Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk


Göztepe'nin hentbol şubesi 2003-2004 sezonu başında kuruldu...

Yani 7. sezonunda...

5 sezondur, kurulduğu sezon yükseldiği 2. ligde barınıyor...

Hentbol liglerindeki ender gençlik ve spor kulüplerinden biri olarak Göztepe armasını hentbol branşında temsil ediyorlar…

Durum aslında ülkede çok rastlanmayan bir durum…

Bir şubeyi yaşatmak taraftarın işi midir tartışılır ama 6 senedir taraftarın desteğiyle yaşıyor...

Şubeyi taraftar kurdu...

Taraftar yönetiyor...

Renk aşkıyla, her şartta...Kolu da kırılsa, omzu da çıksa taraftar oynuyor...

Taraftar antrene ediyor…

Bütçesini de taraftar oluşturuyor...

Kendi kendine...

Ha taraftar derken bildiğiniz tribündeki taraftarı kastediyorum…

Cefakeş Göztepe taraftarı...

Nedendir bilinmez kulüp yönetimi forma-malzeme desteğini bile uygun görmüyor...Göztepe’yi temsil eden takım kendi formasını da kulüpten oluşturdukları bütçeden satın alıyor...

Peki bütçe nasıl oluşuyor? Taraftar tarafından imece usülüyle…

Ayrıca internet üzerinden…Nasıl mı?

Cefakeş olduğu kadar yaratıcı Göztepe taraftarı bütçe oluşturmak için iki senedir bir ilki daha yaşatmaya devam ediyor...

Bir web adresi yaratıyorlar… Adı da anlamlı http://www.goztepehentbolyasayacak.com...

Bu adreste “tam 35” satırdan ve 20 sütundan oluşan 700 piksel oluşturuyorlar...

İki senedir bu pikselleri tanesi 10 liradan satıyorlar...

Geçen sene tüm pikseller satıldı ve elde edilen 7000 liralık gelirle takım ligde kaldı...

Bu sene de 700 piksel oluşturuldu...Şu ana kadar %25'i gitmiş durumda...

“İsteyenin bir yüzü kara…” diyerek, 10 lira ile bile olsa

-Tüm Göztepe sevdalılarını

ayrıca böylesine ezber bozan bir harekete ezber bozan bir karşılık

ya da Göztepeliliğe ve birlik beraberliğe güzel bir örnek olmaz mı diyerek,

-Sevgili başkanımız Sayın İmam Altınbaş’ı,

-Sevgili yöneticilerimizi,

-Eski başkan ve yöneticileri,

-Ve hatta futbolcularımızı

hentbolu yaşatmaya çalışmaya destek vermeye davet ediyorum...


