Son Şampiyonluğumuzun Öyküsü*

İki yıl üstüste 3. Lig'e düşmekten kurtulan Göztepe, Erdoğan Arıca komutasında yepyeni bir takım ve anlayışla 1998-1999 sezonuna girdi

Göztepe tam anlamıyla bir kabustan uyanmıştı...

Yaşananlar bir korku filmi değildi, gerçekti. Artık her şey bitmişti. Göztepe inanılmazı gerçekleştirmiş ve 2.Lig'de kalmayı başarmıştı.

İki sezon üstüste uçurumunun kenarından dönen Göztepe için yepyeni bir sayfa açılıyordu.
Göztepe yönetimi Teknik Direktör Giray Bulak'ın istifasının ardından hemen teknik direktör arayışlarına başladı.

Bulak giderayak, özeleştiri yaparak "Ben taraftarı ve basını karşıma almakla en büyük hatayı yaptım" diyordu. Bulak'ın artıları da vardı, eksileri de...

O geldiği gibi omuzlarda değil, ama Göztepe sevgisiyle uğurlandı İzmir'den...

Yönetim öncelikle teknik adam problemini çözmek istiyordu. Bir döneme imzasını atan, Ümit Milli Takımımızı Avrupa şampiyonu yapan, Çanakkale Dardanel'de oldukça başarılı iki sezon geçiren Erdoğan Arıca ile görüşen yönetim bu teknik adamla imza attı.

Arıca'nın imzası tüm Türkiye'de konuşuldu. Arıca, "Ben 2.Lig'de bir takıma gitmiyorum. Göztepe bana göre 1. Lig takımıdır" diyordu. Arıca için Göztepe'nin ayrı bir anlamı vardı.

Erdoğan Arıca, Rahmetli Gürsel Aksel'in Orduspor'dan öğrencisiydi. Göztepe'nin 1.Lig'de kalabilmesi için Orduspor'u yenmesi gerekiyordu. Aksel, futbolcularına "Çıkın, oynayın ve kazanın" diyerek talimat verdi. O dönemde Orduspor forması giyen Erdoğan Arıca'nın oynadığı takım Göztepe'yi yenmişti ve Göztepe o sezon küme düştü. Arıca ve Ordulu futbolcular soyunma odasına gittiğinde Gürsel Aksel'in hüngür hüngür ağladığını gördü. Koca Kaptan'ı futbolcuları teselli etti.

Göztepe'nin efsanevi ismi Gürsel Aksel, iki sezon sonra benzin istasyonundaki patlama sonucunda hayatını kaybetti. Arıca, her fırsatta Göztepe sevgisini kendilerine anlatan Gürsel Aksel'den çok şey öğrenmişti. Arıca, için Göztepe çok anlamlıydı ve Göztepe'yi şampiyon yapmalıydı... Ama şampiyonluk Arıca'ya değil, onun Rizespor'dan öğrencisi olan Oktay Çevik'e nasip oldu. Çevik, şampiyon olduktan sonra Aksel'i kabri başında andı, "Bu şampiyonluk sana armağan olsun" dedi.

Transfer bombaları
Göztepe yönetimi Arıca ile anlaştıktan sonra hemen transfer bombalarına başladı. Tüm transferler Arıca'nın isteğiyle yapıldı. Denizlispor'da bir sezon önce 34 gol atan Hasan Çelik'in transferi bomba gibi patladı. Ardından Fenerbahçe'den Ali Nail, S.Efesspor'dan İbrahim, Beylerbeyi'nden Sertan, Tarık ve Uğur, Ankaragücü'nden kaleci Yılmaz, Düzcespor'dan kaleci Bülent ile yönetim imza attı.

Bu transferlerin içinde de gerçekten çok ilginçlikler yaşandı. Arıca'nın raporu üzerine yönetim Gönenspor'dan Abdullah ile Ergün'ü almaya gitmişti. Gönenli yöneticiler bu iki futbolcuyu verdikten sonra "Bakın elimizde çok yetenekli bir genç var. Adı Remzi. Bunu da alın. Sizden çok para da istemiyoruz. 5 milyar lira verin yeter" dediler. Göztepe yönetimi Remzi için iyi referanslar aldıktan sonra imza attırdı. O Remzi ki, sezonun hemen hemen her maçında oynadı. Futboluyla alkışlandı ve şampiyonlukta büyük rol oynadı.

Bir önceki sezon Göztepe forması giyen Kurthan ve Aykut'u Van'dan aldı. Ceyhun yine Galatasaray'dan kiraladı.

Takım sezon öncesinde Nevşehir'de kampa alındı. Nevşehir'de Göztepe çok iyi ağırlandı. Saha konusunda hiç problem yaşanmadı. Teknik Direktör Erdoğan Arıca'nın isteği üzerine bir önceki sezon Rizespor'u çalıştıran Oktay Çevik de yardımcı antrenör olarak takımın başına getirildi.

Hazırlıklar başlamıştı, ama bir problem vardı... Erdoğan Arıca ile futbolcuların yıldızı bir türlü barışmıyordu.

Bazı futbolcular Arıca'yı çok agresif, bazıları megaloman buluyorlardı... Kısacası konuşma tarzı, davranışları, kendi getirdiği futbolcuları dahi çok rahatsız ediyordu. İdmanlar kabus gibi geçiyordu. Kimse odasından çıkmıyor, Arıca'ya görünmemeye çalışıyorlardı. Oktay Çevik'in sevimli yüzü onları teselli ediyordu. Aslında futbolcular Arıca'yı seviyorlardı ama kendilerine yapılanları bir türlü hazmedemiyordu. Arıca ise "Ben her şeyi onlar için Göztepe için yapıyorum. Beni sevmek zorunda değiller. Yeter ki işlerini yapsınlar. Aldıkları paranın karşılığını versinler" diyordu.

Hazırlık döneminde futbolcuların performansı hiç de iyi değildi. Özellikle kaleciler... İlk idmanda büyük ümitlerle Ankaragücü'nden alınan Yılmaz, baygınlık geçirdi. Bülent de fenalaştı. Kaleci Antrenörü Nejat Topal, soluğu Arıca'nın yanında aldı ve "Aman bize iyi bir kaleci lazım. Böyle gitmez" diyerek rapor verdi.

Göztepe Nevşehir'de oynadığı ilk maçta Denizlispor ile 1-1 berabere kalmış, daha sonraki maçta ise 5-0 yenilerek hayal kırıklığı yaşatmıştı. Dönüşte öncelikle kaleci problemi gündeme geldi. Antalyaspor'un başarılı file bekçisi Ramazan ile görüşen yöneticiler bu tecrübeli kaleciyi kadroya dahil etti. Özel maçlarda alınan kötü sonuçlar, hem camiayı, hem de Arıca'yı tedirgin etti. Mutlaka takviye yapılmalıydı. Arıca'nın ısrarla üzerinde durduğu Sakaryasporlu eski Beşiktaşlı Metin ile Antalyaspor'un tecrübeli file bekçisi Ramazan, transfer edildi. Metin ilk defa Göztepe formasını, büyüyüp, yetiştiği Beşiktaş'a karşı giydi. Müthiş bir performans sergiledi.

Hazırlık maçlarında inişli-çıkışlı bir grafik çizen Göztepe için start veriliyordu. Ligin havası başka olurdu. Kura çekilmişti. İlk maç deplasmanda Kayserispor ile oynanacaktı. Kayserispor, 1.Lig'de iyi oynamasına rağmen tutunamamış ve küme düşmüş, ama kadrosunu korumuştu. Otoriteler 1.Lig'in tek favorisinin Kayseri olduğunu söylüyordu. Göztepe için ise "Belki 2.Lig'de kalır" yorumunu yapıyordu.
Hazırlıklar yapıldı ve dev maç için dört gün öncesinden Kayseri'ye gidildi. Erciyes Dedeman Otel'de kampa giren Göztepeli futbolcular çok heyecanlıydılar. Çünkü, özel maçlardaki vasat futbol, kendilerine olan özgüvenlerini kaybettirmişti. Kayseri'den çekiniyorlardı.

