzer şekilde üç-dört kez değişti.Kaderi seleflerine benzemesin futbol sorumluluğu en son Ali Gültiken’de kaldı…Teknik direktör ise yedi kez değişti. Göztepe, Altınbaş döneminde de futbolda bir sezonu tek teknik direktörle bitirmeyi başaramadı. Bir dünya futbolcu geldi, gitti.
***
Amatör branşlar…
***
Voleybol takımı ikinci lige çıkarıldı, sonra hedef voleybolda da ilk beş olarak telaffuz edilirken, takım ligden çekildi. Taraftarın protestosu üzerine vazgeçildiği söylendi, sonra vazgeçmekten vazgeçildi. Dünya markası olması hedeflenen marka, ülkenin bayan nüfusuna yönelik verdiği tek hizmetten geri çekilmiş oldu.
***
Taraftarın takımı hentbol kendi haline bırakıldı. Göztepe taraftarı ise bu duruma isyan edip, tarihsel eylemlerine bir yenisini ekledi. Taraftar yönetimin kendi Hentbol A takım oyuncularına malzeme vermeyi çok gören sevgi ve empati kısırı bakış açılarına, Sn. Aziz Kocaoğlu’nun  Tokatspor’u bile var sayıp, Göztepe’yi holding takımı olarak görüp yok sayan, sosyal demokrasi anlayışına isyan edip, http://www.goztepehentbolyasayacak.com/ adresinde imece usulü, tamamen kendi öz kaynaklarıyla hentbol şube bütçesi oluşturdu. O parayla takım iki sezondur lige tutundu…
***
Sutopunda Ali Rıza Altay kulüpten uzaklaştırıldı…Yeterli organizasyon becerisi olmayınca sutoplarını bile kendi kendilerine almaya çalışan ekip bu sezon maçlara katılamadı…
***
Yüzme ve teniste başarılar gelmeye devam etti…
***
Bir dünya profesyonel yönetici geldi. Bir kısmı geldi-gitti, bir kısmı geldi-gitti, yine geldi. Senelerce savunduğumuz profesyonel yöneticilik müessesesinin profesyonel yöneticilerin birbirlerinin başarısından mutlu, başarısızlıklarından mutsuzluk duymak yerine, tersini seçebilmesi nedeniyle sinerjik (birbirinin etkisini arttıran) değil, antagonistik (birbirinin etkisini azaltan) etki yapabildiğini gördük ki, umarım bu durum tez zamanda sona erer.
***
Göztepe gibi taraftarıyla var olan kulüp, 1000 küsür günün çoğunu taraftarıyla inatlaşarak geçirdi. Taraftarın öngörü hızı yakalanamadığı için ortam gerildi. Kulüp üyelikleri ise hala açılmadı. Kulüp monolog şeklinde yönetildi, yönetilmeye devam ediyor. ISO belgesi uğruna mı iyi niyetle mi yapıldığına emin olamadığımız taraftar toplantıları yapılmaz oldu…Taraftar grupları arasındaki sezonun ilk maçında Musalla Taşı aşamasına gelmemesini dilediğim, ama çoktan silahlı çatışma boyutuna varan kavgalara seyirci kalındı…
***
Türkiye’nin en tutkulu ve öngörüsü yüksek taraftar grubuyla inatlaşmanın, onları algılama eksikliğinin ve belirlenen hedeflere göre yetersiz takımlar oluşturulmasının hepsinin sonucunda gelen sportif başarısızlıklar nedeniyle Sn. Altınbaş dönem dönem ciddi protestolara uğradı.
Sayın Altınbaş 2010 için hedefi yüksek tutmaya devam ediyor…"Hatalarımızı anladık...Bernabau hayal değil..."
***
Malum hedef sportif başarı için pek çok transfer yapıldı… Özcan Kızıltan teknik direktör yapıldı…Başarı için tesis hala olmasa da, pek çok unsur tamam…Sonucu ise göreceğiz.
***
Sonuç…1000 küsür günde sportif açıdan ancak yarım sezon istenen tempo yakalanılabildi. 1000 gün önce var olanlardan voleybol şubesi artık liglerde yok… Hentbol kendi kendine yaşıyor, taraftar tarafından yaşatılıyor. Sutopu bin gün önceye göre geride…Kulüp sitesi ve mağazalar var… Kağıda basılmaktan imtina edilen bir dergi var…Altyapıda ilerlemeler var…Kulübe yapılan tek kalıcı yatırım kira temelli Alsancak Mağazası…Onun dışında kalıcı yatırım-tesis dahil yok… Tesis yatırımı İzmirspor’a yapılıyor…Kulüp üyelikleri problemi devam ediyor.
***
Diyalog kısırlığı devam ediyor. Bir kitle takımı şirket kulübü gibi yönetilmeye çalışılıp -doğal olarak olmayınca- anlamsız tepkiler veriliyor. İzmir’de kulüp takımı olma ile elde edilebilecek pek çok fırsat da kaçırılmış oluyor. 
***