Oğuz Reşat Sipahi
http://www.sipahi.tk
Bu alemde hiç görmediğin bir şehrin üç semirtilmiş takımından birini tutup, ilgili takımı semirtmeye devam edebilirsin…Doğduğun, yaşadığın şehrin takımını sevebilirsin…İsyanını attığın balta vs ile edip takımına 7 maç ceza aldırabilirsin...İçindeki isyanı herkesin saygı duyduğu unutulmaz bir marşa, belgesele ya da doğurgan bir platforma dönüştürebilirsin…Çıktığın yolda statükoyu koruyabilirsin...84 yıldır yapılmayanlara talip olabilirsin…Başlattığın tezahüratla stadyumu ayaklandırıp, ölü gibi oynayan futbolcuları dirilterek üç puana katkıda bulunabilirsin...Gittiğin deplasmanda yaptığın hareketlerle takımına duyulan sevgiyi ve saygıyı arttırabilirsin...Başka devinimlerle aynı armaya birkaç cezalı maç ile bolca ah aldırabilirsin...Taraftarsızadısanıbilinmezspor’a yatırım yapıp kafanı dinleyebilirsin…Her güzelliğin bir bedeli, taraftarın eleştirisi var cümlesini kabul edip, eleştirilmeyi normal karşılayarak koyduğun hedefte ilerleyebilirsin…Takımını şampiyon yapabilirsin…Sonra ligden çekebilirsin…10 milyon dolarla hovardalık edebilirsin... Cebindeki son 20 liranın 10’uyla www.goztepehentbolyasayacak.com adresinden bir pixel alıp, 10 liranla da sevdiğin renklerin bilmem kaçıncı ligdeki bilmemnespor ile oynayacağı maça gidebilirsin... Sever, saygı gösterirsin, sevgi ve saygı görürsün…Sevmez, saygı göstermezsin, aynı muameleyi görürsün…Oynadığın formanın ve aldığın paranın hakkını verip maçı kazanabilir bir Neo-Efsane olma yolunda ilerleyebilirsin…Başkalarının aldığı paraya bakıp ya da ona-buna küsüp takımı ve kendini sabote edebilirsin...Takımının başında 12 sene kalıp, tarihe tarih ekleyebilirsin…Düşük performans ve anlaşılmaz hareketlerle tribüne istifa mektubu yazdırtabilirsin...Verdiğin penaltı ile yönettiğin maçtaki takımlardan birini sabote edebilirsin…Vermediğin sarı ya da kırmızı kartla üstüne kaymak atabilirsin...O vermediğin ya da atamadığın penaltı nedeniyle bir efsanenin sonunu hazırlayabilirsin...Ya da  o kulübün tarihinin içine edebilirsin...Hatta tüm dünya üzerine yayılmış yüz binlerce kişiyi kahredebilirsin...Bunları bir sözünle, yazınla ya da tezahüratınla da yapabilirsin...Bir kelimeler topluluğu ile dünya insanı kendine kızgın hale getirebilirsin...Başka bir cümle ile tersini de yapabilirsin...Kızıp, esip gürleyip, sosyal hizmet projeni yok edebilir, arkandaki en büyük gücünü taraftarını polemikle karşına alarak sürecin bacağına kurşun sıkabilirsin...Sevdiğin futbol takımının Avrupa Kupaları’nda oynadığı, aynı zamanda ülkenin tüm takımlarının da Avrupa Kupaları’nda o zamana kadar oynadığı en üst düzey maçı seyretmiş biri olarak, Gaybiefendispor maçında o takımı tutanlarla atışabilirsin...Atatürk Stadı'nda üçlü oligarşi maçını da, Denizli Belediyespor maçını da aynı şevk ile seyredebilirsin...Takımın düşünce küsüp terk edebilirsin...”Terk edenler kahpe olsun.” sözü ile alayına isyan edebilir, “Kalbim heder olsa da, ölümüme kadar yanındayım.” diyebilirsin...İsyan ederken kendi kardeşinle birbirine girebilirsin...Ya da birlikte isyan edersin…Aldığın bir karar ile ilgili projenin içine edebilir, diğeriyle yola devam eder kalplerdeki yerini sabitleştirirsin...Yaptığın bir transfer ile takımını bir üst lige çıkarabilirsin...Yapmadığın transfer ile başka bir takımı mezara sokabilirsin...Eleştirirken yıkabilirsin ya da yapabilirsin…Kulübünü sevenleri kulübünden uzak tutup öfke yaratabilirsin...Tersi ile sahip olduğun markanın ve başkanı olduğun kulübün ancak sevenleriyle baki olabileceği gerçeğini kabul edip, arkandaki kitleyi güçlendirebilirsin...Üçlü oligarşi, senin şehrini ve ülke futbolunu iğdiş ederken, aynı suyun iki tarafından birbirini yiyebilirsin…Kavgayı bırakıp, kendi yoluna bakabilirsin…Yönettiğin şehrin tüm takımlarının başarılarına katkıda bulunabilirsin…Düşerlerken çiğdem çıtlatabilirsin…Taraftarın, başkanın, futbolcun, teknik ekibin, medya mensupların ile kavga edebilirsin…Bir arada büyüyebilirsin…Kendi tesislerinde ve stadyumunda yaşayabilirsin…Ya da idmana minibüsle gidebilirsin…

Futbol hayat gibi…Uzun…Meşakkatli…Güzellikler ve çirkinlikler ile dolu…Bununla birlikte Sebahattin Ali'nin de dediği gibi “Görecek günler var daha…”…

Tercih senin...Türkiye Birinci Ligi’nin beşinci şampiyonunun ve Şampiyonlar Ligi'nin ilk Türk şampiyon takımının peşindeki, futbolcusu, medyacısı, yöneticisi, başkanı olabilirsin…Ya da kendini ve hedeflerini sabote edebilirsin.

Oğuz Reşat Sipahi
http://www.sipahi.tk


Göztepe amatördeki hayal kırıklığının aksine, geçen sezon yükselme grubundan oldukça rahat bir şekilde bir üst lige çıkmıştı...

Göztepe taraftarı bu sezona da takımdan oldukça emin başladı...Pekçok kişi bu sene de bir üst lige çıkmayı çantada keklik görüyordu. Geçen seneki kadroya kağıt üzerinde oldukça iyi sayılabilecek takviyeler yapılmıştı. Akif Hoca görevine devam ediyordu... Çok uzun zaman sonra Göztepe bir sezonu bitirdiği teknik adam ile ertesi sezona devam etme şansı bulmuştu. Hazırlık maçlarındaki sonuçlar da oldukça başarılıydı.

