Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk

Futbol kulüpleri taraftarıyla varolan kurumlardır...Taraftar kulüplerin evrim sürecinde doğal seleksiyona uğrayıp, uğramama açısından önemli bir değişkendir…
***
Taraftarı uyanık, sevgisini diri tutmak ve sayısını çoğaltmak açısından iletişim ve propaganda önemlidir…Bu açıdan geçenlerde Alsancak’taki mağazada yapılan toplantı önemli bir eylemdi…Okullarla benzer organizasyonlar dahil olmak üzere devam etmelidir…Ayrıca Göztepe özellikle taraftarıyla interneti ülke çapında iyi kullanan kulüpler arasında…Ama internet hala halkın üçte ikisine yakınında yok…
***
Spor kulüpleri medyada reklamı düzenli olarak yapılmasına rağmen bunun için para ödemek zorunda olmayan ender kurumlardan...Bu bağlamda gazeteler ve televizyonlar iletişim için hala çok ama çok önemli mecralar.
***
Tecrübeler gösteriyor ki boyalı İstanbul basınında 2.lig B kategorisindeyken yer almak holiganizm içeren olaylar dışında pek de mümkün değil… Yani yerel basın daha ön planda…
***
Trilyonlarca borç ve sonucunda amatör küme ile sonuçlanan Bilgin döneminin en önemli artısı Göztepe için yapılan sürekli ve yüksek doz propagandaydı. Çağatay Çağlar ve Sinan Genç’in ellerinden çıkan etkileyici sayfalar hala hafızalarda yerini koruyor…
***
Ama o günlerden beri çok zaman geçti…İzmir yerel basının önce geliştiği ve hala en gelişmiş olduğu yerlerden biri…Bununla birlikte devlete 17 lira vergi verip 1 lira yatırım alan İzmir uzun bir kuruma sürecinde ve buna devam ediyor…Kuruyan İzmir’in zayıflayan gazeteleri de artık fazla muhabir çalıştır(a)mıyor…
***
Göztepe açısından bakarsanız, iyi işlediği dönemlerde Resmi İnternet Sitesi en önemli haber kaynaklarıydı…Ama o bile yetersizdi ve Ünver Ergün’ün gidişinden sonra orası da sıkıntılı hale geldi…Son dönemde kulüp Altınordu ile oynanan hazırlık maçını sitesinden duyuramadı…
***
Yönetim unutmamalı ki taraftar sayısının bekaası ve gelişimi için medya çok önemli…Şampiyonluk yolunda ilerlendikçe propaganda ihtiyacı daha da artacaktır.
Yine unutulmamalı ki en azından yerel gazeteler Göztepe için haber yapma ihtiyacı içindedir. Haberi siz vermezseniz, haber sizin dışınızda oluşturulmaya başlanacaktır…
***
Sonuçta iletişim çağımızın olmazsa olmazlarındandır. Göztepe yönetimi ne yazık ki iletişim ve yaptıklarını duyurabilme açısından pek de başarılı değildir. İletişim fakiri Göztepe’nin iyiliği için bu açık en kısa sürede kapatılmalı, Başkan İmam Altınbaş ve İzmir’deki üst düzey Göztepe yöneticileri/iletişim görevlileri basın ile daha çok ve etkili temas kurmalıdır...

Oğuz Reşat Sipahi
http://www.sipahi.tk
Demokrasi ve hukuk anlayışının bu kavramları kendine göre, kendi amaçları doğrultusunda işine geldiği gibi istismar etmekten ibaret olduğu, güç dengesizliğinin, orantısız güç kullanımının ulusal kültür olarak benimsendiği, üç kişinin ülkenin milletvekillerini seçtiği, halkın da hangi üç kişinin kaç tane milletvekili seçeceğine karar verdiği, verirken de en az %20’sinin tercihlerinin bizim usul demokratik %10 barajına takıldığı ülkemizde küfür hayatın değişmez kavramlarından biri....