Maç sabahı heyecan doruğa ulaştı. Stat tamamen doluydu. Kayserililer sezonun ilk maçında tribünleri doldurmuştu. Evsahibi ekibin taraftarları stada giren futbolculara parmaklarını açarak "beş...beş...beş..." diyerek tempo tuttular...

Maçı izlemeye 300'e yakın Göztepe taraftarı gelmişti. Maç televizyondan naklen yayınlanmıştı.

Maç başladı. Kayserili futbolcular Göztepe'nin kontratak futbolu karşısında bocaladı, Hasan'ın golüyle şok oldu. Ardından adeta sahada dans eden Ceyhun skoru 2-0 yaptı. İlk yarı 2-0 Göztepe lehine kapandı. İkinci yarıda Kayserili taraftarların protestosu üzerine takımın en iyi oyuncusu Levent oyundan alındı. 52. dakikada Ali Nail'in pasında Hasan, sert vurdu ve Kayseri Stadı yıkıldı. Kayseri'de Kayserili taraftarlar susmuş, Göztepeliler ayağa kalkmıştı. Kimse sonuca inanamıyordu. Kayserispor kalecisi Bahattin ise kendi aleyhine yapılan eleştiriler üzerine tribünlere hareket çekmişti. Tribünler bir anda Göztepe lehine döndü. Bu arada Kayserisporlu Ümit, takımını ümitlendirmeye çalıştı. Maç 3-1 Göztepe'nin lehineydi. O sırada Göztepe'nin sahadaki en iyisi Ceyhun, Arıca'ya işaret ederek, "Çok yoruldum, beni oyundan al" dedi. Arıca, tam Ceyhun'u oyundan almaya yönelirken, Ceyhun yaklaşık 60 metreden aldığı topu sürüp, Kayseri ceza alanına girdi, kalecinin üstünden topu aşıttı ve skor 4-1 yaptı.

Kayseri Stadı'nda Göztepe bayramı yaşanıyordu. Göztepeli futbolcular sarmaş-dolaş olmuştu. Arıca, Ceyhun'u oyundan aldı ve saçlarını okşadı, "Kerata bir de beni oyundan al, diyorsun, 60 metreden gol atıyorsun" demekten kendini alamadı.

Göztepe çok mutluydu. Umutsuzca gittiği Kayseri deplasmanından büyük bir mutlulukla dönmüştü. Bu ilk maç ilk deplasman ve ilk galibiyetti.


Kasımpaşalı taraftarlar futbolculara bıçak çekti, Erdoğan Arıca'yı yumrukladı hakeme saldırdı. Tüm bu olumsuzluklara rağmen Göztepe, lideri Aykut'un penaltı golüyle yendi

4-1'lik Kayserispor galibiyeti 1.Lig'in habercisiydi ama daha yürünecek çok yol, çekilecek çok çile, yaşanacak çok acılar vardı Göztepe'nin önünde...
Tevfik Fikret misali şampiyonluk yolu da çakıl ve dikenliydi... Kayseri galibiyetinin zafer sarhoşluğuyla Göztepe, evindeki Ankara Büyükşehir Belediyespor maçına hazırlandı.

Bir önceki hafta Ankaraspor'un maçını izleyen gözlemci Nuri Adıgüzel uyarıyordu: "Ankara takımı çok iyi. Aman dikkat" diye

Maç günü stat tamamen doluydu. Tribünler tıklım, tıklım şampiyonluk şarkıları söylüyordu.

Ve o önemli an geldi. Aynen Nuri hocanın dediği gibiydi. Ankaraspor, dişli bir ekipti...

Önce 30. dakikada Ankarasporlu Kazım açtı gol perdesini. 40. dakikada Göztepe'nin golcüsü Hasan, çok zor bir poztisyonda skoru eşitledi: 1-1. Ama Ankaraspor, Göztep'den daha fazla inanmıştı. Başkent ekibinin golcüsü Kazım, ilk yarının son dakikasında attığı golle muhteşem tribünleri susturdu: 1-2. Göztepe işte evinde ilk yenilgisini bu maçta aldı. Bu yenilgi Göztepe'ye iyi bir ders oldu. Göztepe, bundan sonraki maçlarında Play-Off'ta Elazığspor ile oynadığı maça kadar hiç sahasında yenilmedi. Ankaraspor bu galibiyetle lider olurken Göztepe 3 puanla dördüncü sıraya düşmüştü.

Bu tablo taraftarları yine umutsuzluğa boğdu. Bir sonraki gün Erdoğan Arıca açıkladı: "Göztepe Play-Off'a kalamazsa, aldığım parayı iade ederim" dedi. Çünkü, Arıca, futbolcularına inanıyordu. Arıca'nın raporu üzerine sarı-kırmızılı futbolcular Zonguldak maçı için Bolu Gerede'de kampa alındılar.
Zonguldakspor ise o dönemde oldukça zor günler yaşıyordu. Edirne maçına lisans ücretlerinin yetiştirilememesi nedeniyle çıkamamışlardı. Ama ne olursa olsun, Göztepe için zor bir maçtı. Geçen yıldan Göztepe ile Zonguldak arasında yaşanan bir çok tatsız olay vardı. Zonguldak maçı stresli bir maçtı ama Göztepe mutlaka kazanmalıydı. Maçtan bir gün önce Göztepe kafilesi Zonguldak'a giderek kampa girdi. Daha önceki yıl Giray Bulak'ın yardımcılığını yapan Antrenör Hulusi Yavuz, futbolcuları ziyarete geldi.Zonguldaklı olan Yavuz, "Zonguldak çok kötü. Göztepe yenemezse, yazıklar olsun." dedi.
Tahmin edilen gibi olaylar çıkmadı. Göztepe'nin güzel futbolu Zonguldaklıları susturdu. Hasan üç, Ceyhun bir gol attı ve Göztepe Zonguldak'ı 4-2 yendi. Zonguldaklılar Göztepe'yi alkışlarla soyunma odasına uğurlarken, Arıca futbolcularını azarlıyordu. 90. dakikada yenilen gol için futbolcularına,
"Yazıklar olsun size. O son gol yenilir mi? Gol attıktan sonra size bir şeyler oluyor. Ya maç berabere olsaydı ne yapacaktınız?" diyerek bağırdı.

Futbolcular sevinçle, hüzünü bir arada yaşadılar. Neyse bir Zonguldak macerası böylelikle sona ermişti. Göztepe Kasımpaşa ve Ankara'nın ardından üçüncü sıraya yükselmişti.

Bir sonraki maçta Göztepe'nin rakibi Pendik'ti... Pendik 3.ligden yeni çıkmış bir ekipti. Kolay görünmesine rağmen, oldukça zor bir maçtı. Takım Karaburun'da kampa alınmıştı. Ancak, Arıca ile futbolcular arasında da, soğuk rüzgarlar esiyordu. "Sakatım" diyen Hasan ile Metin'e Karaburun kampında, "O zaman burada ne işiniz var?" diye karşılık veren Arıca, bu iki futbolcuyu kamptan kovmuştu. Valizlerini toplayarak, İzmir'e dönmeye hazırlanan futbolcular Antrenör Oktay Çevik'in araya girmesiyle kampa geri döndüler. Bu olay büyümeden tatlıya bağlandı ve bir gün sonra Göztepe, Pendik maçı için İzmir'e geldi. Bir sonraki gün Alsancak Stadı'na çıkan futbolcular tribünlerin o muhteşem tezahuratlarıyla karşılaştılar.