Buna karşı sezonun ilk resmi maçında Fethiyespor maçına takım sıkıntılı başladı. Orada çıkan olaylar ve kapanan saha kaçan iki puanın bonusu oldu... O bonuslar ile birlikte Türkiye Kupası maçına takımın bir önceki maçın yedekleriyle çıkması taraftar ile Akif Hoca arasındaki büyük kıvılcımı yarattı. Ardından seyircisiz maçta ki seyredenler "Seyircili olsaydı ilk devre 3-0 olurdu." Diyorlar, iki puan daha kayıp oldu. Alanyaspor maçındaki mağlubiyet ile takım ilk 9 puanın ikisini alabilmiş oldu. Başaran'a tepkiler de iyice arttı...4. ve 5. haftaları galip kapatınca sular biraz durulur gibi oldu... Sarıyer maçı ise, takımı bir önceki sezon şampiyon yapmış biri bile olsa bir teknik direktör için olabilecek en kötü sonuçla bitti. İç saha mağlubiyeti... Bu sezon için en yüksek sayıdaki taraftar grubu tribün istatistiklerindeki yerini alırken, Serkan'ın kırmızı kartının ardından gelen 1-0 mağlubiyet  "Akif Hoca istifa" sesleri ile nihayetlendi...

Hafta içi yönetimin "Hoca'nın arkasındayız" demesi ile Akhisar'da gelen bir puan...Hakemin vermediği son dakika penaltısına rağmen taraftarın gerilimini iyice arttırdı...

Ve Konya Şekerspor maçı...”Maçtan önce ve maç boyunca tribünlerden Hoca'ya tepki olur mu?” sorusunu kalbini riske atmaya devam ederek deplasman dahil maçlara gitmeye devam eden sevgili abim Çağatay Çağlar ile maç öncesinde konuştuğumuzda, "Herhalde maç sırasında tepki olmaz ve Göztepe taraftarı takımını elinden geldiğince destekler ama maç sonunda  takım olağanüstü bir oyun sergilemedikçe sonuçtan bağımsız olarak tepki olabilir." diye konuşmuştuk.

Maçta ise beklediğimizin tersi oldu... Kapalı tribün ilk on dakika suskundu. 601. saniyede ise ilk tezahürat Akif Hoca ile başladı... Dönem dönem aralıklarla; hakem Göztepe'nin mutlak penaltısını vermediğinde bile devam etti. Normalde o hakem o penaltıyı vermemezlik edebilir miydi???? Herneyse…Yenilen golle birlikte dönülmez akşamın ufku ne yazık ki gözükmüştü...

Göztepe'nin en büyük silahı ve "Aşil’in topuğu" olarak adlandırılabilecek taraftarı öfkeliydi...Bu öfke ister iki puan, ister fazlası neye mal olursa olsun, Başaran gitmeliydi...

İkinci devre takım biraz toparlanır gibi oldu ama arkasından aleyhte bağıran 2-3000 kişi eşliğinde insan ne kadar performans gösterebilirse Başaran da o kadar performans gösterebildi ve içeride oynadığı 4. maçta 5. puanını aldı... Maç sonu tepki gür sesli  "İstifa" şeklindeydi.

Turgutlu maçı seyircili olsaydı, son iki maçta verilmeyen penaltılar verilseydi böyle olur muydu? Muhtemelen hayır ama eldeki kadro ve/veya performansı bu gibi aksiliklere rağmen galip gelmeye yetecek güçte değildi.

Çarşamba 17:00 itibariyle yönetim açısından baktığınızda durum iki ucu dışkıya batırılmış çubukla jonglörlük yapmaya çalışmaya benziyordu. Akif Başaran kalsaydı takım her maça 1 ya da 2 gollü handikapla başlayacaktı. Erol Azgın ya da başkası ise takımı bu kadroyla çıkarabilir miydi? Kâğıt üzerinde takım iyiydi ama Konya Şeker maçında ilk organize atağını 75. dkda yapabilmişti. Yeni teknik adamın adapte olması kaç hafta sürerdi?

Sonuç…Çarşamba akşamı Akif Başaran taraftarın öfkesine daha fazla dayanamayarak istifa etti...Kayıp iki ekstra puanı da yanında alarak…Atasözü ne diyordu? Öfkeyle kalkan, zararla oturur…

Şu anda Erol Azgın teknik direktör...Resmi site arayış bitene kadar diyor ama???

Bu sene başında hedef bir üst lig olarak belirlenmişti...Şu an oynanan sekiz maçta kaybedilen 14 puan var...Maç başı ortalama 1.25 puan. Kalan 12 maç var...Bu kalan maçlar için ortalama 2 puanın üzerine çıkılamazsa normal şartlarda play-offa kalınması kolay gözükmüyor.

Ekstra play-offlar ise çok sıkıntılı... Takımın düşme potasına girmesi bile söz konusu olabilir. Grup birincisi olunsa bile play-offlarda ikinci bir facia yaşamamak için çok daha ciddi bir kadro takviyesi şart... Gözüken o ki 2. lig b kategorisi, 3. ligden farklı olarak kulüp-tesis yapılanmasını büyük oranda halletmiş bir dünya kulüp ile dolu.