Mecliste herkesin birbirine sövdüğü bir ülkede taraftarlar sövmüş çok da beklenmedik değil…Lakin mecliste saha kapatma cezası yok…

Neden küfür ediliyor? Sosyolojik pek çok sebebi var… Bu yazı biyolojik, psikolojik neden sonuç ilişkileri üzerine…

Bir süre önce olayın biyolojik süreci ile ilgili bir bilimsel çalışmayı sizlerle paylaşmıştım. Tekrarlamak gerekirse 2009-Ocak ayında Psychiatry Research-Neuroimaging isimli dergide John Mclean ve arkadaşları tarafından “Localisation of regions of intense pleasure response evoked by soccer goals” (Türkçe’ye "Futbolda atılan goller sonucunda beyinde oluşan zevk yanıtının yerleşimi" olarak çevirilebilir.) başlıklı bir bilimsel araştırma yayınlanmıştı. Araştırma kombine bilet sahibi dokuz adet erkek Glasgow Rangers taraftarı üzerinde yapılmış ve takımları gol attığında beyinlerinin hangi bölgelerinin aktive olduğu sorusuna yanıt bulmaya çalışılmıştı. Sonuçlar değerlendirildiğinde Glasgow Rangers gol attığında taraftarların beyninin “anterior cingulate cortex” bölgesinde aktivasyon olduğu saptanmıştı. Yazının tartışmasında bu bölgenin kadın-erkek arasındaki cinsel ilişki sırasında da aktive olduğu belirtiliyordu. Zaten çalışma yabancı basına ve bizim basınımıza “Gol=orgazm erkeklerin seks yerine futbolu seçmesinin nedeni anlaşıldı.“şeklinde yansımıştı.

Ben gol yediğinde böyle hissedenlerin tersi olduğunda da zorla sekse zorlanmış gibi hissedebileceği teorisini öne sürmüştüm. Hipotez henüz araştırılmamış olsa da başka bir çalışma önemli bir nöropsikolojik bulguyu ortaya koydu. Richard Stephens ve arkadaşlarının 2009’da Neuroreport adlı dergide yayınladıkları, ayrıca hem güldüren, hem de düşündüren çalışmalara verilen Ignobel ödülünü alan çalışmada küfür etmenin acıyı azalttığını gösteren “Swaring, a response to pain-Küfür ağrı hissine bir tepki” başlıklı çalışması kanımca stadyumlardaki küfür meselesini açıklamakta önemli bir makale. Çalışma küfür eden grubun etmeyen gruba göre soğuk ve buzlu su içeren suda elini tutma açısından ağrıya daha dayanıklı olduğunu göstermiş. Buna bağlı olarak küfür etmenin acıya/ağrıya dayanıklılığı arttırdığını gösteriyor.

Bu iki çalışma önemli maçlarda kaçan goller (yani seksüel zirve fırsatları) ve yenilen goller (olası sekse zorlanma, erkekler için fiili livata hissi) karşısında sıkça görülen küfür tepkisinin acıyı azaltmada bir etken olduğu teorisini destekliyor. Gol attığında anal seks yapmış gibi hissedenler, gol yediğinde tersini hissediyorsa kendilerine uygulanan şiddeti muhtemelen başkalarına (rakibe, başka rakibe, yöneticiye, futbolcuya) küfür ederek hafifletmiş oluyorlar...

Stadyumlarda küfür edenleri engellemeye çalışan bir grup varlığını devam ettirdiğine göre insanoğlunun üstbenliği ya da vicdanı ya da ceza korkusu bu tepkileri bir yere kadar önleyebiliyor. Lakin etki %100 değil. Bu kişiler artarsa küfür azalır mı? Küfür dürtüsünü bastırabilenlerin sayısı nasıl arttırılır? Yukarıdaki bilgiler dahilinde küfür tamamen sıfırlanabilir mi? İlk şart küfürü edenlerin ve terör estirenlerin bir rahatsızlık hissi içinde olup durumu düzeltme çabası içine girmeleri olmalı... Sonra da psikologlar ve sosyologların da içinde bulunduğu, ilgili tüm branşların da içinde bulunduğu multidisipliner bir müdahale programı düzenlenmesi... Olur mu bilmiyorum…Ama denemeden bilemeyiz…

 


Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk

Şampiyonluktan başka hedefi olmayan Göztepe için yeni bir sezon başlıyor... Göztepe neredeyse baştan son yenilendi. Cefakeş Göztepe taraftarıysa merak içinde Pazar gününü bekliyor...
***
Son 19 sezonu tek teknik direktörle bitiremeyen Göztepe'de yeni teknik direktör geçen sezonun flaş ismi Özcan Kızıltan. Zinciri kırabilecek mi göreceğiz.
***
Hazırlık maçlarındaki ilk onbirde geçen seneden iki-üç kişi var. Geçen seneki takım ülkenin çeşitli takımlarına dağıldı. O takım geçen sene az atıp, az yiyordu. Bu takımsa hazırlık maçlarında çok atıp, çok yiyor...
***
Futbolcuların yorumu, bunlar hazırlık  maçıydı olsa da; Göztepe tarihinde pek görülmeyen şekilde 3-0'dan kaybedilen, Boluspor ve farklı kaybedilen Van Belediyespor maçları umut kırıcıydı. Bunlara karşı Sakarya maçı ümit tazeleyiciydi.
***
Yalnızca transferlerle şampiyon olunsaydı kupalar İstanbul'un dışına pek çıkamazdı. Bu bağlamda takım içi uyum ve istikrar da çok önemli. Bu sezon tecrübeli futbolcu sayısı çok. Ama biliyoruz ki tecrübeli oyuncular birbiriyle anlaşmazsa herkes "ben" olayım derse sıkıntı olabiliyor. Burada iş teknik direktöre ve futbol direktörüne düşüyor.
***
Yine genel geçer bilgiler diyor ki sil baştan kurulan kadroların ilk altı haftası, yani birbirine ısınma dönemi sıkıntılı olabiliyor... Göztepe ise sabırsız bir camia. Burada belirtilmesi gereken iki konu ortaya çıkıyor. Birincisi Göztepe taraftarı özellikle iç saha başarısızlıklarına tahammülsüz. Kadro ilk altı haftayı fazla hasar almadan geçebilecek özellikte gibi. Lakin umarım gibi değil öyledir. İkincisi ise taraftarla inatlaşma kaçınılması gereken bir konu...
***
Taraftar ile devam edelim... Göztepe taraftarı içindeki gruplarda varolan sıkıntılar var. Dilerim yapılan toplantılar bir sonuca varmıştır. Tüm taraflar bir noktada buluşamazsa Pazartesi günü, geçen seneki Fethiyespor maçı gibi akşam haber bültenlerinde çıkan olaylarla hatta belki de ölümlü vakalarla yer alınabilir. Takımla ilk buluşma da 15 gün ileri ertelenebilir. Lütfen tüm Göztepeliler akıllarını başlarına alsınlar.
***
Şampiyonluktan başka hedefi olmayan Göztepe için yeni bir sezon başlıyor. Play-off sistemi yok. Maç başı 2 puan ortalama önemli. Dileyelim ki Göztepe iyi başlayıp, son maçta ölüm kalım stresleri yaşatmnadan iyi bitirsin. Herşey çok güzel olsun. Bizler de görelim.


Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk

TFF..
Türkiye Futbol Federasyonu...
Görevi futbolu yönetmek, zenginleştirmek, güçlendirmek, yaymak...
***
Kerameti kendinden menkul TFF bu sene 2. ligdeki grup sayısını ikiye düşürdü...
Takımların masrafları artınca gelen feryatlar üzerine de yol masrafı yerine kulüplere milyonlarca TL yardım yapmaya karar verdi...Ne güzel...
Aynı TFF 26 Eylül Pazar günü oynanan maçlardan sonra önümüzdeki üç lig maçını 29 Eylül Çarşamba, 6 Ekim Çarşamba ve 17 Ekim Pazar günü oynatacak (Kaynak www.tff.org)...Bağımsız TFF, Göztepe 29 Eylül'de oynayacağı Turgutlu maçını akşama aldırmak için başvurunca da "takımlar aynı saatte maç oynayacak" mazeretini sunarak reddetmiş...
***
Geçen sene program sıkışık diye konan Çarşamba maçlarına alışmıştık...Hadi program sıkışık, neden iki Çarşamba üstüste ve ardından 11 gün sonra Pazar maçı oynanıyor? Yoksa takımlar Avrupa Kupası'na maça mı gidecek? Belki de Milli takım artık 2b'den toplanıyor... Hiç biriyse neden böyle abuk bir program var?  Maçlar iki hafta önce aynı saatte oynanmıyordu şimdi mi elzem...Lig sonu geldi de dört takım aynı puanda mı? Dalga mı geçiyorsunuz? Adam mı seçiyorsunuz?

***

Gelelim basit sorumuza:

Türk Futbolu;

a)Futbol takımlarının Çarşamba oynanan maçına mı, Pazar oynanan maçına mı daha çok taraftar gelir sorusuna Çarşamba cevabı verecek kadar bilimsel bilgi zengini insanlar tarafından
b)Seyirci sayısında artışa ne gerek var." ve "Biz 143 seyircili Süperlig maçlarından memnunuz..." diyen üstün yetenekli arkadaşlar tarafından
c)"Kulüpler borçtan kıvranıyor ama ek hasılat gelirine ihtiyaç duyacaklarını hiç sanmıyorum..." diyen yetenekleri sayesinde son Dünya Kupasını TVlerden izlediğimiz yönetemeyeciler tarafından
d)Ligin ilk dört haftasında maçlar ayrı saatlerde oynanırken "sorun yok" deyip şimdi sorun çıkarmaya karar veren hikmetinden sual olunmaz dostlar tarafından
yönetiliyor.

e)Hepsi

Sevgili dostlar...Sizce hangisi?





Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk


Evrendeki herşey değişim içinde...Bu değişime ayak uydurabilenler yaşamlarına devam ediyorlar, ayak uyduramayanlar ortamdan kayboluyorlar. Evrim süreci canlıların
varlıklarını sürdürmesinde olumlu katkıda bulunan özelliklerin doğal seleksiyon sürecinde kalıtım yoluyla bir sonraki nesile geçişinde artış, olumsuz katkıda bulunan özelliklerin
ise kalıtımsal geçişinde azalma ile karakterize.
***
Canlıların meydana getirdiği oluşumlar olmasından dolayı olmalı, kulüpler de canlıların özelliklerini gösteriyorlar. Değişime ayak uydurarak var olmaya, nesilden nesile
varlıklarını devam ettirmek istiyorlar. Kulüplerin evrim sürecinde olumlu katkıda bulunan temel birkaç değişken var...En önemlisi para...Para ise büyük oranda zengin bir
geçmiş/müze, takımına bağlı geniş bir taraftar kitlesi, sağlam bir kurumsal ve donanımsal yapı ile ilgili...
***
Parayı bunların birleşimi ile kendi kaynaklarıyla bulanların yanında, borç ile, camia büyüklerinin, belediyelerin, yeşil-siyah ya da diğer renkte sermayelerin katkılarıyla
bulan kulüpler varlıklarını devam ettirmede başarılı oluyorlar...Diğerleriyse kaderin çarklarına teslim oluyorlar...
***
İzmir'in gelmiş geçmiş en başarılı futbol kulübü Göztepe, 85 yıllık tarihi sürecinde iki dönem çok zor duruma düştü...Camia büyüklerinin katkılarının takımı 2. ligde tutmaya
yetmediği 1997-98 sezonu ve Dinç Bilgin'in trilyonlarca borç ile takımı bırakmasından sonraki amatöre düşme ile sonuçlanan üç-dört senelik süreç...Orada da camianın mevcut
maddi yapılanması kulübü olduğu konumlarda yaşatmaya yetmedi.
***
Bu kötü dönemlerden biri Dinç Bilgin döneminin, diğeri de Altınbaş döneminin başlangıcına vesile oldu. Bu yazıda iki dönem arasındaki farkları irdelemeye çalışacağım.
*** 
Dinç Bilgin dönemi 2.lig yani şu anki Bankasya Ligi'nde küme düşmek üzere olan bir Göztepe ile başladı...Altınbaş dönemi ise amatöre düşmüş bir Göztepe ile başladı...

***

Dinç Bilgin Göztepe ile direkt olarak hiç ilgilenmedi...Baştan onursal başkan olarak sistemi tam yetkili başkanlara emanet etti. Altı sezonda bir ya da iki maçına gitti.
İmam Altınbaş da onursal başkan pozisyonunda başladı...Ne kadar "tam yetkili" tartışılır ama "bir kısım" yetkili bir başkan atadı...Ama bu duruma kısa sürede son verdi...Kendisi
başkan oldu...Sonra uçan kuştan haberi olacak şekilde devam etti. Göztepe'nin pekçok maçına gitti. Direkt olarak takımla ilgilendi. İlgilenemediği dönem için yerine birini geç
görevlendirdiği için geçen sezon yükselme grubunda başarısız olundu.
***
Bilgin kendi atadığı yöneticileri neredeyse hiç denetlemedi. Onun döneminde hepsinin birer birer gazete sahibi olmuş olmasının da katkısı var mı bilinmez ama tüm Göztepe AŞ
başkanları hakkında mali kaçak dedikoduları oldu. İmam Altınbaş ise kendisine sorulmadan kuş uçurtmadığı için ve İzmir'deki denetleme işini de asker kökenli Serdar Samur'a
bıraktığı için bu tip dedikodular olmadı.
***
Bilgin döneminde sportif başarı hedeflendiğinde başarı elde edildi. İlk sene kümede kalındı ki o da başarıydı. Ardından 18 sene sonra Süperlig'e çıkıldı. Ertesi sene düşüldü.
Sonra tekrar Süperlig'e çıkıldı. Süperlig'de yedinci olundu ki önceki 30 senenin en başarılı sonucuydu. Sonraki sezonda düşülerek kulüp borcuyla ortada bırakıldı. Altı
sezonun dördünde sportif başarı vardı. Altınbaş döneminde de sportif başarı hedeflendi. Üstüne Bilgin dönemindeki Avrupa Kupalarına katılma hedefinin üstüne iki kupa alma eklendi. Lakin üç sezonun birinde başarı elde edilebildi. İki sezon başarısızlık ve hayal kırıklığıyla sonuçlandı.
***
Bilgin döneminde "İyi futbol, iyi futbolcu ile oynanır." cümlesine genellikle uyuluyordu. Altınbaş dönemindeki genel izlenim çoğunlukla ucuza kaçıldığıydı. Takım uygun transferlerin Başkan tarafından zamanında yapılmaması nedeniyle iki sezon kaybetti.

