cezalar

 







Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk

Göztepe yükselme grubunun ilk devresini sekiz maçta topladığı altı puanla dokuz takımlı grubun sekizinci sırasında bitirdi...Sekiz maçta tek galibiyet aldı. Takım altı puanın beşini Erol Azgın döneminde alırken, birini Nurettin Yılmaz döneminde Etimesgut deplasmanından getirdi. İlk devre sekiz maç sonunda puan durumu şöyleydi:
Güngören 17
Akhisar 15
Türk Telekom 13
Şanlıurfa 12
İskenderun 9
Tokat 9
Çorum 9
Göztepe 6
Etimesgut Şekerspor 6
Göztepe yükselme grubunun ikinci devresinde şu ana kadar beş maçta üç galibiyet, bir beraberlik ve bir mağlubiyet ile on puan topladı. Yalnızca ikinci devre  oynanan maçlara bakıldığında puan tablosunda Göztepe'nin 12 puanlı Akhisar'ın ardından ikinci durumda olduğu görülüyor.
Takım maç sayısı/puan
Akhisar 5 /12
Göztepe 5/10
İskenderun 5/9
Güngören 5/8
Tokat 5/6
Çorum 6/6
Telekom 6/6
Etimesgut Şekerspor 5/6
Urfa 6/1
Gelelim Erol azgın ve Nurettin Yılmaz'ın yükselme grubu performanslarına:
Göztepe Erol Azgın döneminde altı maçta bir galibiyet, iki beraberlik ve üç mağlubiyet ile toplam beş puan topladı. Maç başı puan 0.83 idi...
Takım Nurettin Yılmaz döneminde toplam yedi maç oynadı; üç galibiyet, iki beraberlik, iki mağlubiyet ile 11 puan topladı. Maç başı puan 1.57 idi...Bu arada bir not olarak Urfa ikinci devre tek puanını Göztepe'den almış durumda...
Bu verileri nasıl yorumlayabiliriz? Veriler daha önce çeşitli defalar belirttiğimiz yeterli transferin zamanında yapılmadığı cümlesini doğruluyor. Göztepe'nin ikinci devre performansı takımın aslında şu anki oyuncu yapısı olarak gruptan çıkabilecek kalitede olduğunu düşündürüyor. Bu kadro yükselme grubuna birbirine alışmış durumda başlamış olsaydı muhtemelen şu an direkt çıkış için oldukça iddialı olunurdu. 
Bu arada Ali Gültiken'in etkisine de bakarsak takımın o geldikten sonra beş maçta üç galibiyet ve bir beraberlik alındığını görüyoruz. Nurettin Yılmaz Ali Gültiken'siz iki maçta bir puan alabilmişken,Gültiken geldikten sonra beş maçta on puan topladılar...Bu bağlamda Ali Gültiken de faydalı olmuş gözüküyor.  Nitekim Gültiken'in pozisyonuna birisi “iki ay sonra” değil,"iki ay önce" bulunsaydı belki durum farklı olabilirdi.
Erol Azgın ile devam edilse aynı sonuçlar elde edilebilir miydi? Bu soruya kontrol grubu olmadığı için yanıt vermek zor.  Ancak Nurettin Yılmaz'ın maç başı puanının Ali Gültiken değişkenininden etkilenmiş olsa da, Erol Azgın'a göre %90 daha yüksek olduğunu söyleyebiliriz.
Sonuç olarak ilk devreki kötü performansın yeni oyuncuların ve teknik direktörlerin birbirine alışmasındaki sıkıntıdan ve teknik direktörlerin oyuncuları tek başlarına motive etmekteki sıkıntılarından kaynaklandığını belirtebiliriz.
Geldiğimiz noktadan geleceğe bakarsak... Elde umut olarak play-off var… Play-offta bir üst lige çıkmak isteyen sekiz takım olacak...Göztepe'nin o noktaya gelme ihtimali nedir? Takımın yavaş yavaş birbirine tanıması ile gelen son beş maçtaki yüksek performans zor olmadığını düşündürüyor. Lakin Çorum Akhisar'ı yenince, Göztepe'nin play-offa kalması için en az üç-beş puan daha alması gerekebilir gibi gözüküyor. Göztepe’nin üçte üç yapması bile sürpriz olmaz… Bununla birlikte dilerim sonuçta kazanan Türk futbolu ve Göztepe olur.

Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk

Son birkaç gündür hayatımın sayılı mutluluklarından birini yaşamanın verdiği garip bir bulutların üzerinde gezme hissi ile yaşıyorum… Göztepe futbolda Türkiye’nin dörtlü oligarşi dışındaki en başarılı kulüplerinden biri hatta pekçoğuna göre ilki olmasına rağmen halen kendi üzerine bir taşınmazı yok... Daha doğrusu yoktu ama artık taraftarının ve Göztepe’ye Hizmet Derneği’nin (GHD) katkılarıyla var…

Göztepelist kurulalı beri, on senedir en çok konuşulan noktalardan biri Göztepe’nin tek bir taşınmaz sahibi olmamasıdır...Bu konuda Göztepelist üzerinde ilk kez yaptığımız kampanya ki sanırım Süperlig'den son düştüğümüz seneydi, fazla ilgi çekmemişti...

2005'e kadar gecen sürede üye sayısının artması, listenin kurumsallaşması, süreklilik ve uygun sosyolojik ortamın doğması sonucunda ikinci kampanya yine Göztepelist üyelerinin fikirsel ve parasal katkılarıyla başlamış oldu... Kampanyayı başlatıp, başlatmamayı yürütme kurulunda tartıştığımızda bir önceki başarısızlığı düşünmedik diyemem lakin başarısızlığın üzerinden çok zaman geçmişti. Dolayısıyla pek çok şey değişmiş olabilir görüşü ağır bastı... Bugünden bakıldığında iyi ki de başlatmışız...

Bu ikinci kampanyaya destek verenlerin önemli bir kısmının hatta şu an
GHD'nin çekirdek kadrosunu oluşturan ekip öncelikle 2004'te Fil Pizza'da Göztepelist olarak yaptığımız ve ciddi bir katilim ile gerçeklesen ve yanılmıyorsam bir de imzalı bildiri çıkardığımız bir toplantıda şekillenmişti... GHD'nin sosyolojik temelleri için uzun zamandır  uğraşılıyorduysa da, o toplantı önemli bir mihenk taşıdır.

Her ay 20 TL kampanyasını 2005-Ağustos’tan itibaren Göztepelist web sitesi ve maillistten elden geldiğince propagandalıyarak üye sayısını 75'e kadar çıkardık...

O dönemdeki başkanların parayı takım için harcamak üzere bizden sıkça istediğini de hatırlıyorum. Cevap ise bu paranın günlük amaçlar uğruna değil, 80 senedir yapılamayan kulübe taşınmaz kazandırmak için toplandığı oluyordu...

Kendi adıma hayalim vakıftı ama kısmet olmadı... Belki gelecekte… Dernekleşme kararı öncesinde üç ya da dört toplantı organize ettik hatta gereğinde Göztepelist olarak finanse ettik...

O toplantılarda dernekleşme konusunun ağırlık kazanmasının ardından derneğin isim konusu geldi ortaya... Göztepelist'i düşündük sonra vazgeçtik... Kendi adıma ne büyük mutluluk ki sosyolojik temelleri için senelerce uğraştığı(m)ız, isim babası olma gururunu yasadığım "Göztepe’ye Hizmet Derneği"mizin kurucu yönetim kurulu üyesi ve halen denetleme kurulu üyesi olma onurunu yaşadım...

Dernek resmi olarak kurulunca, Göztepelist hesabında biriktirdiğimiz parayı GHD hesabına aktardık... Derneğin üye sayısı ve geliri zamanla arttı ve bu hafta içinde son noktaya gelindi… Göztepeliler ahir ömürlerinde bugünleri de gördü; yayından çıkan ok büyüyerek hedefini buldu, artık “Göztepe’mizin kendine ait bir taşınmazı var” diyebiliriz…

GHD açısından kuruluş öncesi dönem için Göztepelist’e emek vermiş, yaşatmış, geliştirmiş, kampanyayı duşunmuş, katılmış, desteklemiş herkese
teşekkürler... Onlar olmasaydı bu iş de olmazdı...Derneğin kuruluş ve gelişme aşamasındaki emekleri için Özant Önçağ, Burçak Ünsal ve Özkan Cengiz çok özel teşekkürü ve kutlamayı hak ediyorlar... Kurucu yönetim kurulundan sonra görev alan Erkan Uslu ve mevcut yönetim kurulunu ve derneğin sevgili üyelerini de büyük hedefi tutturdukları için bir kez daha gönül dolusu kutluyorum.