Belirtmek isterim ki, Göztepe taraftarının gözünde tek büyüktür ve Göztepe zaten tüm zamanlarda elde edilen ulusal ve uluslar arası başarılarıyla, taraftarıyla ulusal çapta zaten beşinci-altıncı sıradadır. Bu ilin bir kısım mülki erkanı istese de, istemese de, görse de görmese de bir dünya markasıdır. Bu durumu amatörde ya da o, bu, şu ligde olması değiştirmez. Fakat Süper Lig’e ulaşılmak isteniyorsa, bilinmesi gerekir ki Göztepe tarihi boyunca herkesin 1 liraya elde ettiği başarıları, ancak 2-3 liraya elde edebilmiştir. Bu başarıları 0.5 liraya elde etme çabaları ise istisnasız şekilde başarısızlığa uğramıştır. Şu dönemde yapılan ve yapılmayanların bedeli ise (geçen sezonda olduğu gibi) sezon sonunda oldukça ağır olabilir.Şu anki mali ve profesyonel yapısı ile futbol takımının bir üst lige çıkamaması (yaratılan bunca olumsuzluğa rağmen) bir mucize olacaktır. Umarım sevgili profesyonel yöneticilerimiz böyle bir mucizeyi tekrarlamamak için ellerinden geleni yapmaya devam ederler.

 

Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk


Sorunları akışına bırakmak ya da çözümsüz bırakmak ülkemizin yaşam kalitesi ve kişi başına düşen gelir sıralamasında pek çok Afrika ülkesinin bile altında yer almaya devam etmesinin, her gün -sayı- olarak ifade edilen şehit haberlerinin ve Göztepe’nin amatör kümeye düşme sürecinin en önemli sebeplerinden biri... Sorunları görmemek güncel hayatta kimseye çözüm sağlamıyor. Sorunlar büyüyerek var olmaya devam ediyor... Halen mevcut Göztepe yönetiminin önünde de eski ve yeni çeşitli sorunlar dans etmeye devam ediyor. Bana göre acil çözüm bekleyen başlıca sorunlar şunlar…

Sorun 1: Sportif başarı
Göztepe'nin gelecek seneki en önemli sorunlarından biri sportif başarı olacak... Uzun bir Beceriksizlikler Senfonisi olarak adlandırılabilecek bir sezonun sonunda “Her sene bir üst lige…” sloganının başarısızlığa uğraması üzerine gelecek seneden beklentiler arttı. Bir başarısızlığa daha kimsenin tahammülü yok…

Zamanında transfer edilmeyen oyuncularla nereye varıldığını bu sezonun sonunda gördük. Sportif başarı hemen her zaman -zamanında- oluşturulan iyi ve uyumlu futbolcu grubu ile geliyor.

Bu bağlamda Göztepe yeni sezona transferleri sıralayarak hazırlanıyor... Yapılan transfer harekatları oyuncuların geçmişlerine bakıldığında Bulut, Evren, Hasan, Sinan gibi gönderilen futbolcu isimleri dışında olumsuzmuş gibi gözükmüyor...

Peki son ürün nasıl oldak? Aşurenin kalitesindeki tek önemli değişken malzemenin kalitesi değil. Aşçı... Mutfak... Ocak... Bunların hepsinin güzel olması... Aşçının da ocağın başından ayrılmaması lazım... Güzel mutfakta başlayan pişirme işlemi yanık aşureyle sonlanmasın diye...

Neyse ki futboldaki başarı da tek transfer değişkeninden ibaret değil. Ülkemizde yalnız transfer yapmak ile şampiyon olunsaydı kupalar İstanbul'un dışına hiçbir zaman çıkamazdı... Transferin yanında istikrar, ilgi, sevgi, sebat, şefkat, uyum da önemli...


Burada mevcut icraatlar üzerindeki çekincelerden bahsetmek gerekirse… Gelen kalecilerin gidenlerden daha iyi olduğu konusunda pek çok kişinin çekinceleri var... Bulut ise Göztepe'yi terk etmeyen futbolcu grubundan... Terk etmemek, sevgi, sadakat kelimeleri kulübümüzü yönetenler için neyi ne kadar ifade ediyor bilemiyorum... Pek çok Göztepeliye göre Bulut zaman içinde geliştirilmesi orta uzun vadeli planlar varsa içinde olması gereken bir isim...

Sonuç… Göztepe sezona yeni transferleri sıralayarak hazırlanıyor... Aşure dileriz kaliteli olur...


Sorun 2: Tribün grupları sorunu
Göztepe'de önemli bir sorun da taraftar grupları arasındaki sorunlar. Demokrasi dahil pek çok şeyin değeri ancak kaybedildiğinde anlaşılıyor. 14 Haziran'da silahlı çatışma aşamasına gelen kardeş kavgaları eğer yönetim ve emniyet gerekli önlemleri almazsa ligin ilk maçında Mezarlıklar Müdürlüğü aşamasına gelebilir. Testi kırılmadan belirtmeyi borç biliyorum...