Şu anda neler yapılabilir? Transfer? “Her türlü hakem hatasına, aksiliğe ve komploya rağmen ilerlemek…” isteniyorsa şart gibi…Şu an için tek şans Ankara Büyükşehir Belediyespor...Hoca? Erol Azgın'a güvenmek seçenek olabilir ama kısa vadedeki olası şanssızlıklarda (önümüzdeki iki maçtan mutlak surette 6 puan almak gerekmekte.) bu gruptan çıkmak çok daha zor hale gelecektir. Bu bağlamda açık olan şu ki başta Sayın İmam Altınbaş olmak üzere tüm yönetim kurulu üyelerinin kısa sürede etkin bir kriz yönetimi göstermesi gerekiyor. 8. hafta sonunda daha fazla puan kaybına matematiksel olarak tahammül kalmamış durumda... Umarım Göztepe'yi yönetenler takımı bir üst lige çıkarabilecek kararları acilen alırlar...


Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk

2006-2007 sezonu sonunda Göztepe Mustafa Kocaoğlu ve arkadaşlarının yönetiminde amatör kümeye düştü. Ağustos 2007'deyse Göztepe yönetimi Altınbaş Holding'deydi...Hedef "Her yıl bir üst lige, el ele Süper Lig'e" ve ardından en az 2 Avrupa Kupası almak olarak belirlendi...
Ağustos 2008 Göztepe 3. ligdeydi ve hedef aynıydı…
2008-2009 sezonu klasman grubu maçı Göztepe Kayyum Heyeti tarafından yönetilen (ki "Ne Kayyum Heyeti'ymiş!!!" dememiz gerekiyor bu seneki durumu görünce...) İzmirspor'a mağlup..."Hedef her sene bir üst lig ve ardından en az 2 Avrupa Kupası almak..." diyen Başkan İmam Altınbaş'a ilk tepkiler geldi...
2008-2009 sezonu klasman grubu sonunda takım yükselme grubundaydı ve hedefte bir değişiklik yoktu.
2008-2009 sezon sonunda takım 2. lig b kategorisine döndü. Hedef hala aynıydı…
2009-10 sezon başı...Hedef yine her sene bir üst lig ve ardından en az 2 Avrupa Kupası almaktı...
2009-2010 8. haftadan 9. haftaya geçerken ilk günler...Yönetimin parolası, "Her yıl bir üst lige, el ele Süper Lig'e"..."Puan kaybına dur" demenin zamanı geldi...Erol Azgın ile şahlanacağız...
2009-2010 8. haftadan 9. haftaya geçerken ilk günler...Yönetimin parolası, "Her yıl bir üst lige, el ele Süper Lig'e"...Başkan İmam Altınbaş:"Puan kaybına dur" demenin zamanı geldi...Erol Azgın ile şahlanacağız...
2009-2010 8. haftadan 9. haftaya geçerken son günler...Başkan İmam Altınbaş: "Göreve getirdiğimiz Erol Azgın'ın da bizi başarıya taşıyacağına inanıyorum... İlerleyen günlerde ortaya çıkacak tabloya göre değişiklik yapabiliriz... Sağlıklı ve emin adımlarla giderek bir gün Avrupa'da da kupa kaldırma hedefimizi daha önce söylemiştim...Göztepe'nin öncelikle mali açıdan kendi kendisine yetebilecek hale gelmesi lazım...Şu anda takviye yapılarak işler yürüyor...Bunun için doğru yapıyı oluşturmaya çalışıyoruz...Bir günde düşünceler hayata geçmez...Biz iyi niyetle elimizden geleni yapıyoruz...Doğru vizyonla eninde sonunda istenilen noktaya gelirsiniz...Taraftarımız çok sabırsız...Bir olaya tepki verirken daha sağduyulu olmalılar...Geçen sezon 2. Lig'e yükselmeyi garantilediğimiz halde son Tepecik maçında tribünlerdeki 12-13 bin kişiyi görünce Göztepe'nin büyüklüğünü çok daha iyi anladım...O gün Beşiktaş-Galatasaray maçı olmasına rağmen, taraftarımız o karşılaşmada muhteşem bir gösteri sundu...Sağlıklı bir şekilde olmadıktan sonra bir yıl daha 2. Lig'de kalsak ölmeyiz... Bunun için taraftarımızın maçlarda hem bizi hem de takımı sıkboğaz etmemeleri gerekir...Sonra bizim de hevesimiz kırılır...".

***

Taraftarın beklentisi arttıkça ki yönetimin söylemleri, üç gün öncesine kadar gösterilen hedefler, bu hedeflerin yarısına ulaşılmasıyla meydana gelen beklentiler ve heyhat eldeki sonuçlar eşliğinde, artması olağandır. Bir heves kırılmasından bahsedeceksek, heves bu takımı asla terketmeyen taraftarda da vardır...Bu hevesin kırılması da tehlikesiz değildir. Buna karşı bir hedef küçültmesi mevcutsa bunu kulübün resmi sitesinin açılış sayfasına da yansıtmakta da fayda vardır.