5. dakikada Pendikspor'lu Murat'ın attığı golden sonra tribünler biranda sustu. "Yine Ankara maçının aynısı mı olacak?" derken sahneye o Hasan çıktı. Hasan, 15. dakikada topa öyle nefis vurdu ki, kaleci bile golü göremedi: 1-1. Golden sonra Hasan, bu defa Arıca'ya değil, tribünlere koşuyordu. Tribünler ise "Kral Hasan" diyerek tempo tuttu. Bu gol Göztepe'ye doping olmuştu. Kurthan 21. dakikada attığı golle Göztepe'yi öne geçirdi, ancak stres diz boyuydu. Bir çok gol pozisyonunu kaçıran Göztepe, tarihi farkı kaçırdı. Tribünde birisi vardı. Görmüyordu ama ağlıyordu. Göztepe sevgisi gençlik yıllarında benliğine girmişti. Bir trafik kazası sonucunda gözlerini kaybetmişti. Gözleri görmüyordu ama İzmir'de ki hemen hemen her maça geliyordu. Adı Cengiz Bozdemir'di bu taraftarın. Yanında ise eski Göztepeli futbolcu Zafer. Zafer, anlatıyor Cengiz Bozdemir'in gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Bozdemir'in Göztepe sevgisi ise tribünleri çok ama çok duygulandırdı. Bir gün o Bozdemir, Göztepe'nin peşinden Antalya'ya kadar gelecek ve mutlu günü görmese de hissederek yaşayacaktı. Sonuçta Göztepe, Pendik sınavını başarı ile tamamlayarak, 12 puanlı Kasımpaşa'nın altında 9 puanla ikinci sıraya çıktı.
Göztepeliler de rahat bir uyku uyudu. Ama Göztepe'nin önünde çok zor iki maç vardı. Kupa'da İzmirspor ile oynayacak olan Göztepe, ligde ise Kasımpaşa ile mücadele verecekti... İzmirspor Ege Grubu'nun, Kasımpaşa ise 3.Grup'un namağlup lider takımlarıydı. Dört maçta üç galibiyet alan 9 gol atıp kalesinde sadece 1 gol yiyen, Kasımpaşa herkesi korkutuyordu. Göztepe'nin bu maçı kazanması çok ama çok zordu.

Ama önce kupada İzmirspor maçı vardı. Göztepe kupada da iddialı olmak istiyordu. Göztepe 45. dakikada Aykut'un golüyle öne geçti, 84. dakikada İzmirspor Nezir ile eşitliği sağladı. Maçın son dakikasında ise Ceyhun, klas bir gol attı ve Göztepe'ye kupada tur atlattı.

Kupa'da tur atlayıp moral bulan Göztepe Kasımpaşa maçını düşünüyordu. Göztepe'nin hedefi liderlikti. Göztepe, Kasımpaşa maçı için Sapanca'da kampa girdi, bir sonraki gün İstanbul'a geçti. Stres diz boyuydu.

Müthiş zor bir maçtı. Sahada kabadayı kılıklı adamlar, hem Göztepeli futbolculara, hem Erdoğan Arıca'ya hem de maçın hakemine tehditler savuruyordu. Allah'tan tribünlerde bir şey yoktu. Çünkü, Kasımpaşa ile Göztepe tribünleri arasında daha önceden çok iyi bir dostluk kurulmuştu.

Ama sahada adeta cinayet havası vardı... Güvenlik kuvveti azdı. Her an Kasımpaşalı taraftarlar sahaya girebilir ve olay çıkartabilirdi. İşte bu psikoloji içerisinde başladı Göztepe maça... Kasımpaşa gol kaçırıyor, Göztepe direniyordu. 23. dakikada Ali Nail'in sağdan gelen ortasına Hasan, dokundu ağlara giden nizami golü maçın hakemi ofsayt gerekçesiyle vermedi. Golü Hasan görmedi. Çünkü, ters vuruşu sonucunda sakatlanmış kıvranarak, can havliyle bağırmaya başladı. Yedek kulübesine işaret etti. Doktor Hilmi Aydınok, soluğu Hasan'ın yanında aldı. Hasan'ın eski sakatlığı nüksetmişti. Hasan, tedavisi yapılırken de, "Golü vermedi mi?" diyerek gazetecilere soruyordu. Hasan, sedyeyle taşınarak soyunma odasına götürüldü. Bu arada 45. dakikada Kasımpaşalı Besim topu ceza alanı içinde eliyle kesince hakem penaltı noktasını gösterdi. Stat ayağa kalktı. Tribünler ayaklandı. Uzun süre maç durdu. Takımın penaltıcısı Aykut'tu. Aykut, topu penaltı noktasına koydu ve o güne kadar sadece 1 gol yiyen Yusuf'un yanından topu ağlara gönderdi: 1-0. Yusuf adeta çıldırdı. Vanspor'dan eski takım arkadaşı olan ve Aykut ile küs olan Yusuf, golü atan Aykut'un üzerine yürüdü ve küfür etti. Saha biranda karıştı. Soyunma odalarına giderken güvenlik güçlerinin arasından sıyrılan taraftarlar hakem Önder İpek'e saldırdı. Arıca'yı yumrukladı. Arıca da saldıran taraftarlara yumruk atınca olaylar iyice alevlendi. Soyunma odasına giderken Kasımpaşalı taraftarlar Sertan ve kaleci Ramazan'ı bıcak gösterip korkutmaya çalıştılar. Maçın ikinci yarısında Göztepe çok gol kaçırdı, Kasımpaşa döküldü ve maçı Göztepe 1-0 kazanarak lider oldu. Göztepe 28 Eylül 1996 yılından sonra ilk defa lider olmuştu. Göztepe, artık liderdi ve başkalarının dediği gibi "düşmeme" mücadelesi verecek bir ekip değildi. Kasımpaşa, Kayseri, Ankaraspor gibi takımları peşine takmıştı. Ama ne yazık ki, takımın en büyük gol silahı Hasan sakattı ve uzun süre oynamayacaktı...


Sarı-kırmızılılar, ilk maçta deplasmanda 4-1 yendiği Kayseri'yi 6-4 yenerek tırmanışa geçti

Göztepe, bir yıl üç ay 10 gün sonra penaltı kazanmış ve o penaltı golüyle tam iki yıl 1 ay 5 gün sonra lider olmuştu. Ancak ayağındaki sakatlığı nükseden Kral Hasan, uzun süre takımdan uzak kalacaktı. Hasan, başlı başına bir takımdı. Önemli olan lider olmak değil, liderliği korumak ve sağlamlaştırmaktı. Ne var ki bu liderliğin ardından çok badireler atlattı, çok acılar çekti Göztepe...

Artık dönüşü olmayan bir yola girilmişti. Rakip Edirne sonuncuydu ama her zaman ters geliyordu. Yine yapacağını yaptı, Seyfi'nin attığı golden sonra adeta kalesi önünde etten duvar ördü. Zaman kazanmak için kaçak oynadı, Göztepe'yi oyundan düşürdü. Göz-Gözler, adım adım yenilgiye giderken son dakikada Ceyhun çıktı sahneye. Attığı golle eşitliği sağladı. Üç puan gidiyor derken puan sevindirdi.

Bu arada kupada rakip Aliağa Belediyespor'du. Sarı-kırmızılılar 3.Lig'in bu dişli takımıyla oldukça zorlu bir maç oynadı. Normal süresi 2-2 biten maçın uzatma dakikalarında Göztepe, rakibini 5-2 yenerek tur atladı.

Aliağa galibiyeti Göztepe'ye Çorlu maçı öncesinde moral verdi. Ancak, kupada Kasımpaşa'yı 6-3 mağlup eden Çorlu, iyi bir çıkış yapmıştı. Erdoğan Arıca ise Çorlu için "Barutu bitti" yorumu yapıyordu, Çorlu, Kartal deplasmanı ve Kuşadası maçından 9 puan alarak Play-Off'a girmeyi garantileyeceklerini öne sürdü. Ama Arıca'nın evdeki hesabı, çarşıya uymadı. Maçtan bir gün önce Ramazan rahatsızlandı ve hastaneye kaldırıldı, kalede Bülent vardı. Ayrıca Hasan gibi golcü de yoktu. Göztepe, ligin dibindeki Çorlu'dan tam üç gol yedi. Sonuncu olmasına ve başında teknik direktör bulunmamasına rağmen Çorluspor Göztepe'ye üç gol atmıştı. İnanılacak gibi değildi. Hasan'ın yokluğunda kadroya alınan Abdullah, öylesine önemli goller kaçırdı ki, saç baş yoldurdu. Maçın ardından Sakarya'da kampa girildi. Herkes özeleştiri yapıyor, Hasan'sız bu takımın gitmeyeceğini söylüyor, Arıca'nın da davranışlarından şikayetçi oluyordu.