Sorun 3: Tesis sorunu
Tesis veya arazi sorunu Göztepe’nin kronik sorunu… Göztepeliler yönetimlerinden farklı olarak sorunları çözümsüz bırakmak yerine kendi kendilerine çözüm getirmeyi yol edinmiş bir grup. Seferihisar'da alınan arazi de 85 yıldır bir metrekare taşınmazı olmayan kulübün tesis problemine çözüm olsun diye alındı... Sürecin son 1000 küsur gününde Sayın İmam Altınbaş da vardı ama hareketin başlangıcı beş sene önceye yani Altınbaş döneminin daha öncesine dayanıyor.

Olay Türkiye'de yapılmamış bir eylem... Normalde bu olay başka herhangi bir kulübün taraftarları tarafından yapılsaydı ne tantanalar olurdu bilmiyorum... Ama Göztepe'yi yönetenlerden tepki yok... Sessizlik konçertosu var...

Pardon bu soruna bazılarına göre 200.000 USDlik masraf yaparak İzmirspor tesislerinden faydalanmaya çalışmak gibi bir çözüm getirilmeye çalışılıyor. Kutlamamak mümkün değil…

Bu konuda yönetimimiz umarım ki empati kurmayı başararak akl-ı selim bir çözüm getirir. Getirmezse sorunlar büyümeye devam edecek...

Sorun 4: İletişimsizlik
İzmir’deki Göztepe sistemi ve Başkan, Camia ile iletişim ve sosyal ilişki açısından yeterli değil. Başkan kulübün 85. yıl kutlamalarına bir gününü ayıramayacak kadar meşgul… İletişim kurmadan ya da mevcut iletişim becerilerinizle şirket yönetebilirsiniz. Lakin Göztepe’yi başarılı bir şekilde yönetmeniz imkansız. Yönetimi, milyarlarca dolarlık ciro yapan holdingde olmaması imkansız olan iyi bir halkla ilişkiler uzmanından destek almaya davet ediyorum.

Sorun 5: Türkiye Futbol Federasyonu web sitesi
Yönetimin doğru transferleri zamanında yapma konusundaki üstün başarıları nedeniyle yaşanan Göztepe-Aliağa birleşmesi sonucunda TFF web sitesinde çıkan saçmalıkların düzeltilmesi için ne hukuki girişim yapılması gerekiyorsa hemen yapması gerekiyor. Yoksa kısa-orta vadede artan seviyede çeşitli saçmalıkları yaşamaya devam edeceğiz.

Umalım ki sorun değil, çözüm yaratan, problemleri ortaya çıkmadan engelleyebilecek yetenekte, geleceği görme yetisi gelişmiş yöneticilerimiz bu sorunları ve daha fazlasını üç vakte kadar ya da (tüm vakitler üçe bölünebileceğinden) tez zamanda çözebilir... Çözebilir ki biz de ahir ömrümüzde o kutlu günleri görmüş oluruz.


Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk

Bu sene kişisel olarak Göztepe’nin her halükarda bir üst lige çıkacağını, buna karşı mevcut iktidar döneminde İzmir’den hiçbir takım çıkamadığı için Bucaspor’un, üçlü oligarşinin ve Trabzon’un Bursaspor’un şampiyon olmasını istemeyeceğini düşünerek kardeş Bursaspor’un şampiyon olamayacağını ön görüyordum. Bu bağlamda hem Göztepe, hem Bursaspor, hem de Bucaspor konusunda yanıldım.
***
Bucaspor'un geldiği noktanın önemli bir sabrın sonucu olduğunu kabul etmemiz lazım...Bucaspor, Göztepe Süperlig’de, Bucaspor ise şu anda Göztepe’nin bulunduğu  ligdeyken www.goztepelist.org adresinde yapılan bir ankette İzmir’in en iyi yönetilen kulübü olarak seçilmişti. O zamana kadar ve o zamandan beri Göztepe’nin yapamadığını yaptılar. Sabrettiler… Tesislerini yaptılar…Hem de ne tesisler…Başkan İmam Altınbaş’ın ve futbol direktörümüzün görmesini isterim. Başka ne yaptılar? Altyapıyı geliştirdiler…Altyapıda Avrupa çapında başarılar elde ettiler…En sonunda Sayın Tartan’ın kulakları çınlasın Buca Belediyesi’ni kullanıp, kendi stadyumlarını da yaptılar. Stadyumun üç etkisi oldu…Birincisi çok ciddi bir iç saha başarısı…İkincisi ciddi iç saha başarısıyla gelen şampiyonluk iddiası…Üçüncüsü şampiyonluk iddiası ile her yeni stadyumun etkisiyle gelen bir önceki seneye göre yaklaşık iki kata varan ortalama seyirci sayısı artışı...
Sabır derken neyi kastediyorum? Göztepe taraftarı senelerce şampiyonluğa oynamamasını tolere edebilir mi? Başka bir örnek normal şartlarda yükselme grubunda Göztepe’de yedi gol yiyen bir teknik direktörün kalması ne kadar olasıdır? Bucaspor??? Geçen sene yükselme grubunda ilk maçlarının sonucu Bucaspor’un başında Kemal Kılıç, Tarsus’un başında Erol Azgın varken Tarsus İdman Yurdu 7-Bucaspor 0 idi. Ama Buca yönetimi Kemal Kılıç’ın arkasında durdu. Dokuz iç saha maçında yedi galibiyet alarak deplasmanları da boş geçmeyerek çıktılar…Bu sene de kadroyu korudular…Ne kadar korudular? En son oynadıkları Kayseri Erciyes maçından ilk onsekizin onbiri, ilk onbirin, sekizi bir önceki sezondan kalma oyuncularıydı…Sonuçta sene boyunca ne oldu? Yine ciddi bir iç saha başarısı ile siyasetin etkisini de bertaraf ederek kendileri açısından yeni bir döneme imza attılar. Süperlig’de başarılı olurlar mı? Parayı iyi kullanma işinde oldukça başarılılar… O yüzden imkansız değil... Ama orada kalmak, oraya çıkmaktan daha zor, ayrıca düşmesi de daha yaralayıcı...Eğer bu sene gelecek parayı da iyi değerlendirir, takımı ve sistemi fazla bozmadan ligde tutunmayı başarırlarsa iki senede gelecek 30 milyon USD’den fazla parayla Süperlig’de de kökleşebilirler.