Kişisel görüşüm "Her yıl bir üst lige, el ele Süper Lig'e" illa ki bir sezon aksayacaksa bu 2a'da olmalıdır. Öbür türlü Göztepe isminin ve markasının avantajına olmayacaktır. Sayın Başkan Altınbaş'ın sevgili Kemal Telci'nin hazırladığı İsyan Belgeseli'ni seyretmesini gönülden dilerim. O zaman Göztepelilerde oluşturmuş olduğu beklentiyi ve buna bağlı olarak bu seneki sonuçlara verilen tepkiyi biraz daha iyi kavrayabileceğini düşünüyorum.

Sonuç olarak Göztepe taraftarının tepkisini beklentiyi yüksek tutan ve bazı problemleri kronikleştiren Sayın Başkan İmam Altınbaş ve yönetimi oluşturmuştur. Taraftar ve camia ile ilişkileri daha sıcak hale getirmek, olayı birinci ve üçüncü çoğul şahıslar arasındaki ilişkiden topluca birinci çoğul şahıs haline getirebilmek için başta kulüp üyelikleri olmak üzere Altınbaş Holding ile Göztepelileri birbirine yaklaştıracak her konuda daha aktif çaba gösterilmelidir. Bu problemlere ek olarak tesis ve genelde amatör branşlara özelde hentbole yaklaşım sorunlarının kronikleştirilmesi Göztepe'ye zarar vermektedir ve çözülmezse zarar vermeye devam edecektir.

Ve en son olarak bir Göztepe Üniversitesi fikri varsa, bu illa ki İzmir'de olmalıdır ve bu tarihsel hedef için yapılması gereken herşey gerekirse taraftar ve camia ile hep beraber yapılmalıdır.




Susuz Dede: Ey sosyal demokrat başkan, başında bulunduğun mecrada  sayılabilecek başlıca kaç tane kulüp vardır?

Sosyal demokrat başkan: Şehrin güneyinde beş takım var, bunlar Göztepe, Altay, Bucaspor, Altınordu ve İzmirspor. Kuzeyinde ise tek takım Ksk.

 

Susuz Dede: Peki semtimin çocuğu bu takımların ulusal düzeyde düzenlenen turnuvalardaki şampiyonlukları, Avrupa Kupaları’ndaki başarıları, Süperlig’de geçirdikleri yıl sayısı ve oradaki galibiyet oranları ne şekildedir?

Semtin çocuğu: Sorunu bir tablo şeklinde özetlemeye çalışayım.

 

Takım
Ulusal lig şamp.
Türkiye Kupası
Cumhurbaş.
Kupası
Avrupa Kupalarına Katılma
Avrupa Kupalarında başarı
Süperlig
deki yıl sayısı
Süperligdeki galibiyet sayısı
Göztepe
1 (1950)
2 (1969,
1970)
1 (1970)
7
30 maçta 10 galibiyet, GY: %33, bir kez yarı final, bir kez çeyrek final
25
770 maçta, 238 galibiyet, GY: %30.9
Altay
0
2 (1967,
1980)
0
7
18 maçta 5 galibiyet, GY: %28, çeyrek final, yarı final yok, en büyük başarısı İntertoto Kupası’nda 3. tur
41
1326 maçta 413 galibiyet,
GY:%31.1
Ksk
0
0
0
0
Hiç katılamadı.
16
528 maçta 152 galibiyet,
GY:%28.7
İzmirspor
0
0
0
0
Hiç katılamadı.
10
326 maçta 93 galibiyet, GY:%28.5
Altınordu
0
0
0
0
Hiç katılamadı.
10
322 maçta 80 galibiyet,
GY:%24.8


GY: Galibiyet yüzdesi

Kaynaklar: www.goztepelist.org, www.turkfutbolu.net , www.angelfire.com/nj/sivritepe

 

Susuz Dede: Sevgili İzmirli Bu tabloya göre İzmir’in en başarılı futbol takımı hangisidir?

İzmirli: Hiç şüphesiz ki Göztepe... Ardından Altay…

 

Susuz Dede: Sosyal demokratım, başkanım… Şehrinde kaç tane stadyum var?

Sosyal demokrat başkan: Alsancak Stadyumu, Atatürk Stadyumu ve Eski-Yeni Buca Stadyumları olarak 4 ana stadyum sayılabilir... Halen Bucaspor dışındaki kulüplerin benim diyecekleri stadyumları yok...

 

Susuz Dede: Semtimin çocuğu bu tabloya göre önce Bucaspor’un ardından Ksk’nin stadyum meselesinin çözülmesine diyorsun?

Semt çocuğu: Tablodaki takımların stadyum sahibi olmaları çok sıfırlılardan tam sayılılara doğru ilerliyor. Heracleitus bu gibi durumlar için zamanında "Uykudayken yaptıklarını unuttukları gibi, uyanıkken yaptıklarını da bilmiyorlar.” demiş. Ben ise Burası Türkiye…Bu yüzden mantıklı olsaydı ülkemizde ve ilimizde gerçekleşmezdi” diyorum.

Susuz Dede: İzmirlim yine sana dönelim İzmir’de yeni bir stadyuma ihtiyaç var mı?