Ve beklenen takas gerçekleşti. Kadroya giremediği ve Bulak'tan sonra Arıca ile de anlaşamadığı için problem yaratan Erkan, Karşıyakalı Nail'le takas edildi. Bir önceki yıl Turgutlu maçında ayağı kırılan ve sezonu kapatan Nail için, futbol otoriteleri "o artık bitti" yorumunu yapıyordu ama bilmiyorlardı ki o Nail, Göztepe'nin 1.Lig'e çıkmasında büyük pay sahibi olacaktı. Nail'li Göztepe, bu defa Kartal karşısına çıktı. Kartal maçları Göztepe için kabus doluydu. O güne kadar hiç yenemediği Kartal, yine Göztepe'ye kabus gibi çöktü.

Recep ve Kerem'in golleriyle 2-0 yenik duruma düşen Göztepe, Uğur'un golüyle tek sayısını elde etmişti. Sezonun tek golünü Kartal'a atan Uğur'un golü ise nefisti. TRT, Uğur'un golünü sezonun en güzel golü olarak seçti.

Uğur'un golü güzeldi ama Göztepe'nin puan durumundaki yeri iç açıcı değildi. Önce Edirne beraberliği, ardından Çorlu ve Kartal yenilgileriyle çaptan düşen Göztepe'yi bu defa kupa şoku bekliyordu.

Yöneticilerinin istifa ettiği, teknik direktörün futbolcuları kahvelerden topladığı, bir haftadır hiç idman yapmayan Uşakspor, Göztepe'yi İzmir'de 2-0 yendi. Ligde kötü giden, kupada ise havlu atan Göztepe'de artık taraftarın sabrı kalmamıştı, Arıca'ya ağır eleştiriler vardı. Bir taraftar dayanamayıp ayağındaki ayakkabıyı Arıca'nın kafasına attı. Arıca, güvenlik güçlerinin yardımıyla soyunma odalarına gitti. Öfke artıyor taraftarlar "Arıca istifa" diyerek tepkilerini dile getiriyordu. Arıca ise "Asla kaçmam" diyerek istifa etmeyeceğini deklare ediyordu.

Evet, Göztepe sezonun en kötü günlerini yaşıyordu. Bu arada Fenerbahçeli Atilla'nın transferi gündeme geldi. Göztepe yönetimi daha önce KSK forkması giyen Atilla'yı Fener'den kiraladı. Artık Atilla da Göztepe forması giymişti. İki sezon önce KSK'yi şampiyon yapan Atilla ile Nail aynı takımda buluşmuştu. Arıca sırat köprüsündeydi, Göztepe ise kötü günlerin eşiğindeydi. Göztepe ilk yarının son maçında Kuşadası Gençlik ile evinde oynayacaktı. Stresli bir ortamda maça hazırlanan Göztepeli futbolcular toplantı yapıp yemin ettiler.

Ya sıradan takımın futbolcuları olacaklardı, ya da bu gemiyi rotasına oturtturacaklardı. Bu kendilerinin elindeydi.

Ve başardılar. Tam üç hafta sonra galibiyetle tanıştılar. Göztepe Kuşadası'nı Remzi ve Nail'in golleriyle 2-1 yendi. Hem Arıca kelleyi kurtarmış, hem de futbolcular güven tazelemiş, Göztepe de zirve için ümitlenmişti.

Zirve dedik te, zirveye çıkabilmeleri için Kayseri maçını mutlaka kazanmaları gerekiyordu sarı-kırmızılıların. Kayseri'nin 21, Kasımpaşa'nın 17 ve Göztepe'nin 16 puanı vardı. Ve maç günü geldi çattı. Bu arada Hasan'ın sakatlığı devam ediyor Göztepe bu önemli maçta ne yapacağını bilmiyordu. Bu arada Nail Kuşadası'na attığı golle artık "Göztepeli" olmuştu. Ayrıca Göztepe altyapısından yetişen Kuşadalı Volkan da, Ayhan'a karşılık bu kulüpten takas edildi.

Hiç bir zaman unutulmayacak ve bellekten çıkmayacak bir maç izledi futbolseverler. Yağışlı havaya rağmen Alsancak Stadı tıklım, tıklım... Müthiş bir atmosfer. Göztepe'nin starı Ceyhun sahnede... 5 ve 14. dakikada iki gol atıyor Ceyhun, ardından Metin penaltı vuruşuyla skoru 3-0 yapıyor. 31. dakikada Remzi'nin pasını alan Kurthan skoru 4-0 yapıyor. Herkes şokta. Kayseri dağılmış durumda. Ancak, ne oluyorsa oluyor Göztepe panikliyor. İki dakika sonra Kayserili Mustafa skoru 4-1, 33. dakikada 4-2 yapıyor. 42. dakikada ise Ceyhun yine sahnede. İlk yarı skoru Göztepe 5-Kayseri: 2. 42 dakikada 7 gol birden. Göztepe panikte, Kayseri ise toparlanmış durumda. Herkes maçın ikinci yarısının ne olacağını merak ediyor. İkinci yarıya konuk ekip iyi başlıyor. 56. dakikada Tarık Zonguldak'ı umutlandırıyor: 5-3. 68. dakikada Tarık, skoru 6-3 yapıyor. 88. dakikada ise Kayserili İlhan maçın skorunu belirliyor: 6-4. İnanılır gibi değil. Akıllara durgunluk veren bu maçı Göztepe 6-4 kazanarak hem moral kazanıyor, hem de zirve için ümitleniyor.

Bir çok futbol otoritesinin küme düşer dediği Göztepe, Play-Off'a kalmayı başarmıştı. Aynı otoriteler Play-Off'ta Göztepe'nin figüran takım olacağını söylüyordu. Ama yine yanıldılar.

Göztepe herkesin banko 1.Lig'e çıkar dediği Kayserispor'a ilk maçta 4, ikinci maçta 6 gol atmıştı. Kayserispor ligde sadece Göztepe'ye yenilmişti. Göztepe 19 puanla 21 puanlı Kayseri'nin dibine yanaştı. Artık play-off için geriye sayım başlamıştı. Göztepe Ankara deplasmanından en azından puanla dönmek zorundaydı. Sakatlıktan çıkan Hasan, Arıca'dan bir haftalık daha izin isterken Arıca, "Olsun. Senin varlığın bile bize güç verir" diyerek Hasan'ı alıp götürdü başkent deplasmanına.

Yenemezsek, yenilmeyeceğiz felsefesiyle Ankaraspor maçına hazırlanan sarı-kırmızılı ekip bu maçta güçlü rakibiyle 0-0 berabere kaldı. Ankara'ya bini aşkın taraftarıyla giden Göztepe, stresliydi. Gol atamıyordu ama son dakikaya kadar direnmişti. Maçın bitimine artık saniyeler kalmıştı ki, Ankaralı Tahir soldan ortaladı. Şevket ve Aykut'un önünden seken topu Ankaralı Kazım, düzeltti ve altı pas içerisinden öylesine sert vurdu ki, herkes gözlerini kapatıp, kendini sıktı. O anda kaleci Ramazan, fizik kurallarına aykırı bir kurtarışla Kazım'ın şutunu son anda kornere çeldi ve Göztepe, bu zorlu deplasmandan puanla dönmeyi başardı. Arıca'nın hesabına göre Göztepe'ye Play-Off'a çıkması için 32 puan yeterdi. Göztepe'nin 20 puanı vardı. Yani 12 puana daha ihtiyacı vardı.
Sırada Zonguldakspor vardı. Lig'de kalma mücadelesi veren Zonguldakspor. Maç Atatürk Stadı'ndaydı ve maça girişler bedavaydı. Sabahın erken saatlerinden itibaren Göztepeli taarftarlar Atatürk Stadı'na geldi. Tribünler doldu taştı. Sezonun en fazla taraftarı bu maça geldi. Yaklaşık 35 bin taraftar tribünlerdeki yerlerini almıştı.