Gelinen noktada kendi adıma on sene önce hayal ettiklerimin, misyonumuzun, önemli sayıda Göztepelinin hayallerinin büyük oranda karşılandığını görme şansını tattım... Bu yapılmamış bir hareket... Ne mutlu ki bu işi sorunun değil çözümün parçası olan pek çok Göztepelinin sosyal katılımı ve çok uzun sureli emekleriyle “Göztepe’ye Hizmeti düstur olarak belirleyen Taraftarı” başardı...

Emeği geçen herkese tekrar tekrar sonsuz teşekkürler... Darısı “Sadece Göztepe için” daha büyük hedeflere...

Oğuz Reşat Sipahi
http://www.sipahi.tk


Başkan İmam Altınbaş'a ve yönetime
Göztepe tarihinde büyük başarılar bugün kimsenin hayal edemeyeceği büyük bir istikrar süreci (Efsane Takım) veya daha sonraki diğer daha küçük çaplı başarılardaki gibi taraftar-takım-yönetim sinerjisi ile gelmiştir. Göztepe tarihi boyunca ucu ucuna kadrolarla başarılı olamamıştır. Bu Altınbaş döneminde de değişmemiştir. Göztepe tarihi boyunca aldığı şampiyonlukları/başarıları yüksek iç saha galibiyet yüzdesi ile almıştır (geçen sezon dahil).
Göztepe tarihi boyunca yönetimler için ve teknik direktörler için en zor anlar iç saha mağlubiyetleri olmuştur.
***
Türkiye Liglerinde ve Göztepe’de transferlerin baştan yapılmaması takım birbirine alışıncaya kadar en az beş-altı puana, ikinci teknik direktör değişikliği de takım hoca tarafında tanınıncaya kadar en az beş puana mal olmaktadır...
Tarihten ders almamak, aynı hatayı (yeterli transferi zamanında yapmamak) dört kez yapmanın zeka ya da başarı göstergesi olduğunu söylemek zordur… Şirketler iyi profesyonellerle yönetilir, futbol da iyi futbolcularla oynanır. İyi futbolcuyu ucuza alma olasılığınız uzun soluklu, kurumsallaşmış izleme komiteleriniz yoksa çok ama çok zordur. Yapılan transferlerin vaziyetini şu durum çok iyi açıklıyor… Göztepe mucizevi bir şekilde yükselme grubuna kaldıktan sonra 11 transfer yapıldı; son maçta yedeklerden  kurtarıcı olarak girenler ise eskilerden Ali Mumcu, Mert Somay ve Hüseyin Kartal’dı.

***
Bana göre sezonun en büyük ikinci hatası Akif Başaran sonrası Erol Hoca ile devam etmekti. Göztepe Nevzat Güzelırmak döneminden beri tek sezon boyunca baştan sona görev yapan teknik direktör yok. Bu bağlamda sezon başından alternatif teknik direktör belirlenmeliydi. Erol Hoca’nın ikinci teknik direktör olarak bile olsa play-offu çıkartması olasılığı çıkartmama olasılığından daha yüksekti. Yüksek ihtimal gerçekleşti. “Hata hata doğurur.” derler doğru gözüküyor. İlk izlenimde bu hocanın başarılı olmama olasılığı da olma olasılığına göre daha yüksek gözüküyor. Yanılmayı çok istiyorum. Daha önce de belirttiğim gibi kriz ortaya çıkmadan çözüm hazırlığı üst düzey kaliteli yönetimlerde olması gereken bir özellik. Görünen o ki yine her duruma hazırlıklı olunmalı…Bu arada Göztepe tarihi boyunca ikiden fazla hoca ile şampiyon olamadı. Bu değişir mi bilmem…Diliyorum…

***

Yönetim şuu anlamalı ki Göztepe taraftarı bir üst lige çıkmayı çok ama çok istiyor. Başkan İmam Altınbaş da aynı şeyi istiyor. Takımsa son iki iç saha maçında Akhisar ve Çorum’a mağlup olunuyor. Taraftar tepki veriyor…Neden? En büyük sebebi yaratılan motivasyon ve hayal kırıklığı…Yönetime yaratmış oldukları motivasyonu daha iyi kavrayabilmeleri açısından Kemal Telci’nin hazırladığı İsyan Belgeseli’ni iyice sessiz bir ortamda baştan sona seyretmelerini öneriyorum.