İzmirli: Bucaspor'un stadyuma ihtiyacı yok... Atatürk Stadyumu ise olimpiyat stadyumu...Çok büyük...Tribünler sahaya uzak...Tamamen dolu olduğunda verdiği temaşa zevki olarak çok güzel ama son 10 yılda on kez tamamen dolmuş değil. Alsancak Stadyumu’na gelince... İzmir’in en eski stadyumu...Halen Bucaspor dışındakiler için eldeki tek futbol stadyumu denebilecek mekan...Gelenlere tribün baskısı yaşatılabilen tribünler sahaya oldukça yakın...Alsancak Stadyumu İzmir'e futboldaki en büyük başarılarını yaşatan alan...İsminin başında stadyuma hangi unutulmaz hizmeti nedeni ile olduğu bilinmez bir şekilde Altay ibaresi olsa da özellikle Göztepe için çok değerli...Göztepe iki Türkiye kupasını ligdeki ve Avrupa Kupaları’ndaki unutulmaz başarılarını bu stadyumda yaşamıştı.

Bunlara karşı Alsancak Stadyumu yine bu stadyumlar içinde en bakımsız olanı... Kapalı tribünü bile tam kapalı değil...Açık ve balkon tribünleri ise son derece bakımsız...Geçen sene Altay tarafından ihaleye çıkmadan kiralandıktan sonra zemini de çöktü…Alsancak Stadyumu’nın önemli bir başka özelliği eldeki stadyumların içinde en rantabl alanda olanı...Bir kısım İzmirliye göre bu yeni stadyum lakırdılarının önemli bir sebebi de o alanın sessizce lüpürdetilmek istenmesi...

 

Peki Susuz Dede bunca kelamdan sonra sualine dönelim…Yeni bir stadyuma ihtiyaç var mı? Bu soruya yine bir soru ile karşılık vererek yanıt vermeye çalışalım? İzmir'de son 10 sezonda Alsancak Stadyumu’nun seyirci kapasitesi olan 15.500 biletli seyircinin üzerinde seyirci sayısı ile kaç maç oynanmıştır? Bu maçlardan kaç tanesi bir İzmir takımının üçlü oligarşi üyesi ile yaptığı maçların dışındaki maçlardır? Bu sorunun yanıtının toplamda 15'i geçtiğini sanmıyorum. Bu 15 maçın da 2/3’ünü Göztepe 1998-99 ve 2000-2001 ve 2002-2003 sezonlarında oynamıştır...Buna karşı Göztepe de son altı sezonda ulaşabildiği en büyük seyirci kapasitesine geçen sezonun sonundaki Tepecik Belediye maçında ulaşmıştır. Bu rakam da 15.000’in üzerinde değildir.

 

Potansiyele bakıldığındaysa 15.000'in üzerine çıkma potansiyeli iki takımda var gözükmektedir: Göztepe ve Ksk. Aynı Ksk ve Altay'ın 2a koşullarında bu kapasiteye ulaşmaları zor gözükmektedir. Göztepe ise 2a ve Süperlig'de bunu başarabildiğini ispat etmiştir.

 

Bu bağlamda seyirci sayılarını gözönüne alırsak İzmir'in yeni bir stadyuma ihtiyacı var gözükmemektedir. Buna karşı mevcut stadyumların yetersizliğini gözönüne alırsak başlıca seçenekler şunlardır:a)Alsancak Stadyumu’nun modernizasyonu (Tamamen üstünün kapatılması dahil) b)Atatürk Stadyumu’nun modernizasyonu (Üstünün tamamen kapatılması, UEFA ELITE Stadyumu (bakınız http://en.wikipedia.org/wiki/UEFA_Elite_Stadium) kriterlerine haiz hale getirilmesi.) c)İkisinden birinin ya da ikisinin yerine İzmir’deki tüm kulüplerin yararlanabileceği, tüm kulüplere gelir getirebilecek yeni bir stadyum...

 

Susuz Dede: Peki İzmirlim, Türkiye'de yapılıp yapılmayacağı belli olmayan Avrupa Futbol Şampiyonası'nda İzmir de ev sahipliği etsin diye yeni bir stadyuma ihtiyacımız var lakırdısı?