***

Akhisar’a gelelim… Onlar da bir sabır öyküsü…Nasıl sabır? Geçen sezon kümede kalmakta zorlandılar. Bu sene ise kadroyu ve teknik direktörlerini korudular…Başkanlarının deyişiyle dört milyonluk bir bütçeyle güle oynaya bir üst lige çıktılar. Kadroyu ne kadar korudular? Geçen senenin Akhisar’ının rahatladığı Afyon maçı ile bu sene şampiyonluğu garantiledikleri Göztepe maçında oynayanları karşılaştırdığınızda cezalı Doğan’ı saymazsak altı, sayarsak yedi,  yedeklerden girenleri sayarsak 10 futbolcunun aynı olduğunu görüyoruz.

***

Bursaspor'a gelelim… Göztepe’nin 2a’dan İskender Tuğsuz ve arkadaşlarının unutulmaz başarıları ve İzmirli dostlarının saha içi ve dışı katkılarıyla düştüğü sezon onlar da Süperlig’den düştüler. İki sezon sonra döndüler. Sonraki süreçte Bursaspor İstanbul’dan lig şampiyonluğunu çıkaran beşinci takım oldu. Bu başarı uzaktan gözlemleyebildiğim kadarıyla başlıca üç etkenin bir araya gelmesiyle geldi:
i)Bursa'nın Belediyesi dahil olmak üzere takıma sahip çıkması, Bursalı'nın kendi takımını tutması ve takımlarını ciddi bir şekilde desteklemeleri...Bursa’da Sivas'tan farklı olarak, belediyelerinin desteği ile İstanbul ve Ankara'ya ciddi deplasman yaptılar...Bizim başkanlarımızın yaptığı gibi, kendi belediye başkanlarının rakiplerine geceler organize etmesi gibi tarihi fiyaskolar yaşamadılar…
ii)İstikrarlı bir yönetim ve kadro…Şöyle ki son Bjk maçındaki dokuz kişi en az iki ya da daha fazla sezondur birlikte oynuyordu...
iii)Haklarında lobi yapacak yerel ve ulusal siyasetçiler...Nasıl siyasetçi? Bjk maçını oynadıkları gün ligin adil olduğuna inanmadığına dair demeç veren Bakan gibi bir siyasetçi...

***

Ve Göztepe’miz…Göztepe bu sene ne yapmadı? Öncelikle yönetimin seçim yanlışları ve  hocaların da katkılarıyla teknik direktör istikrarı sağlanamadı. Yeterli transferler zamanında yapılmadı. Başkan İmam Altınbaş takım ile yeterince ilgilenmedi. İlgilenecek adamları da çok geç buldu. Buna karşı Nurettin Yılmaz-Ali Gültiken birlikteliği yükselme grubundaki ilk beş maçlarında on puan topladı. Benim tahminim o noktadan sonra üç puan bile yeter ve bu takım bu üç puanı alır yönündeydi. Ama bir aksilik oldu… Puanlar muhtemelen eldeki kadronun fazlasına izin vermemesi nedeniyle, bu sene Avrupa’da da popüler olan sağlam defans yapıp gol yememe ve  atılan bir ya da fazla golün üstüne yatma taktiğiyle geliyordu. Lakin takım hala Telekom maçında olduğu gibi gol yediğinde çıkaramıyordu. Aksilik neydi? Evren Özsu sakatlandı. Ne oldu?
*Nurettin Yılmaz-Ali Gültiken birlikteliğinde ilk beş maçta üç gol yiyen takım üç maçta beş gol yedi.
*Maç başı yenen gol iki katından fazla arttı.
*Takım üç maçta tek gol atabildi ve sıfır puan çekti.
*Bizler de play-offu ve “Her sene bir üst lige” cümlesini gerçekleştiren Tavşanlı’yı uzaktan seyrettik.