***
Altınbaş grubu Göztepeli yönetici kadrolar istemiyor. Burası açık…Bunun direkt etkisi tepkilerin aracısız kendilerine gelmesi oluyor. Şu ana kadar tepkiler öncelikle İsmail Hakkı Gül ve Erol Azgın’a geliyordu. Arada tampon bırakmadınız. Çorum maçı ceremesini çekmeye başladığınızın resmidir. Bu arada profesyonel futbol için bulduğunuz diğer yönetsel kadroların da başarısı ortada… İsmail Hakkı Gül her uzaklaştığında durum daha kötü oluyor. İsmail Hakkı Gül’ü uzaklaştırıyorsanız yerine ya içeriden ya da dışarıdan daha iyisini bulacaksanız. Bulamıyorsanız kendisi ile devam edeceksiniz. Sportif direktör sorunu hala çözülemedi. Sorunları sürümcemede bırakarak biryerlere varılamayacağı yakın Türkiye tarihinden örneklerle kanıtlıdır.
***
Göztepe taraftarın takımıdır. Takımı Göztepelilerden kaçırmak akılcı değildir. Diyalog olmazsa gelecek tepkiler artacaktır.

Futbolcular ve teknik heyete
Çorum maçı ile devam edelim..Takım maçında ilk devre fena oynamadı. İkinci devre golü isteyen taraf Göztepe olmalıyken, Çorumspor oldu. Bu seneki pek çok maç gibi savunma ileri çıktığında arkaya atılan toplar ile goller yendi. Ben teknik direktörümüzün yerinde olsam, Göztepe’nin bu sezon yediği gollerde ve atılanlarda o sıradaki defans ve forvet hatlarının kompozisyonunu iyice bir incelerim. Burhan ve Recep ikilisi ne yazık ki maç boyunca anlaşamadılar.
***
Bu arada bazı futbolcuların ayakta duracak hali yoktu. Diliyorum başıboşluktan çıkılan başka maçlar nedeniyle değildir.
Cefakeş Göztepe taraftarına
***
Göztepe Yükselme grubundaki sekiz maçta tek galibiyetini seyircisiz maçta aldı. Göztepe taraftarsız bazen başarılı olsa da,  “taraftarına rağmen” şekilde hiçbir zaman başarılı olamamıştır. Eldeki takım ile taraftar desteği ile başarının bir yere kadar artma olasılığı vardır ama taraftar kösteğe başladıysa başarılı olma şansı yoktur. Maçın bitmesine yarım saatten çok varken aleyhte bağırmaya başlarsanız, eleştirmekte ne kadar haklı olsanız da takımın mağlubiyetini otuz dakika önce garantilemiş olunduğunu bu sene birkaç kez tecrübe ettik. Bu hareket kulübe bağlılık ile ilgili tezahüratların içeriğine de ne kadar uygundur tartışılır… Futbol 90 dakikadır. Bu sene bile son dakika gollerini az görmedik. Hak edene, hak ettiğini 90. dkdan sonra vermek, maç bitene kadar son gaz destek, eğer seneye Bankasya Ligi’ni istiyorsak, eldeki tek çözüm olasılığıdır.

Herkese
Bu ligde beraberliğin önemini tüm taraflar anlamalı… Lütfen takım yenildiği dört maçta berabere kalsaydı, oluşacak puan durumunu hesap ediniz…

***

Halen oynanmamış sekiz maç. Göztepe sekizde sekiz galibiyet ve mağlubiyet alabilir ve ikisi de benim için sürpriz olmaz. En kötü ilk altı üzerinden play-off zorlanmaya çalışabilir. Burada başarı kriz yönetimine ve acilen alınması gereken kararlara bağlı. İlk etapta Akhisar beraberliği sonrasında üçte üç ile çıkarız dediğimde en yakın dostlarım gülümsemişti, en sonunda beraber gülümsedik.