***

Bilgin döneminde hep sağlam teknik direktörlerle çalışıldı.  Altınbaş dönemi ise çoğunlukla "?" olarak nitelendirilebilecek isimlerle...Her iki dönemde de son 20 senedir
olduğu gibi takım sezonu başladığı teknik direktörlerle bitiremedi.

***
Eski başkanlardan Aydın Bilgin'in Göztepelist'e vermiş olduğu röportajda dabelirtildiği gibi Göztepe'nin o dönemde kurumsallaşma gibi bir hedefi hiç olmadı. Başkan Altınbaş ise
ilk günden beri kurumsallaşma kelimesini ağızlardan düşürmüyor.

***

Bilgin döneminde logolu mallar ile ucundan köşesinden yarım yamalak ilgilenildi. Dönem dönem yarı profesyonel olarak özelleştirldi. Lakin hiç tam randıman alınamadı. Altınbaş
grubunun mağazacılık kökenli olmasından dolayı olmalı, en iyi becerdikleri şey logolu ürünler oldu. Toplam ciroda Türkiye dördüncüsü olundu.
***
Bilgin döneminde Göztepe tam olarak holding takımı gibi değildi. Dernek de vardı. Dernek temsilcileri kararlardaki etkileri kısıtlı olsa da şirket yönetim kurulundaydı. bUna
karşılık Göztepe şirket olmasına rağmen dernek olma nimetlerinden de sonuna kadar yararlandı. Altınbaş döneminde tersi gerçekleşti. Dernek etkisizhale getirildi. Camiadan
neredeyse kimse ile kooperasyon kurulmadı. Kurulanlar da sivrildiğinde ekarte edildi. Sonuçta tersini yani dernek olma nimetlerinden yararlanamamayı sonuna kadar yaşadı
yaşamaya devam ediyor.

***
Bilgin dönemi gazeteci kökenli olması nedeniyle halkla ilişkilerde oldukça başarılıydı. Bir yaptıklarını bir hatta çoğu zaman beş gösterme işinde iyiydiler. Zaten tartışmasız
yerel medya lideriydiler. Bu gücü Göztepe için sonuna kadar kulandılar. Göztepe için yaptıkları en hayırlı iş buydu. Altınbaş dönemini bir halkla ilişkiler başarısızlık süreci
olarak nitelendirebiliriz. Muhtemelen Başkan çoğunlukla burada olmadığı için; yerine başkası ilişki kurmasını da istemediği için başarısızlık süreğen oldu. Halen neredeyse tüm
yerel medya iletişimsizlikten şikayetçi. Sonuçta Altınbaş dönemi beş yaptığını bir göstermede bile başarısız oldu.
***
Bilgin döneminde derneğin hatta bizim de katkılarımızla Göztepe kredi kartı ve basılı dergi çıkarılmıştı. ALtınbaş döneminde henüz yok...

***
Bilgin döneminin vergi borçları sayesinde halen gazetelerde ilk sıralardayız. Altınbaş döneminde ise vergi ödeme konusunda dakik ve gündeliğiz.