İzmirli: Türkiye'de iki olimpiyat stadyumu var... Birincisi Akdeniz Oyunlarına ve Universiade Oyunlarına ev sahipliği etmiş İzmir Atatürk Stadyumu... İkincisi İstanbul'da yapılmış, henüz hiçbir olimpiyat oyununa ev sahipliği etmemiş, çok muhtemel olarak hiçbir zaman etmeyecek İstanbul Olimpiyat Stadyumu. İstanbul'daki olimpiyat stadyumu şehirden oldukça uzağa yapılmış bir yer... Buna karşı Şampiyonlar Ligi finali oynanabiliyor. Muhtemelen olası bir Avrupa Şampiyonası’nın maçlarından bir ya da birkaçı hatta belki de finali orada oynanacak... En son eskiden Cumhurbaşkanlığı Kupası olarak adlandırılan şu anda 1. lig gibi Süper olarak adlandırılan kupanın finali orada oynandı... İstanbul’da oynanan karşılaşmada iki İstanbul takımı oynadı ve kendilerine göre elli milyon taraftarı olduğunu iddia eden iki kulübün finalini 30.000 civarı taraftar kitlesi izledi... Konuyla direkt alakası yok ama bizim İzmirli olup da İzmir'deki bir Süperlig takımını üçlü oligarşiyi seyretmek amacıyla isteyen güruhun içi gitmiştir diye düşünüyorum. Konuya dönelim... İstanbul Olimpiyat Stadyumu'nda oynanabilen bir Avrupa Şampiyonası maçının Universiade'a ev sahipliği yapmış İzmir Atatürk Stadyumu'nda oynanamaması için -yeni bir stadyum yapmaktan daha kolay bir şekilde çözülemeyecek- hiç bir rasyonel sebep yok...Olsa olsa bizi salak zanneden İzmir'i ve Türk futbolunu yöneten insanların kötü niyeti olabilir. Bu bizim zeka seviyemizi kendileriyle bir zannedenlerin http://www.uefa.com/multimediafiles/download/regulations/uefa/others/84/03/26/840326_download.pdf adresine bakması tavsiye olunur.

 

Susuz Dede: Sevgili sosyal demokratım, başkanım, İstanbul'daki olimpiyat stadyumu ile Örnekköy'e yapılacak olan stadyumun ortak bir yönü olacak mı?

Sosyal demokrat başkan: Ortak yönleri ikisinin de şehirden oldukça uzakta yapılmış stadyumlar olması olacak. Sonuç İstanbul'dakinden farklı olmayacak ama olsun varsın… Bu şekilde İstanbul'u bir kez daha taklit etmiş olacağız ve Süper Kupa finalinin 30.000 kişi tarafından izlenebildiği bir stadyumun tekrarını yapmış olacağız.

 

Susuz Dede: İzmirli dost sen söyle Örnekköy ulaşımı çok kolay bir yer mi?

İzmirli: “Havalanından ve şehir merkezinden uzaklık, metro ve otobüs ile ulaşım dahil hepsi uygundur.” diyenler biz İzmirlileri ahmak zannedenlerin uydurmacasından başka birşey değildir.

 

Susuz Dede: “Ey semtimin çocuğu 40.000 kişilik stadyum için 160 dönüm yer gerek o da bir tek Örnekköy'de var.” cümlesi?

Semtin çocuğu: Temel matematiğe dönersek 160 dönüm=160.000 m2 arazi (400x400 m ya da 533x300 ya da 640x250) demektir. Atatürk Stadyumu bir olimpiyat stadyumu olmasına yani tribünleri sahaya oldukça uzak ve orjinalinde 70.000 kişilik (40.000 kişilik değil) olarak yapılan bir stadyum olmasına rağmen, bahsedilen alanın yarısı civarında bir alana kuruludur. "Böyle bir stadyum için 160.000 m2 araziye ihtiyaç vardır" cümlesini sarf edenlerin ya da buna inananların temel matematik bilgisi ülkemizde son dönem öğrenci seçme sınavlarındaki ortalama bir öğrenciden daha iyi gözükmemektedir.

 

Susuz Dede: Peki İzmirli dost, Örnekköy'e yapılan stadyum İzmir'e mi Ksk'ye mi yapılmış olur?

İzmirli: Görünüşe göre Büyükşehir Belediyesi'nin yapacağı, Örnekköy'deki bu stadyumun metroya bakarsak olmaz ya; iki sene içinde yapıldığını düşünelim...İki sene sonra da Göztepe'nin ya da Altay'ın ya da Bucaspor'un Süperlig'e çıktığını varsayalım. Aynı takımlardan birinin

mesela Göztepe'nin iç sahadaki ilk maçının 2001-02 sezonundaki gibi Bursaspor ile olduğunu fazr edelim... Aynı Göztepe'nin (Altay ya da Bucaspor da olabilir...) bu maçı Örnekköy'de tüm İzmir için yapıldığı iddia edilen stadyumda oynamak istediğini hayal edelim... Bu

olasılığa; hayal ettiğimiz olayın bir sene öncesinde yaşanabilecek olası olayları da göz önünde bulundurursak, İl Güvenlik Kurumu, Emniyet Müdürlüğü, Valilik vesaire ne der? "Evet"??? Hiç mi hiç sanmıyorum... Peki "Hayır" ise bu stadyum İzmr takımları için mi yapılmış olur Ksk için mi?


Susuz Dede: Peki sen söyle karşı yakadan gelen dost Örnekköy'e yapılmış stadyum Ksk'nin stadyum sorununu çözer mi?