***

Aynı hatayı tekrarlamamak ve hataları kabul etmek erdemdir. Sorunlara geri dönelim… Birinci sorun taraftar ile diyalogsuzluk…Çözüm karşılıklı diyalog olabilir mi? İkinci sorun takım ile taraftar arasında sinerji yaratamamak. Çözüm sinerjik hale gelmek için karşılıklı çaba (Enerji paylaşımı toplantılar, yemekler ki bu takıma yemek verilen haftalardaki ve verilmeyen haftalardaki başarı yüzdesini lütfen karşılaştırın....) olabilir mi? Üçüncü sorun ise futbolcuların ve teknik heyetin motivasyonsuzluğu…Çözüm sportif direktör ve/veya o işi de görebilecek bir teknik direktör veya başkanın tekrar bizzat ilgilenmesi olabilir mi?. Tarihten ders almamak ise ancak tarihi inceleyerek çözülür.

***


Bu hayatta gelip geleceğiniz yerleri tercihleriniz belirler…Sorunları acilen çözemezseniz başarı (ki sonunda 2 milyon USD’den fazla kılçıksız tv  geliri vardır) hala gelebilir aksi takdirde “Her sene bir üst lige, elele Süperlig’e” ve sonrası mevcut tercihler sayesinde hayal olacak.



Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk

Göztepe yeterli transfer ve hamleler doğru zamanda yapılmadığı için bir üst lige ilk iki sıradan çıkma şansını  yok seviyesine yakın düzeye indirdi...Play-off şansı ise devam ediyor…Play-off’a kalınırsa aynı şansı zorlamak isteyen yedi takım daha olacak ve bunların yani klasman birincilerinden ya da yükselme grubu üç-altıncı sıraları paylaşanlardan biri üst lige çıkacak...
***
Son dört maçtaki yedi puana ilk ve ikinci dört maçta da erişebilinseydi şu an 21 puanda olunurdu…Başka bir deyişle futbol takımı maç başı ortalama puan itibariyle üst lige direkt çıkma ile ilişkili seviyelere ancak son dört maçta ulaşabildi. Şu anki durum ilk altı üzerine yoğunlaşılması gerektiğini düşündürüyor... Alttaki takımların maç başı puanlarına bakılırsa şu andan sonra alınacak dört puan bile ilk altıya yetebilir...Lakin hem taraftarın, hem de takımın moral motivasyonu için ne kadar puan alınsa o kadar iyi olacaktır...İlk altıya kalmak için umarım ve dilerim son dakikaya kadar kıvranılmaz...
***
Yükselme grubunda, kazanılan maçların hepsinin taraftarsız ya da taraftara inat alındığı bir garip dönem yaşadık...Bunda kimin ne suçu var tarafların şapkasını önüne koyup düşünmesi gerek...Sevgili futbolcularımız sonuç kazanmayla bitecekse son dört maçı da "İnadına" kazanabilirler...Buna karşı iyi bir halkla ilişkiler yönetimi ile sorunların çözülmesi ve aynı yolda omuz omuza yürünmesi çok daha faydalı olacaktır...Karşılıklı destek olmadan play-offlarda başarılı olmak ne kadar mümkün olur bilmiyorum.
***
Olan oldu, biten bitti...Şu anda elimizde play-off şansı var...Riskli olduğunu kabul ediyorum... Son on senede bir olumlu, bir de olumsuz bir örnek yaşadık...Sevinci de, acısı da büyük oluyor...Bununla birlikte umut umuttur...Sonucun olumlu olması için eldeki sebep sayısı olumsuz sonuca göre daha fazla...
***
Takımın bu sene çıkmasının gelecek seneki naklen yayın gelirinin (2 milyon USD) ve herkesin moral motivasyonuna etkisini anlatmaya gerek yok...Çıkılamazsa??? Çıkılamadı ve gelecek sezon çıkıldı diyelim...Ne olur? Yönetim iki sezon sonra, gelecek sezon Süperlig'de yaklaşık 15-20 milyon USD naklen yayın geliri almış ama Bankasya Ligi'ne düşmüş, ortalamanın üstündeki en az üç takım ile uğraşmak zorunda kalır...
***
Yazının başlığına gelince...Takvim yaprakları 23 Nisan haftasını gösteriyor yine…Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara hediyesi… Çocuklarımız…Geleceğimiz…Yarınlarımız…Yazıyı güzel çocuklarımızın bayramını kutlayarak onlara yönelik naçizane dört öneri ile bitirmek istiyorum:
1)Futbol takımının bu hafta ve gelecek maçlarda sahaya geçen sene 23 Nisan'daki gibi altyapıdan öğrencilerle çıkmasını öneriyorum...Futbolcular için olumlu güdüleyici olabileceği gibi öğrenciler için de unutulmaz bir deneyim olacaktır...Ek olarak devre arasında onlara yaptırılacak kısa bir çift kale maç en az 5000 kişiye yapılacak canlı reklam olarak da kabul edilebilir...
2)Bir maçın (artık tek maç kaldı) bilet fiyatlarının 1 TL olarak belirlenmesi...2000-2002 aralığında daha büyük rakamlar da oldu ama 1998-99 sezonunda ikinci ligdeyken bu şekilde 30.000lerin görüldüğünü hatırlıyorum... Kulüpten uzaklaşmış taraftarların ve ailelerin maça gelmesini kolaylaştırabilir...Logolu ürün satışı ile hasılattan kaybedilen gelirin arttırılma şansı da yok değil...Bu da geleceğe yönelik taraftar kazanma açısından iyi bir hamle olabilir.
3)Aile bileti uygulaması...Kulübün altliglerde geçirdiği yıllar tribüne gelen taraftarların sosyolojik profilini değiştirdi... Ailelerin tribüne çekilmesi tribünlerin yapısının eskiye dönüş yaşaması, çocukların maça gelmesi, küfürün azalması, yeni neslin Göztepelileştirilmesi için iyi bir uygulama olabilir...
4)Yine Göztepeli bir nesil için okul ziyaretleri ve bilet dağıtımı işinin daha sık yapılması…