***

Bilgin dönemi Göztepe'nin amatör branşlarda çoştuğu dönemdi. Voleybolda İzmir'de ilk kez Avrupa Kupalarına gidildi. Basketbolda birinci lige çıkıldı. Hiçbir branş kapatılmadı.
Altınbaş döneminde yola çıkarken Göztepeli diyebileceğimiz ender kişiliklerden Alphan Manas voleybol takımını ikinci lige çıkardı.  Voleybol takımı Altınbaş döneminin hafızalara kazınan kara bir lekesi olarak ligden çekildi. Hentbol takımı cefakeş Göztepe taraftarının katkılarıyla yaşamaya devam ediyor. Sutopunda da takım Dr. Ali Rıza Altay'ın
kulüpten uzaklaştırılmasından sonra geçen sezon maçlara katılacak organizasyonu gösteremedi.
***
Bilgin döneminde Göztepe'nin tesis sorunu için kalıcı hiçbir çözüm getirilmedi. Hamdi Türkmen döneminin sonunda Urla'da kiralanan arazi kullanılamadı. Altınbaş döneminde de henüz tık yok. Umarım yanılırım ama hem dernek, hem de Bilgin grubu medyasının sonuna kadar kullanılması ile uzun süreliğine kiralanabilen arazi benzeri bir araziyi
alabilmeleri çok zor. Satın almaya da nedense yanaşmıyorlar. Göztepe'ye Hizmet Derneği'nin hediyesini kullanıp kullanmayacağını ise zaman gösterecek.
***
Bilgin döneminde Göztepe pekçok yönden İzmir'in en ön plandaki temsilcisiydii. Altınbaş dönemindeyse Göztepe üvey evlat görünümünden kurtulamadı.

***

Bilgin dönemi profesyonel taraftarlık müessesesinin tavan yaptığı bir dönemdi. Altınbaş dönemi o açıdan daha olumluydu. Lakin bu sezon ne olacak göreceğiz. Umarım sezon kimse birbirini öldürmeden tamamlanır. Bilgin dönemi Göztepe'nin ana taraftar kitlesinin yani maddi açıdan orta-aşağı sınıfa ait grubun takım açısından çok organize olamadığı-yeni yeni organize omaya başladığı bir dönemdi. Orta-üst sınıfsa nispeten örgütlüydü. Zaman içinde Göztepelist, Yalı, 1925 TD, Göztepe'ye Hizmet Derneği, facebook, Uniforce gibi sosyal ortamların katkılarıyla Göztepeliler bugün için dağınık ama güçlü bir sese sahipler.

***
Görüldüğü gibi her iki dönemin de kendisine göre artıları var. Akılcı olan Altınbaş döneminin mevcut hatalarına son vererek daha kuvvetli, güzel ve başarılı günler çin
yapması gereken yapısal değişimleri gösterebilmesi. Dilerim o günleri de görürüz.

KÖŞE YAZILARI

  • TEK BÜYÜK GÖZTEPE… TEK BÜYÜK GÖZTEPE…
    Written by Özkan Cengiz 15 Aralık 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Dört maçlık periyodun sonuna geldik, devre arasına girdik. Dört maçın başında hedefi 12 puan olarak belirlemiştik. Dürüst davranmak gerekirse 10 puana da razıydık ama sekiz puanla tamamladık. Olaya başka bir açıdan bakarsak 12 puanla lider olacağımızı düşünüyorduk...
  • Rahat Mı Batıyor? Rahat Mı Batıyor?
    Written by Özkan Cengiz 16 Kasım 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Rahat mı Batıyor? Bu hafta iş hayatımın en zor haftalarından birini geçirdim. Bu sebeple sosyal medya, Göztepe medyası vb Göztepe kaynaklarından uzaktım. Haftalık olağan telefon Göztepe geyiklerimi de yapamadım. Göztepe ile ilgili whats up gruplarındaki okunmayan...
  • Türk Sporunun Güvencesi GÖZTEPE! Türk Sporunun Güvencesi GÖZTEPE!
    Written by Özkan Cengiz 28 Ekim 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net İlk önce bilmeyenler için kısaca özetleyelim. Bugün 28.10.2014 tarihinde Cizre stadında bir maç oynandı. Cizre stadı neresi derseniz iki gün önce ilk özerklik ilanı diye geçilen haberlerde yer alan iki mahallenin ortasında yer alan stad, maça Göztepe kafilesi futb...
  • Göztepe Her Zaman ki Gibi mi? Göztepe Her Zaman ki Gibi mi?
    Written by Özkan Cengiz 22 Ekim 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Pazartesi günü gerek gazetelerin, gerek sosyal medyanın, gerek Göztepe medyasının tepkisi birbirine benziyordu. Göztepe her zamanki gibi! Sezonu aynı hocayla bitirememe geleneği devam ediyor, bunun yanında geçen seneki Özgür Zengin’in görevden alınmasına benzer ya...
Diğer yazılar:

Diğer başlıklar

Twitter