Biraz aç parantez tadında olacak ama…Teknik direktöre sabra Göztepe’den başka bir örnek ile devam edeyim…Bugün Göztepe’de tam on tane gol yiyen bir hocanın ya da takımın oyuncularının kalmasına sabır gösterebilir miyiz? Zamanında edilmiş…Münih 1860 maci gibi...Sabrın sonunda ne olmuş? Göztepe’yi hala Türkiye’de toplam tabloda ilk altıda tutan en büyük tarihi başarılar gelmiş…

***

Tüm bu veriler ışığında Özcan Kızıltan ve kalacak oyuncuların seçimini nasıl değerlendirelim? Özcan Kızıltan bir üst ligde şampiyonluk yaşamış teknik direktör. Buca’nın iki senedir şampiyon olan kadrosunun oluşmasında da etkili olan kişi…Bu bağlamda kötü seçim diyemeyiz…Ama burası Bucaspor değil…Onsekiz senedir aynı teknik direktör ile sezon tamamlayamayan bir kulüp….Başarıyı hemen isteyen, özellikle iç saha mağlubiyetlerine tahammülsüz, kulübüne çok vermiş, çok cefa çekmiş, bu yüzden hemen başarı istekli, hırslı ve delice seven bir taraftar var...Özcan Kızıltan’a naçizane tavsiyelerim i)özellikle iç sahada iyi futbol ile başarılı olacak ii)Dış sahadan da puan getirecek iii)Alışma dönemi ilk altı haftada fazla yara almayacak kalitede bir takım kurması iv)İşleri son haftaya bırakmaması v)Eleştirilere hazır olması…vi)Yapıcı eleştirilere açık olması vii)taraftarla kavga etmemesi ve sinerji yaratmaya çalışması…
Gönderilmesi düşünülen futbolculara gelince…İlk büyük liste nedense Özcan Hoca gelmeden açıklandı…Üç büyük sürpriz Ali Mumcu, Evren ve Hasan Aydınlı idi…Evren hız konusunda sorun yaşasa da iki senedir defansın bel kemiğiydi…Yukarıda olmadığı durumlardan  örnek verdim… Hasan ve Ali Mumcu ise topu diklemesine oynayabilen en önemli oyunculardı…Gitmeleri için bizim bilmediğimiz önemli bir sebep varsa bilemem…Aksi takdirde üçü için de kararın gözden geçirilmesinde fayda var diye düşünüyorum…Şu anki şartlarda son Çorum maçının ilk onbirinden ancak dört kişi ile devam edilebilecek gibi gözüküyor…Bu da yukarıdaki örneklerden de anlaşılacağı gibi çok hoş bir durum değil.

Şu anki futbol direktörü de, teknik direktörümüz de futbolda istikrarın anlamını ve önemini bilen kişiler…Göztepe geçmişte ulusal şampiyonluklar yaşamış bir kulüptür. Günümüzde de Eskişehir ile birlikte Türkiye’de ulusal şampiyonluk yaşayabilecek diğer bir-iki kulüpten biridir. Ulusal şampiyonluk için de istikrar en başta gelecek değişkendir. Bu bağlamda daha fazla istikrar için hem onların, hem de başkan İmam Altınbaş’ın ellerinden geleni yapmalarını diliyorum…

Herşey sadece "Göztepemiz" için...



Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk

Göztepe 14 Haziran 2010'da 85. yaşgününü kutladı... Lakin kutlamalara kan bulaştı. Öncelikle 14 Haziran gecesi yaşanan acı olaylarda yaralananlara acil şifalar diliyorum. Göztepe ne yazık ki yaş gününde bazılarına göre güç, bazılarına göre rant kavgasında; sonuçta ne olursa olsun kardeş kavgasıyla bıçakların, silahların konuştuğu bir ortamı tekrar görme talihsizliğini yaşadı.  Eğer Emniyet ve Yönetim dahil olmak üzere ilgili taraflar olaya müdahil olmazsa profesyonel taraftarlığı ve kendi taraftarının arasına polis kordonu konan taraftar gruplarına sahip olan kulüp özelliğini tekrar yaşayacakmışız gibi gözüküyor.