Artık uyuyan dev uyanmıştı. Göztepe artık eskisi gibi 35 binlere maç oynamaya başlamıştı.
Eleme Grubu'nun 14. haftasında Göztepe Kasımpaşa'yı ağırladı. İlk yarı 1-1 sona erdi. Arıca'nın 63. dakikada oyuna aldığı Hasan, 79. dakikada ceza sahası önünden topa çok sert vurdu. Ceyhun "Gol" diyerek tribünlere koşarken, taraftarlar da ayağa fırladı. Hakem Reha Biçici'nin kararı goldü. Kasımpaşa topun auta gittiğini öne sürerken maç 2-1 Göztepe lehine sonuçlandı. Auta giden gol için Hasan bile "Vallahi gol" diyordu. Olay, maçın televizyondan izlenmesiyle ortaya çıktı. Hasan'ın şutu ağları delip çıkmamış auta çıkmıştı. Kasımpaşa maçın tekrarını istedi, olumsuz yanıt aldı. Göztepe 15. haftada Edirne'den eli boş dönünce Kartal ve Ankaraspor'un ekmeğine yağ sürdü. Son üç haftaya Göztepe 27, Kartal 26, Ankara 24 puanla girdi. Lider Kayseri ise işi bitirmiş 36 puan toplamıştı.
Çorlu'yu 2-0 yenen Göztepe Kartal'ı da aynı skorla dize getirdi. Düğüm Kuşadası'nda çözülecekti. 33 puanlı Göztepe Ada'ya konuk olurken 30 puanlı Ankaraspor, Kasımpaşa'yı ağırladı. Göztepe, deplasmanda Kuşadası'yla 1-1 berabere kaldı ve Kayserispor ile birlikte Play-Off'a çıktı.

Ve Göztepe üçüncü kez Play-Off'a kalmıştı. Tüm İzmir ayağa kalkmıştı.
Ama herkes umutsuzdu. Eleme Grubu'ndan güçlükle çıkan Göztepe'nin Play-Off'ta başarılı olamayacağı görüşü ağırlık kazanmış ve bir çok futbol otoritesi Göztepe'nin figüran takım olacağını söylüyordu. Ama öyle olmadı. Göztepe hem k futbol otoritelerini yanılttı, hem de 2.Lig'de tarih yazdı.
Bu arada golcü Hasan ile Erdoğan Arıca arasında soğuk rüzgarlar esiyordu. Arıca'nın herkesin içinde kendisine, "Nerede sakatlandın?" sorusuna kızan Hasan, kampı terketti. Hasan, Antrenör Oktay Çevik ve Genel Kaptan Bülent Maro'nun araya girmesiyle kampa getirildi. Hasan, kaptanlık bandını da çıkardı. Göztepe, hazırlık maçlarında vasat bir görüntü sergiledi.

Arıca, Hasan'ı gözden çıkarmıştı. Bu nedenle Denizli'nin anlaştığı İzmirsporlu Mustafa'nın alınmasını istedi. Mustafa'nın da kalbi Göztepe'deydi. Mustafa Denizlispor formasıyla basına poz vermesine rağmen Göztepe ile anlaştı. Mustafa'ya karşılık İzmirspor'a Abdullah ve artı para verildi.
Arıca, Hasan'ı Play-Off'un ilk maçında yani Kayserispor maçında kadroya almadı. Hasan'sız Göztepe Play-Off'a Kayserispor yenilgisiyle başladı.

Bir sonraki hafta ise Oktay Çevik'in ısrarı üzerine Hasan, Rizespor maçının kadrosuna alındı. Hasan, Rizespor'a attığı golden sonra Arıca'ya değil Oktay Çevik'e koştu.

Bir sonraki hafta ise Göztepe, Denizli deplasmanına gitti. Binlerce taraftarıyla Denizli'ye çıkarma yapan Göztepe, Denizlispor'un müthiş ataklarını başarıyla gögüsledi. Gürçay'ın golüyle 1-0 yenik duruma düşen Denizlispor, 90. dakikada Mustafa'nın son dakika attığı golle şoke oldu, hayal kırıklığı yaşadı. Denizli'de Göztepe bayramı yaşanıyordu.

Aydınspor randevusu öncesinde Göztepe Erdoğan Arıca depremiyle sarsıldı. Futbolcularla problem yaşayan Erdoğan Arıca, yöneticilerle de anlaşamıyordu. İnsanlara karşı çok ama çok kırıcı oluyordu. Yöneticiler ise durumu sineye çekiyordu. Bu arada Arıca'nın çok istediği Kartal'lı Mehmet alınmış ancak Arıca, huysuzluğu nedeniyle Mehmet'i kadroya almıyordu. Arıca'nın Oğuz Onursal ile kavga etmesi bardağı taşıran son damla oldu. Yönetim Arıca ile artık çalışmama kararı almıştı. Ancak, Aydın maçı arefesinde bu kararını açıklamadı. Arıca, Aydın maçına takımın başında son kez çıkacaktı. Antrenör Oktay Çevik, maçtan önce futbolcularla özel bir toplantı yaparak, "Arkadaşlar, Arıca bu maçtan sonra gidecek. Ona son maçında sahip çıkalım. Bu maçı kazanalım. Golden sonra ise Arıca'ya sarılalım" dedi. Tesadüf ya, o maçta Hasan ilk golü attı ve Arıca'ya koştu. Göztepe o maçı 3-0 kazandı. Maçtan sonra ise futbolcular Arıca ile birlikte tribünleri selamladı. Tribünler ise Arıca ile futbolcular arasındaki sevgi gösterisine bir türlü anlam verememişti. Gerçekleri bir sonraki gün gazetelerden öğrendiler. Arıca Göztepe'den ayrılmıştı.
Arıca görevden ayrılmıştı ama giderken de yöneticilere "Oktay Çevik ile devam edin. Ben ona 10 üzerinden 10 veriyorum. Ben Oktay'a kefilim" diye rapor vermişti. Arıca, futbolcularıyla veda etmek için Gürsel Aksel Stadı'na geldi. O sırada Oktay'ın olmadığını farkedip, "Oktay nerede?" diye sordu. Futbolcular ise "Toplantıda" deyince buz gibi bir hava esti. Arıca, "En azından telefon edebilirdi" derken Oktay hoca "Başkanla görüşüyordum. Telefon edemezdim" dedi. İki teknik adam birbirlerinden soğuk şekilde ayrıldılar.
Bu arada Kartal maçında idrarından örnek alınan ve doping testinden geçirilen Harun'da uyuşturucu çıktı. Harun'un doping yapmasının ortaya çıkması tüm camiada şok etkisi yarattı. Göztepe A.Ş. yönetimi idrarında 15 mg'lık uyuşturucu bulunan Harun'u ömürboyu kadro dışı cezasına çarptırdı. Futbol Federasyonu ise Harun'a bir yıl ceza kesti.
Bu arada Oktay Çevik Göztepe'nin başına getirildi. Çevik, göreve gelir gelmez sevgi üzerine mesajlar vermeye başladı. Çevik:
"Biz sevgi takımıyız" diyordu...


İki defa averajla şampiyon olan, bir defa 1. Lig'de kalan, bir kez de 3. Lig'e düşmekten kurtulan Göztepe, averajla 1. Lig treninin ilk seferine yetişemedi

Oktay Çevik'li Göztepe, çıktığı ilk maçta deplasmanda Elazığspor ile 2-2 berabere kaldı. Göztepe maçın 87 dakikasını 2-1 önde geçti. Ancak İnanç'ın kafa golüyle, üç puandan biriyle yetinmek zorunda kaldı. Şeker engelini zor da olsa 2-1 ile aşan Göztepe, İstanbul Büyükşehir Belediyespor'a deplasmanda 3-2 kaybetti. Göztepe yıllar sonra ilk defa İnönü Stadı'nda oynadı. Şeref tribününde Erdoğan Arıca vardı. Arıca, Çevik'i yanlış takım kurmakla, sistemi altüst etmekle suçladı ve basın önünde eleştirdi. Arıca ile Çevik'in arası iyice bozulmuştu.

Göztepe evinde kazanıyor ama deplasmanda galip gelemiyordu. Şampiyonluk için deplasman galibiyetleri şarttı. Göztepe evindeki Sarıyer maçını kazandıktan sonra 1834 kilometre uzaklıktaki Vanspor maçına yani en uzun deplasmana gitti.