Oğuz Reşat Sipahi
http://www.sipahi.tk

Göztepemiz 16 maçlık yükselme grubu maratonunun beşinci maçının sonunda beş puan toplayabildi.
***
İlk ikiden çıkabilmek için gerekli ortalama puanın 1.8-2 arasında olacağını göz önüne alırsak, takım hedeflenen puanın 4-5 puan gerisinde.
***
İç sahada şu ana kadar iki maç oynandı. Birisi inanılmaz bir şekilde havuz tadında bir sahada oynanan İskenderun maçı…Orada iki puan gitti. Diğeri kimsenin göremediği olaylar zinciri sonunda verilen saha kapatma cezasının ceremesinin çekildiği Şanlıurfaspor maçı…Neyse ki o maç 1-0 da olsa kazanıldı.
***
Üç deplasman maçı oynandı. İlk onbirdeki yeni gelen oyuncuların sayısının üç-dördü aştığı Güngören ve Türk Telekomspor maçları, kazanmak için ileri çıkılan dakikalarda gelen defansif hatalarla kaybedildi. Bu sayede şu an için ilk iki ortalama puanı bir miktar yükselmiş durumda. O iki maçta maçın gidişatı olarak gözüken beraberlikler elde edilebilseydi ligin zirvesi Göztepe’ye, Göztepe’de ligin zirvesine yaklaşmış olacaktı.
***
Alsancak Stadı’nın kullanım hakkını ihalesiz bir şekilde almış olan Altay’ın Pazar’ı kapatmış olması ya da kronik stadyum problemi nedeniyle yine Cumartesi günü oyananacak maçta rakip Akhisar…
***
Meteoroloji yine sağanak yağış diyor…
***
Akhisar klasman grubunun en flaş takımlarından biriydi. Birbirini tanıyan bir kadroya sahip. Bununla birlikte Göztepe ile klasman grubunda iki maçta da yenişemedi. Hatta Akhisar’daki maçta son dakikada Göztepe lehine verilmeyen bir penaltı vardı (Kendi oyuncuları itiraf ettiği için belirtmekte sakınca görmüyorum.).
***
Ahhisar’ın yükselme grubu performansı 5 maçta 9 puan şeklinde…İki deplasman maçı oynamışlar. Zorlu Şanlıurfa deplasmanından bir puan ile dönüp Etimesgut Şekerspor’u 2-0 yenmişler. İç sahada ise klasman grubuna göre daha düşük bir performans çizmişler. Üç maçta bir galibiyet, iki beraberlikleri var.
***
Maç Göztepe’mizin mevcut puanı itibariyle Göztepe için daha kritik …Kritikliği arttıran bir başka mesele de olabilecek en ufak bir olayda bir kez daha saha kapatma cezası ile karşılaşılacak olması…Böyle buyuruyormuş TFF…
***
Tıp biliminde önemli bir kural vardır. “Primum non nocere.”. Bu Latince cümle dilimize “Öncelikle hastaya zarar verme” şeklinde çevrilebilir. Hastaya yapılan tedavilerde öncelikle hastaya zarar vermemenin ön planda olması gerektiğine işaret eder.
***
Göztepe’nin üst liglere dönmesini istemeyenlerin az olmadığını bu yolda bazı yöntemlere başvurulduğunu, başka bazılarına da başvurulabileceğini, unutmayalım. Göztepe için çeşitli müesseseler lehte olmayan şekilde çalıştı, çalışmakta…
***
Tarihsel süreç içinde Göztepe’nin en büyük avantajı olan ama tahrik edildiğinde dezavantajı haline gelebilen Göztepe taraftarını çileden çıkartmak Akhisar maçında da, sonrasında da karşımıza çıkarsa sürpriz olmaz. Bu bağlamda sevgili Göztepeliler hakemin ve rakibin (son Akhisar maçında maç bittikten sonra çıkan olayları unutmayalım.) her türlü tahrikini yok sayın… Gerekirse kan içip, “Kızılcık şurubu içtik.” demek, Göztepe’nin tepesinde sallanan Demokles’in kılıcının yerçekiminin etkisine girmesine fırsat vermemek, takıma öncelikle zarar vermemek, zarar vermeden elden gelen her türlü desteği vermek “Göztepeliyim.” diyen herkesin düsturu olmalıdır.
***
Göztepe Tokat maçında sevenlerine geçmiş maçlara göre daha fazla gol pozisyonlu bir maç yaşatmış olmakla birlikte, pozisyonları gole çevirmekteki sıkıntı daha tam aşılamamış gözüküyor… Akhisar maçında gol yollarındaki sıkıntının aşılmasını, önümüzdeki dört maçın üçünün iç sahada olduğunu göz önüne alırsak, bu 90 dakikanın uzun bir serinin başlangıcı olmasını diliyorum.
***
Kimse unutmasın ki Göztepe Türk futbolu, Ege futbolu, İzmir futbolu için bir üst lige çıkmakla yükümlüdür.

