Dün
Ben dün saçlarımı, sarı kırmızı makyajımı yaptım, ojelerimi sürdüm, 9 yıl önce, daha ortada stat yokken, sadece maçlara yürüyerek gitme gayesiyle satın aldığım, senelerce kredisini ödediğim evimden çıktım, sevdiğimle buluşmak için.
Normal şartlarda 10 dakikada ulaşabileceğim stada gezerek, tanıdıklara selam vererek, biraz da barikatlardan geçemeyerek 30 dakikada ulaştım.
Stada girdim, ailemle, sevdiklerimle. Hep durduğumuz yerin dolu olabileceği bilinciyle en kötü en üste çıkarız diyerek yürüdük, kendimize yer bulamadık. Aşağı indik, tam ters tarafa gittik orası da ötekinin aynada yansıması.
Bu stadın bir kapasitesi var. Ben bu statta sayısız sold out maça gittim. Ben bu stadın kapasitesi üzerinde dolduğunu idrak edebilecek seviyedeyim.
Ama ben dünkü gibi bir saçmalık görmedim.
Ben dün önündeki taraftarlardan göremediği için zıplayarak sahaya bakmaya çalışan memur gördüm.
Ben dün kollarını demirlere yaslayarak sağı solu izleyen güvenlikler, bekçiler gördüm.
Ben dün doğu tribününe alınmış binlerce ‘tanıdık’, ‘yakın’ gördüm. Onlar yüzünden kombinesi olduğu halde bir köşeye sıkışıp, 3 yaşında çocuğu kucağında, kendine kenarda yer açmaya, takımını desteklemeye çalışan bir anne gördüm.
Ben bu durum normalmiş, yaşananlar çok doğalmış gibi yaklaşan binler, bu duruma ses çıkaran sadece onlar gördüm.
15. dakikada bu kadarı bana yetti diye dışarı çıkarken engelli girişine yığılmış, içeri girmeye çalışan gürbüz, yağız delikanlılar gördüm.
Eve geldim, sosyal medyaya bakarken hentbol şampiyonluk pankartının açılamayışını, tribünde Göztepe arması içine oturtulmuş ksk armasının itinayla açılışını gördüm.
Görmez olaydım.
Bu arada hiçbir pozisyonu, hiçbir golü görmedim. Gerek de görmedim. Bu hale çok üzüldüm sadece.
O kadar....