Ama Göztepe'yi Van'da kötü bir sürpriz bekliyordu. Göztepeli futbolcular Van Havaalanı'na indiklerinde sarı bayrakların dalgalandığını gördüler. Sarı bayrakları ANAP bayrağı sanan Göztepeli futbolcular, hava alanı dışına çıktıklarında bayrakların HADEP bayrağı olduğunu farkettiler. Güvenlik güçleri kafilenin çıkışına izin vermedi. Göztepeli futbolcular yaklaşık yarım saat güvenlik nedeniyle hava alanında bekletildi.

Van yağan kar nedeniyle bembeyazdı. Kafile otele yerleşti, çalışma için Van Stadı'na gidildi. Vanlı yöneticiler Göztepe ile yakından ilgilendi. Ancak, Van Stadı'nın zemini bembeyazdı. Futbolcular kar üstünde idman yaptı. Maçtan bir gün önce Van Stadı güçlükle kardan arındırıldı.

Stres diz boyuydu. Vanspor çok iyi bir hava yakalamıştı. Zor bir maçtı. Göztepe, hiç ummadığı bir yenilgi aldı. Sarı-kırmızılı ekip Vanspor'a 6-2 yenilmişti. Şampiyonluğa oynayan Göztepe, deplasmanda tam altı gol yemişti.

Bu yenilginin yankıları uzun sürdü. Göztepe, zirveden bir anda beşinciliğe düşmüştü. Bıçak kemiğe dayanmıştı. Play-Off'un ikinci yarısı Kayseri maçıyla başlıyordu. Bu maç mutlaka kazanılmalıydı.

Kayserispor, Mustafa'nın 29. dakikada attığı golle öne geçti. Göztepe taraftarı tribün gücünün bir maç sonucunu nasıl değiştireceğini gösterdi. Kayseri eski Belediye Başkanı Şükrü Kayatepe, protesto edildi, "Türkiye laiktir, laik kalacak" sloganları atıldı. 10. Yıl Marşı hep bir ağızdan söylendi. Tepkilere dayanamayan Karatepe, stadı terketmek zorunda kaldı.

Bir çok ulusal gazete bu haberi birinci sayfadan gördü.

Metin'in penaltısıyla skoru eşitleyen Göztepe, öldürücü darbeyi Hasan ile vurdu. Türkiye Göztepe taraftarını konuşuyor, Karatepe'ye gösterilen tepki manşetleri süslüyordu.

Sıra Rize maçına gelmişti. Aslen Rizeli olan Teknik Direktör Oktay Çevik, takımı dört gün önceden bu deplasmana götürdü. Ancak, Rizesporlu yöneticiler ajan gibi çalışıp Göztepe'nin idman yapmasını engellediler. Stat girişinde ise Göztepeli futbolcu ve yöneticilere kötü davrandılar. Bu kötülere bir de hakem Muhittin Boşat'ın kötü yönetimi eklenince durum daha da vahim oldu.

Göztepe Ceyhun'un kırmızı kart gördüğü maçta Rizespor'a 2-0 yenildi. İzmir dönüşünde aynı uçağa binen maçın hakemi Muhittin Boşat, "Ceyhun, kırmızı kart görmeseydi, Rizespor kesinlikle bu maçı kazanamazdı!" diyordu.

Neyse, Play-Off zorlu bir maratondu. Göztepe ile Denizli, İzmir'de kader maçına çıktı. Göztepe evinde rahattı. Her ne pahasına olursa olsun kazanıyordu. Denizli maçını da 2-1 kazandılar ama dünyaları kaçırdılar. Göztepe bu galibiyetle puanını 20'ye çıkardı. Horoz ise 18 puanda kaldı. Göztepe için fikstür çok avantajlıydı. İlk maçta Göztepe'nin rahat yendiği Aydınspor, stresli ama kolay bir maçtı. Çünkü, ligin dibindeki Aydınspor'un ilk 5 şansı bile çok azdı. Aydınspor maçına taraftarlar akın akın geldi. Aydınsporlu taraftarlar kapalı tribüne alınırken, Göztepeliler kale arkasına sıkıştırıldı. Bomboş statta yağmur altında Göztepeli taraftarlar hiç susmadılar, takımlarını desteklediler. Ama Göztepe rakibini küçük görmenin faturasını 2-0'lık yenilgiyle ödedi.

Aydın maçı bir kazaydı. Nasıl olsa Göztepe evinde rahat kazanıyordu. İşte bu düşünce Göztepe'nin tüm planlarını alt-üst etti. Göztepe evinde Elazığspor'dan öyle bir şamar yedi ki, bir anda 1.lig hayal olmaya başladı. Ömer Kaner yönetimindeki Elazığspor, Göztepe'ye öyle bir ders vermişti ki, o ders Göztepe'yi şampiyon yaptı.

Göztepe evinde uzun bir aradan sonra ilk defa yenilmiş ve taraftarının müthiş tepkisine hedef olmuştu. Konfeti ve bozuk paralar Teknik Direktör Oktay Çevik ve futbolcuların üzerine yağmur gibi yağıyordu. Göztepeli taraftarlar futbolcuları ruhsuzlukla suçlarken, Başkan Aydın Bilgin'den hepsini satmalarını istediler. Futbolcular ise taraftarlara küsmüştü. Ama daha öncede söylediğimiz gibi bu maç onlara çok iyi bir ders olmuştu.

Herkesin "bitti" dediği dönemde ümitler yeşerdi. Göztepe, ligin dişli ekibi Şekerspor'u deplasmanda 3-2 yenerek, "yarışta ben de varım" mesajını verdi. Ardından evinde İstanbul Büyükşehir Belediyespor'u yenen Göztepe, daha sonraki olaylı maçta Sarıyer'i deplasmanda yenmeyi başardı. Bu arada Kayserispor, İstanbul Büyükşehir ile son dakika golüyle berabere kalmış, Rizespor deplasmanda Şekerspor'a 4-2 yenilmişti. Ne var ki Denizlispor çok büyük sürpriz yapmıştı. Göztepe'yi İzmir'de yenen Elazığspor, kendi sahasında Denizlispor'a yenilmişti. Denizlispor, puanını 29 yaptı, averajla ikinci sıraya yükseldi. Vanspor ise evinde Aydınspor'u yenerek puanını 32 yapmış ve artı 19'luk averajla 1.Lig'i garantilemişti. İkinci takım kim olacaktı? Denizlispor, evinde Şekerspor ile Göztepe ise Vanspor ile karşılaşıyordu. Göztepe bu maçta mucize bekliyordu. Denizli'nin evinde Şekerspor'a puan kaybetmesi, Göztepe'nin de lider Van'ı yenmesi gerekiyordu.

İlk yarıyı Ceyhun'un golüyle 1-0 önde kapatan Göztepe'nin kulağı Denizli'deydi. Dakikalar 69'u gösterdiğinde Hasan durumu 2-0 yaptı. Ama aynı dakikada Denizlisporlu Hasan'ın gol haberi geldi. Stat bir anda sus-pus olmuştu. 32'şer puanlı Van ile Denizli 1.Lig'e çıkmış aynı puanı toplayan ve onlardan daha fazla galibiyet alan Göztepe averajla üçüncü olmuştu.
Göztepe artık son şansını Antalya'da 1.Lig'e terfi maçlarında arayacaktı.