***

14 Haziran’da ne sabahki törenlerde, ne öğleden sonra yönetim ve Adil Artuner’in büyük katkılarıyla yenilenen müzemizin açılışında, ne de akşamki kutlamalarda Göztepe Başkanı İmam Altınbaş’ın kutlamalara katıldığını göremedik…

Sayın Başkan kulüp ile ilgilenecek zamanı kulübün 85. yıl dönümünde bile bulamıyorsa insanın aklına ister istemez Göztepe’nin kesinlikle tam gün çalışan bir Başkan’a ihtiyacı olduğu fikri geliyor. Kanımca Başkan İmam Altınbaş’ın önünde başlıca iki seçenek vardır:

a)Kendi yerine tam gün Göztepe ile uğraşacak “yetkili” bir Başkan atamak…

b)Diğer işleri bırakıp Göztepe ile uğraşmak…

Statükoyu korumanın Göztepe’nin marka değerine ve Başkan’ın imajına zarar vermeye devam etmekten başka bir sonucu olmayacaktır.

***

Buna karşı 14 Haziran 2010 günü Göztepe taraftarının ve onların oluşturduğu Göztepelist haberleşme listesinin ortak beyinsel ve maddi yaratıcılığının sonunda Göztepe’ye Hizmet Derneği'mizin bünyesinde en birinci amacına varması ve tapuyu ortaya koyuvermesi nedeniyle unutulmaz, tarihi bir gündü. 2005 Ağustos’unda Göztepe’ye taşınmaz kazandırmak için “Her ay 20 TL” kampanyasına başladığımızda pek çok kişi ayda 20 TL ile nereye varılır ki diyordu... Dünkü tapu sözün ispatıydı. Dün yaşanan tüm çirkinlikler ve ilgisizlikler olayın tarihi güzelliğini gölgeleyemez.

***

Göztepe Spor Kulübü’nün bir yemek organize etmemesi üzerine 14 Haziran’da Göztepe’ye Hizmet Derneği tarafından organize edilen yemeğe kulüp yönetiminden katılacağını söyleyen yetkililer katılmadı… Bu, Göztepe’yi yönetenlerin kimseden menfaat beklentisi olmayan taraftara, değerlerine ve Göztepe’ye verdikleri değerin anlaşılması açısından net bir sevgisizlik mesajı olmuştur.

***

Newton’un üçüncü hareket kanunu “Herhangi bir etkiye karşı daima bir tepki doğar. İki cismin karşılıklı olarak birbirlerine etki ettirdikleri kuvvetler eşit fakat zıt yöndedir.” der. Göztepe’nin değerlerine, Göztepelilere saygı duymayan bir projenin başarılı olma olasılığı ne yazık ki yüksek değildir. “Yapmam da yaptırmam da” ilkesi ise ülkemizin az gelişmiş ülkeler kategorisinde sayılmaya devam edilmesinin en büyük sebeplerindendir.

***

Mevcut yönetimimiz 1000’den fazla gündür kulübü yönetmesine, bizlerin beş senede toplayabildiğimiz miktarları bir çırpıda çıkarabilecek güçte olmasına rağmen henüz 1 m2 arazi almış değildir. Ben umutla o günü bekliyorum. Aslında Sayın İmam Altınbaş hiçbirşey yapmayıp, alınan arazinin etrafındaki uygun arazileri alsa dahi tarih yazmış olacaktır...

***

14 Haziran 2010’un başka büyük güzelliklerinden biri ise günün sevgili Onur Özsu kardeşimizin önerisine Göztepelist ve Göztepelilerin sahip çıkışıyla tüm dünyadaki Göztepelilerce lokal etkinliklerle de kutlanmış olmasıdır. Emeği geçen tüm Göztepelilere teşekkürler.

***

Sonuç olarak... Ali Gültiken’in futbol direktörlüğüne rağmen İzmir’deki Göztepe sistemi Başkan İmam Altınbaş icazet vermeden şuradan şuraya hareket edememekte, tek kelime kritik cümle edememektedir. Gelecek sene Göztepe’de başarılı olmak için Sayın İmam Altınbaş istiyorsa kendisinin, istemiyorsa atayacağı ve yetkilendireceği kişinin tam gün başkanlığına ihtiyaç vardır. İsterseniz adını sportif direktörlük olarak da koyabilirsiniz... Göztepe’de sevgisizlik, saygısızlık, öfke, kavga ya da kardeş kavgası kimseye karşılıklı sevgisizlik, saygısızlık, öfke ve kavga dışında bir şey kazandırmamaktadır, kazandırmayacaktır.

Son söz Göztepe’yi kuran güzel insanlara, emek vermiş tüm Başkanlara ve Yönetim Kurulu üyelerine, sporculara, taraftarlara ve bugünlere getiren herkese, her şeye rağmen verilen en güzel yaşgünü hediyesi tapuda emeği geçen tüm Göztepelilere sonsuz teşekkürler…

Her şey sadece Göztepe için…

 

Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk

Bir süre önce www.goztepelist.org “Sizce yapılması planlanan Göztepe Stadyumu’nun büyüklüğü ne olmalıdır?” sorusunu içeren bir anket başlattı. Şu anda 35000 ve >50000 ilk iki sırasında gidiyor... Bu yazıda bu soruya İmam Altınbaş'ın geçmişteki cümleleri, ülkemizden, dünyadan ve Göztepe’mizden örneklerle yanıt vermeye çalışacağım...