Karşı yakadan gelen dost: Stadyum dışındaki değişkenleri (sinema, alışveriş merkezi, mağaza vs) taşımayan, Mavişehir'den, Çarşı'dan baktığınızda sapa olarak adlandırılabilecek bir mekana yapılacak stadyum Ksk'nin stadyum sorununu çözmez. İstanbul takımları ya da üçlü oligarşi stadyumlarından para kazanmaktadır ama stadyumları şehrin ta göbeğinde, kendi etkinlik alanlarının merkezindedir. Örneköy'ün Ksk'nin etkinlik alanınının ne kadar merkezi olduğu oldukça tartışılır. Orada yapılacak bir mağaza maç günü dışında işe yaramaz. Maç günü dışında işe yaramayacak bir stadyum ise tekrar etmek gerekirse Ksk'nin bile stadyum sorununu çözmez.

 

Sosyal demokrat başkan: Sevgili Susuz Dede sen bir şey eklemeyecek misin?

Susuz Dede: Ey sosyal demokratım, başkanım… Bu sözlerden istediklerine semtimin başkanı, sosyal demokratım, eski bakanım da üstüne alınabilir…Bir kısım sporsevere göre Çetin Altan’ın "Politika demek, kazığı atarken söylediğin nutukları, kazığı yiyenlere alkışlatmak demektir." sözünü doğrulamaya çalışıyor gözüküyorsun… Bu şehirde tek ya da iki kulüp değil altı eski kulüp olduğunu unutma! Sana oy veren Göztepelilerin, Altınorduluların, İzmirsporluların hatta çok sevdiğin Altaylıların kendi kendilerine küfretmesi için elinden geleni yapmaya devam etme… Muzaffer Tunçağ’dan sonra semtimin insanları tarafından protesto edilen ilk sosyal demokrat politikacı olma yolunda emin adımlarla ilerliyorsun bunu bil… Stadyum konusunda İstanbul’u kötü bir şekilde kopya etmekten vazgeç… Hiçbirşeyin taklidi aslından daha iyi olamaz. Yukarıdaki tabloyu gördün… O tablodaki futbol değerlerini yok sayma. Liyakat kelimesinin anlamına sözlükte bir bak… O tablodaki kupaların gümüşçüden satın alınmadığını, her birinin büyük emeklerle alınmış olduğunu unutma… Başkalarının ve geçmişinin gazına gelme… Geçmiş yaşandı bitti… Gelecekte neler olacağı ise meçhul… Bir İngiliz atasözü "Mezarlıklar kendilerini vazgeçilmez sanan kişilerle doludur." der unutma… Kimsenin işine yaramayacak yatırımlar yapmaktan vazgeç… Kendine iyi danışmanlar seç… Adil, sosyal, demokrat ve sosyal demokrat ol!


Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.">Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.


Not:Resim Yalı'dan alıntıdır.

KÖŞE YAZILARI

  • Göztepe TEK Büyüktür. Göztepe TEK Büyüktür.
    Written by Özkan Cengiz 28 Nisan 2018
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Göztepe TEK Büyüktür. Yıllar önceydi amatördeydik, takıma tribünlerin yoğun tepkisi vardı, hoca ve oyuncular fazlaca tepki alıyorlardı. O günlerin yöneticileri ile bir araya geldik. Şaşkındılar, bize nasıl profesyonel çalıştıklarını anlatıyorlardı. Video analizler...
  • Kim Kimi Ne Kadar Biliyor ? Kim Kimi Ne Kadar Biliyor ?
    Written by Özkan Cengiz 06 Mart 2018
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Kim Kimi Ne Kadar Biliyor ? Esasında maçtan çıktığımda aklımda olan yazı Türk Futbolunun içinde bulunduğu kokuşmuş yapıdan bahsetmekti.. Maça girerken 10 yaşındaki kız çocuğun anlamsız bakışlarla ayakkabılarını çoraplarını çıkarıp ayaklarını polise göstermesinin o...
  • 2018-2019 Sezonu boşa gidiyor? 2018-2019 Sezonu boşa gidiyor?
    Written by Özkan Cengiz 20 Şubat 2018
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net 2018-2019 Sezonu boşa gidiyor? Öncelikle ifade etmem gerekirse bu yazı bir Gençlerbirliği maçı yazısı değil, Bu yazı aslına bakarsak bu sezon yazısı da değil. Gelecek sezonun yazısı, yani başlık hatalı değil tam tamına doğru.Şimdi ne alaka derseniz şuna inanıyorum...
  • Göztepe Kervanı Yola Devam Ediyor… Göztepe Kervanı Yola Devam Ediyor…
    Written by Özkan Cengiz 26 Kasım 2017
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Göztepe Kervanı Yola Devam Ediyor… Dört haftadır aynı sonuçları alan iki takım, hocaları Türk Futbolunda ağırlığını hissettirmeye başlayan yeni nesil hocaların en önemli iki temsilcisinin birbirlerine karşı sınavı, aynı puan, aynı sezon başı başlangıcı, bunların ya...
Diğer yazılar:

Diğer başlıklar

Twitter