Yeni Asır'da yayınlanan hasta bir taraftarın mektubundaki mesajlar, Göztepeli futbolcuları baraj maçları öncesi adeta dopingledi

Göztepe, 1.Lig'e hiç bu kadar yaklaşmamıştı. 1.Lig umutları sanki bir kuş gibi parmakların arasından uçup gitmişti. Göztepe averajla 1.Lig'in kapısından dönmüş taraftarların inancı ise iyice sarsılmıştı...
Herkes Antalya'da oynanacak olan ekstra play-off maçlarında Göztepe'nin bu moralle başarılı olamayacağı kanısındaydı.
Antalya'da 24-30 Mayıs tarihlerinde oynanacak maçların kuraları Ankara'da çekildi. Göztepe adına kuraya Emrah Ulcay katıldı. Göztepe şanslı bir kura çekti. Play-Off'tan gelen Rizespor ve Kayserispor ile büyük yatırımlar yapan Yozgatspor diğer grupta mücadele etti. 24 Mayıs'ta Batman Petrol-Marmaris, Göztepe-Ankaraspor maçı vardı.
Kura güzeldi ama futbolcular hala averajla kaçan 1.lig'in olumsuz havasını yaşıyordu.
Antalya'daki ekstra play-off maçları öncesinde Göztepeli futbolcular Kuşadası'nda kampa girdi. Kimsenin gözünü uyku tutmuyordu. Kaçan şampiyonluk onları derinden etkilemişti. Uykulu gözlerle sabah yataklarından yataklarından. Kahvaltıdan sonra bindiler otobüse...
Hepsi başka bir alemdeydi sanki...
Kaptan Aykut Canik ve kaleci Ramazan heyecanlıydı. Otobüsün arkasında toplanan arkadaşlarının yanına yanıştılar:
"Beyler Yeni Asır'da ki yazıyı okudunuz mu?"
Herkes ilkindi.
"Ne yazısı?" diye sordular.
Ramazan ile Aykut başladılar hararetli, hararetli anlatmaya.
İki futbolcu anlatıyor, diğerleri pür dikkat dinliyordu:
Adının açıklanmasını istemeyen, daha doğrusu kimsenin kendisine acımasını istemeyen bir Göztepe taraftarı yazmıştı yazıyı, "Futbolculara Mektup" diye...
Göztepeli taraftar akciğer kanseri olduğunu ve bir yıllık ömrünün kaldığını söylüyordu ve ekliyordu:
"Ölmeden ne olur şampiyonluğu bana yaşatın!"
Futbolcuların hepsi daldı gitti. Duyguların önüne geçmek, yazılanlardan etkilenmemek ve o duygulara kayıtsız kalmak elde değildi...
İşte o anda herkes işin ciddiyetini çok daha iyi kavradı. O gün herkes kendi kendisini yargıladı, şampiyonluğa gerçekten çok inandı.
Futbolcular belli ki çok etkilenmişlerdi Göztepeli taraftarın yazısından. Antalya'ya gider gitmez hemen faksla İzmir'den yazıyı istettiler ve bulundukları katın duvarına yapıştırdılar...
Okudular, bir daha okudular, döne döne, ezberlercesine...
Antalya'da hep ama hep onu konuştular.
Yazı aynen şöyleydi:
Sayın Osman Gençer,
Size yazıp yazmamakta uzun süre karar veremedim. Ancak, kaybedecek bir şeyimin olmadığı için zor da olsa yazmaya karar verdim...
Kendimi bildim bileli Göztepeliyim ve aynı zamanda YENİ ASIR okuruyum.
Göztepemiz ile ilgili tüm yazıları takip ediyorum.
Ben maalesef "akciğer kanseri"yim. Doktorlar en iyi ihtimalle bir yıllık ömrümün kaldığını söylüyorlar. Bunu duygu sömürüsü amacıyla yazmıyorum.
Göztepe'nin 1.Lig'e çıktığını görebilmem için belki de bu benim son şansım. Sizden ricam, Göztepeli futbolcularla ve Oktay hocamızla konuşmanız. Bencillik olabilir ama bu sefer benim için oynasınlar. Göztepe belki seneye veya öbür seneye 1.Lig'e namağlup çıkabilir.
Ben buna yetişemiyebilirim...

Antalya'da kamp
Antalya'da sarı-kırmızılı ekip kampa girmişti. 24 Mayıs'da Göztepe'nin Ankaraspor maçı vardı. O gün futbolcular otelin bahçesinde ter idmanı yaptılar. Ardından, odalara çekildiler.

Rakip Ankaraspor'du. Göztepe'nin bu sezon hiç yenemediği Ankaraspor. Çok tehlikeli bir takımdı. Hazırlıklar tamamlanmış, maç günü heyecan doruğa ulaşmıştı. Kafile büyük umutlarla Antalya Atatürk Stadı'nın yolunu tuttu. 20.00'deki maç öncesinde stat dolmuştu. Kimler yoktu ki... Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy ve ekibi, Türkiye'nin her köşesinden teknik adamlar, yöneticiler ve menajerler doldurmuşlardı şeref tribününü...

Tüm Türkiye Antalya'daki maçlara odaklanmıştı.
Göztepeli futbolcular, "Ankaraspor'u yenersek şampiyonuz" diyorlardı. Tribünlerde ise bini aşkın Göztepe taraftarı vardı. Göztepe Ankaraspor maçına Ramazan-Kural, Aykut, Şevket - Günal, Nail, Remzi, Ceyhun, Mehmet - Hasan ve Mustafa 11'i ile çıktı. Çok stresli bir maçtı. Ankaraspor direniyor, Göztepe bastırıyordu. Ama gol bir türlü olmuyordu. Herkes yumruklarını sıkmış, heyecandan yerinde duramıyordu.

"Ya bir kaza golü yenilirse, ya ilk günden İzmir'e dönülürse" diye düşününler çoğaldı ki, bu karamsar hava yerini biranda coşkuya bıraktı. Maçın 67. dakikasında Aykut, Hasan'a nefis bir pas attı. Hasan, yükseldi ve kalecinin üstünden topu ağlara gönderdi. Ellerini açarak tribünlere, taraftarlara doğru koştu. Göztepeli taraftarlar bir anda kükredi. Stat yıkılıyordu. Bir anlaşmazlık sonucunda golü atan Hasan, kendi takım arkadaşlarına bağırınca maçın hakemi Hasan'a sarı kart gösterdi. Bu kart Hasan'ın dördüncü sarı kartıydı. Bu demekti ki, Marmaris'i yenen Batman Petrol maçında Hasan yoktu. Kalan 23 dakika bir türlü geçmedi. Maçın hakemi bitiş düdüğünü çaldığında, Göztepeliler rahatladı. Evet, Göztepe ilk engeli geçmişti.

25 Mayıs'ta oynanan Ç.Rize-Mersin'i, Yozgat da final oynar denilen Kayseri'yi eledi. Çevik, 27 Mayıs'ta oynanan Batman Petrol maçında ilk 11'i bozmadı. Sadece kart cezalısı Hasan'ın yerine Kurthan'a görev verdi.

Böylesine büyük önem taşıyan maç öncesinde statta müthiş bir dostluk havası esiyordu. Çünkü, Göztepe'ye Batmanlılar gibi birçok takım ve taraftarları da sempati duyuyordu. Ancak, Batman çok tehlikeli bir ekipti. Doğu Grubu'nun en güçlü ekibi olan Batman Petrol'ün çok etkili oyuncuları vardı. Öyle ya, onlar da buralara kolay gelmediler. Ayrıca Göztepe'nin golcüsü Hasan yoktu.

Mustafa'nın maçı
Hasan yoktu, ama Göztepe'nin İzmirspor'dan transferi "Buldozer Mustafa" vardı. Batman Petrol maçı Mustafa'nın maçı oldu. Genç golcü ilk 18 dakikaya iki gol sığdırdı. Kaleci Ramazan'ın sakatlanması, Batman'ın 76. dakikada gol bulması maçı zorlaştırmıştı. Kalan 12 dakika kabus gibi geçti. Batman Petrol bastırıyor, Göztepe direniyor, taraftarlar da ıslıklar çalarak maçın bitmesini sabırsızlıkla bekliyorlardı. Ve hakem sonunda düdüğünü çaldı ve orta yuvarlağı gösterdi. Evet, artık Göztepe finaldeydi.

Play-Off'ta 1.Lig'i averajla kaçıran Göztepe final kapısına dayandı. Antalya Göz-Göz Göztepe sesleriyle inliyordu. İzmir'den gelen haberler ise futbolcuların morallerini üst seviyeye çıkarttı. İzmir'de caddeler tıkanmış, sokaklar dolmuş ve mahşeri bir kalabalık toplanmıştı. Sabahlara kadar şampiyonluk şarkıları söyleyen Göztepe taraftarları finali sabırsızlıkla bekliyordu.