İlk soru…Stadyum kapasitesi neden önemli? Maç günü gelirleri için... Maç günü geliri neden önemli? Toplam bütçenin büyüklüğü için... Dünyanın en zengin kulüplerinin gelirlerinde en büyük kalem naklen yayın gelirinden değil...Maç günü gelirleri daha ön planda... Örneğin 2006'da Manchester United'ın toplam gelirin 246.5 milyon Euro’nun 102 milyon'u maç günü gelirlerinden gelmiş... Maç günü gelirlerinin genel gelire oranı İngiltere'de %29, İspanya'da %28, Almanya'da %24...Ülkemizden üçlü oligarşiden FB için 2007-08 sezonunda %25 (27.9 milyon Euro). [Kaynak her futbolseverin ama özellikle futbol kulübü yöneticilerinin kesinlikle okuması gereken  Kurumsal Yönetim İlkeleri Işığında Türk Futbol Kulüpleri Yönetim Rehberi] Üçlü oligarşi her maç bir milyon usd'ye yakın ya da fazla gelir elde ediyor... Geçen gün üçlü oligarşik yapının üyelerinden biri diğer üyenin on senede maç gelirlerinden dolayı toplamda 140 milyon dolar daha fazla para kazandığını itiraf etti. Toplam bütçenin büyüklüğü neden önemli? Büyük sportif başarı için...

Bir soru sorduğunuzda ya da hedef belirlediğinizde öncelikle “O soru daha önce sorulup yanıtlanmış mı? Hedef yakalanmış mı? Yakalanmışsa nasıl?” sorularına yanıt aramak gerekir. Başkan İmam Altınbaş Süperlig'de üst düzey başarıyı ve Avrupa Kupası kazanmayı hayal ediyor. Ben de aynı hayali paylaşıyorum…Sabır, hatalardan ders alma, paylaşım, karşılıklı sevgi, saygı ve emek ile eninde sonunda olacağına da eminim… Bu bağlamda o hayali yakalamış Süperlig'de üst düzey başarı elde etmiş takımların ve son on senede Avrupa Kupası kazanmış takımların stadyum kapasitelerini inceledim (Kaynaklar: wikipedia ve worldstadiums.com):

Son on senede Şampiyonlar Ligi'ni kazanan takımların stadyum kapasiteleri:
09/10 Kazanan daha belli değil finalistler:
Inter-80074
Bayern Munchen-69901
08/09 Barcelona-98934
07/08 Manchester United-76098
06/07 Milan-80074
05/06 Barcelona-98934
04/05 Liverpool-45000
03/04 Porto-50399
02/03 Milan -80074
01/02 Real Madrid-80354
00/01 Bayern München-69901

UEFA Kupasını kazananlar:
00/01 Liverpool-45000
01/02 Feyenoord-51180
02/03 Porto-50399
03/04 Valencia-53000
04/05 CSKA Moskva-30000
05/06 Sevilla-55000
06/07 Sevilla-55000
07/08 Zenit Sankt-Peterburg-21838
08/09 Shakhtar Donetsk-50149
09-10 kazanan belli değil finalistler:
Atletico Madrid-57500
Fulham-25700

Türkiye Süper Ligini Kurulduğundan beri domine eden kulüplerin stadyum kapasiteleri:
Fb-53586
Gs-52695 (Telekom Arena)
Bjk-32145
Trabzon-32149


Bu verilere göre Şampiyonlar Ligi'ni kazanan takımlardan en düşük stadyum kapasiteli olan şu anda daha büyüğünü yapmaya çalışan Liverpool. Ortalama ise 75340.  
UEFA Kupası için en düşük kapasite 21838.. Ortalama 40891. Bu bağlamda Avrupa Kupası hedefi için 35-55.000 arasındaki bantta bir stadyum mantıklı gözüküyor.

Bir de şu var...Stadyum yapmak önemli değil doldurmak önemli...Ve dolduranların para ödemesi...Göztepe benim gördüğüm en büyük kalabalıkları Süperlig'e 18 sene sonra döndüğü sezon çekti...Dörtlü oligarşi dışında oynadığı takımlarla yaptığı maçlarda ve o zaman için normal bilet fiyatlarında 30.000'lerin üzerini görebildi... Zaten o senenin Göztepe seyirci ortalamasını o sene UEFA Kupasını kazanan Gs Göztepe küme düştüğü kesinleştikten sonra ve onların şampiyonluk kutladıkları maçta ancak geçebildi. Göztepe bir daha da o kalabalıkları Süperlig’de yedinci olunan senede dörtlü oligarşi dışı maçlar dahil göremedi...