KÖŞE YAZILARI

  • TEK BÜYÜK GÖZTEPE… TEK BÜYÜK GÖZTEPE…
    Written by Özkan Cengiz 15 Aralık 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Dört maçlık periyodun sonuna geldik, devre arasına girdik. Dört maçın başında hedefi 12 puan olarak belirlemiştik. Dürüst davranmak gerekirse 10 puana da razıydık ama sekiz puanla tamamladık. Olaya başka bir açıdan bakarsak 12 puanla lider olacağımızı düşünüyorduk...
  • Rahat Mı Batıyor? Rahat Mı Batıyor?
    Written by Özkan Cengiz 16 Kasım 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Rahat mı Batıyor? Bu hafta iş hayatımın en zor haftalarından birini geçirdim. Bu sebeple sosyal medya, Göztepe medyası vb Göztepe kaynaklarından uzaktım. Haftalık olağan telefon Göztepe geyiklerimi de yapamadım. Göztepe ile ilgili whats up gruplarındaki okunmayan...
  • Türk Sporunun Güvencesi GÖZTEPE! Türk Sporunun Güvencesi GÖZTEPE!
    Written by Özkan Cengiz 28 Ekim 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net İlk önce bilmeyenler için kısaca özetleyelim. Bugün 28.10.2014 tarihinde Cizre stadında bir maç oynandı. Cizre stadı neresi derseniz iki gün önce ilk özerklik ilanı diye geçilen haberlerde yer alan iki mahallenin ortasında yer alan stad, maça Göztepe kafilesi futb...
  • Göztepe Her Zaman ki Gibi mi? Göztepe Her Zaman ki Gibi mi?
    Written by Özkan Cengiz 22 Ekim 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Pazartesi günü gerek gazetelerin, gerek sosyal medyanın, gerek Göztepe medyasının tepkisi birbirine benziyordu. Göztepe her zamanki gibi! Sezonu aynı hocayla bitirememe geleneği devam ediyor, bunun yanında geçen seneki Özgür Zengin’in görevden alınmasına benzer ya...
Diğer yazılar:

Diğer başlıklar

Twitter