Burada şu sorular da sorulabilir. O kalabalıklardaki taraftar oranı düşük müydü? O kalabalıklardaki taraftarlar küstüler ve/veya evlerindeler mi? Bu arada yönetime naçizane bir tavsiyem, en azından İzmir’deki taraftar durumunu iyi bir örneklem seçimiyle senelik analiz ettirmeleridir.

Gelelim para meselesine... Göztepe maç biletleri şu anda kapalı 10 TL, açık 5 TL. Bu bizim taraftarımıza çok geliyor. Stadyumu para vererek doldurmaya iki örnek vermek istiyorum... Bu senenin flaş ekibi belki de şampiyon olacak Bursa'dan Bursa-Antalya maçının bilet fiyatları:
VIP A-B tribünü 150 TL
VIP C tribünü: 100 TL
Kapalı A-B-C tribünleri: 100 TL
Maraton ve yeni maraton tribünleri: 30 TL
Kapalı kale arkası tribün: 20 TL
Açık kale arkası tribün: 10 TL
Misafir tribün: 10 TL.

Bu senenin diğer şampiyonluk adayı Fb'nin Eskişehirspor maçının bilet fiyatları:
Türk Telekom ve Migros kale arkası: 22 TL
Üst H-I blok: 88 TL
Üst C-D-F-G blok: 110 TL
Alt G blok: 132 TL
Alt B-F blok: 165 TL
Alt C-E blok: 195 TL
Alt D blok: 265 TL
Alt: 120 TL


Velhasıl kelam futbolda sürekli büyük başarı yani ulusal uluslar arası şampiyonluklar için para hatta büyük para ve onun çok iyi kullanımı gerekiyor... Para için de stadyumlar ve dolduracak seyirci önemli değişkenler... Seyirci ve stadyumu kimler bir araya getirecek? İki grup…Birincisi idrak yolları kuvvetli, -daha iyi- anlayabilen, samimiyetine güvenilebilecek, aynı hatayı defalarca yapmayan ya da hatalarından ders alabilen, eleştirilerden olumsuz çıkarımlar değil olumlu çıkarımlar yapabilen, Göztepelilerin enerjisini azaltan değil arttırabilen, onların hassasiyetlerine saygılı, gücünü Göztepe’yi yüceltmek için kullanan, kötülükle anılan Göztepe yönetimleri anımsatan davranışlardan uzak duran, sevgi ve saygı ile anılan, sabırlı, ağzından çıkana dikkat eden, ağzından çıkan sözleri unutmayan, yüce gönüllü Göztepe yönetimleri…ikincisi ise amatörlüğünü, birbirine ve armaya sevgisini hiçbir zaman kaybetmeyip dirliğini koruyarak çoğaltması gereken taraftar…

Her şey “sadece” Göztepe için…

KÖŞE YAZILARI

  • TEK BÜYÜK GÖZTEPE… TEK BÜYÜK GÖZTEPE…
    Written by Özkan Cengiz 15 Aralık 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Dört maçlık periyodun sonuna geldik, devre arasına girdik. Dört maçın başında hedefi 12 puan olarak belirlemiştik. Dürüst davranmak gerekirse 10 puana da razıydık ama sekiz puanla tamamladık. Olaya başka bir açıdan bakarsak 12 puanla lider olacağımızı düşünüyorduk...
  • Rahat Mı Batıyor? Rahat Mı Batıyor?
    Written by Özkan Cengiz 16 Kasım 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Rahat mı Batıyor? Bu hafta iş hayatımın en zor haftalarından birini geçirdim. Bu sebeple sosyal medya, Göztepe medyası vb Göztepe kaynaklarından uzaktım. Haftalık olağan telefon Göztepe geyiklerimi de yapamadım. Göztepe ile ilgili whats up gruplarındaki okunmayan...
  • Türk Sporunun Güvencesi GÖZTEPE! Türk Sporunun Güvencesi GÖZTEPE!
    Written by Özkan Cengiz 28 Ekim 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net İlk önce bilmeyenler için kısaca özetleyelim. Bugün 28.10.2014 tarihinde Cizre stadında bir maç oynandı. Cizre stadı neresi derseniz iki gün önce ilk özerklik ilanı diye geçilen haberlerde yer alan iki mahallenin ortasında yer alan stad, maça Göztepe kafilesi futb...
  • Göztepe Her Zaman ki Gibi mi? Göztepe Her Zaman ki Gibi mi?
    Written by Özkan Cengiz 22 Ekim 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Pazartesi günü gerek gazetelerin, gerek sosyal medyanın, gerek Göztepe medyasının tepkisi birbirine benziyordu. Göztepe her zamanki gibi! Sezonu aynı hocayla bitirememe geleneği devam ediyor, bunun yanında geçen seneki Özgür Zengin’in görevden alınmasına benzer ya...
Diğer yazılar:

Diğer başlıklar

Twitter