Bir sonraki gün Yozgat'ı eleyen Rizespor Göztepe'ye finalde rakip olmuştu...
Bu strese can dayanmazdı. Herkes bayraklarını hazırlamış ve Antalya'daki final maçı için organizasyonlara başlamıştı bile...
Futbolcular Göztepe'ye 18 yıl sonra şampiyonluk özlemini tattırmak istiyorlardı. Ama onlar için özel birisi vardı. En büyük dilekleri o kanserli taraftara ölmeden şampiyonluk coşkusunu yaşatmaktı...

Sarı-kırmızılıların 18 yıllık şampiyonluk özlemi Antalya'da bitti. Şampiyonluk öylesine coşkulu ve görkemli oldu ki, tüm Türkiye şampiyon Göztepe'yi konuştu...

Antalya'da Göztepe kazanıyor, İzmir her seferinde ayağa kalkıyordu... Batman Petrol galibiyetinin ardından herkes sokaklara döküldü. Tüm Türkiye Göztepe'yi konuşuyordu. Taraflı tarafsız herkes Göztepe'nin büyük başarısından söz ediyordu. Göztepeli taraftar ise Batman galibiyetinin ardından final maçı için hazırlıklara başladılar bile...

O taraftarlar değil miydi Göztepe'yi en kötü günlerinde yalnız bırakmayan, o taraftarlar değil miydi Beylerbeyi maçında Göztepe'ye büyük moral verip 3.Lig'e düşmesini engelleyen, o taraftar değil miydi, yağmur-çamur demeden peşinden koşan, taşlanan, cop yiyen, ağlayan, üzülen...

Şampiyonluğu görmek şampiyonluğu yaşamak onların hakkıydı.
Binlerce taraftar maçtan iki gün önceden yollara düştü.
Antalya'da Göztepe rüzgarları esiyordu. Pazar günkü maç öncesinde Antalya adeta sarı-kırmızı renklere boyandı. Boş oteller Göztepe taraftarlarıyla doldu taştı, esnaf bayram yaptı. Kimilerinin parası vardı otellerde kalıyordu, kimilerinin de paraları yoktu ama sevgileri vardı. Onlar da Antalya'nın parklarında, bankların üzerinde sabahladılar. Güneş doğuncaya kadar Göztepe'yi konuştular, şampiyonluk şarkıları söylediler.

Antalya'da bunlar yaşanırken Göztepe kafilesinin kaldığı otelde futbolcuları büyük heyecan sarmıştı.
Teknik Direktör Oktay Çevik, futbolcuları serbest bırakmıştı. Öyle ya; böylesine stresli bir ortamda o andan itibaren futbolcuya ne teknik, ne taktik, ne de kondisyon verebilirdiniz.

Çevik, öğrencilerini üniversite imtihanına girmeye hazırlanan öğrencilere benzetiyordu...
Maçtan iki gün önce yat gezisi düzenlendi. Futbolcular havuza ve denize girdi... Otelin tüm etkinliklerinden yararlandılar. Her şey serbestti. Akşam Rizespor'un Yozgat'ı 5-2 yendiği maçı televizyondan izlediler. Tüm futbolcuların aklı Rize maçındaydı. Maçtan bir gün önce stres doruk noktaya ulaşmıştı. Herkes tatil cenneti Antalya'da altın kafeste gibiydi.

Bu arada stadın 3/4'ünün Rizespor taraftarlarına verileceği haberi bomba gibi düştü Göztepe kampına. Antalya Emniyet müdürü Rizeliydi. Rizespor taraftarlarına ayrıcalık yapmak istiyordu. Bu arada Antalya GSİM'de bilet fiyatlarını 4 milyon liraya çıkarmaya çalışıyordu. Yönetmelik gereği bilet fiyatları 2 milyon liraydı. Neyse yöneticilerin araya girmesiyle her şey normale döndü.

Saatler bir türlü geçmek bilmiyordu. Akşam yapılan ter idmanının ardından futbolcular yemeğe indiler. Daha sonra havuz kenarındaki Havuz Bar'a gidip sohbet ettiler.
Takımın penaltıcısı Aykut, söze girdi:

"Bakın beyler penaltı olursa ben atmam. Vanspor'da oynarken yine böyle bir maçta penaltı kaçırdım. Babam heyecandan kalp krizi geçirdi. Bu maçta adamcağız dayanamaz. Allah korusun, babamı kaybetmeyeyim"

Günal atıldı:
"Dün dün gece rüyadan uyandım. Şevket'i kaldırdım. Şampiyon olacağımızı gördüm"
Daha önce KSK'de şampiyonluk yaşayan Atilla, girdi sohbete:
"Ben bu duyguyu KSK'de yaşadım. Müthiş bir şey. O geceyi hiç unutamam" dedi.
Ali Nail cevap verdi:
"Bu şampiyonluk ona benzemez. Bende bir çok başarı yaşadım ama bu 18 yıllık bir özlem. Şampiyon olursak Türkiye yıkılır. Vallahi Göztepe'nin şampiyonluğu Galatasaray'ın şampiyonluğundan daha önemli herkes için"
Ramazan, sohbeti kesti.
"Beyler stres yapmayın. Kendinizi sıkmayın" dedi.
Dedi ama elde miydi, konuşmamak düşünmemek. Futbolcular odalarına çekildi. Futbolcular sabahı zor etti.

Sabahın erken saatlerinden itibaren Antalya Atatürk Stadı'nın etrafı tamamıyla Göztepeli taraftarlarla dolmuştu. Stada yaklaşmaya çalışan Rizespor'lu taraftarları püskürtüyorlar, stada biran önce girmek için çaba sarfediyorlardı. Sokaklar, caddeler tamamıyla Göztepe taraftarlarıyla doluydu.

Maçın başlamasına kısa bir süre kala taraftarlar stada alındı. Göztepe taraftarları stadın 4'te 3'ünü doldurmuş Rizeliler ise ancak bir kapalı tribünün bir kısmını işgal etmişti.

Müthiş bir atmosfer. Tribünler öylesine coşkulu, öylesine görkemliydi ki... İnsanın tüyleri ürperiyordu... Çoluk, çocuk, kadın-erkek yaşlı, genç herkesimden insan Antalya Atatürk Stadı'nda tek vücut olmuştu sanki...

Göztepe tribünde maçı kazanmıştı bile... Rizelilerin tezahüratları Göztepelilerin yanında çok cılız kalıyordu.
Göztepe A.Ş. Başkanı Aydın Bilgin, İzmir Büyükşehir belediye Başkanı Ahmet Piriştina, Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel maçı şeref tribününden değil, gerçek heyecanın yaşandığı tribünden, taraftarlarla birlikte izliyorlardı. Antalyalı taraftarlar da, stada büyük bir coşkuyla girdi, "Göz-Göz-Göztepe" sesleriyle... Statta Göztepe bayramı yaşanıyordu.

Biranda Rize amigosu fırladı sahaya. Elindeki bayrağı orta yuvarlağa dikmek istedi, güvenlik güçleri engellemeye çalışırken bu defa Göztepe Amigosu İsmail Kocaoğlu atladı sahaya. Dev Göztepe bayrağını orta yuvarlağa sapladığında tüm stad adeta Göztepe sesleriyle inliyordu. Oldukça gergin bir atmosfer yaşanıyordu. Öyle ya, kazanan 1.Lig'e çıkacaktı.

Rizesporlu futbolcular sahaya çıktığında Göztepe tribünlerinden konfetiler ve su şişeleri yağdı futbolcuların üzerine. Rizesporlu Ümit, kendini yere attı. Maksadı maçın tansiyonunu yükseltmekti. Aslında kafasına bir şey gelmemişti. Numara yapıyordu. Cafer, Göztepe tribünlerine doğru hareket çekti.

Göztepe taraftarları Rizespor'lu futbolcuları kızdırmayı başarmıştı. Bir anlamda Rizespor'lu futbolcular Göztepe'nin oyununa gelmişti...

Göztepeli futbolcular ise sahaya çıktığında stad sanki yıkıldı. Futbolcular stadın büyük bölümünün Göztepe taraftarlarıyla dolu olduğunu görünce rahatladılar.

"Bu iş bitti" dediler.
Rizespor'lu taraftarların attığı patlayıcı maddeler sahadaki konfetileri ateşledi. İtfaiye güçlükle söndürdü, dev alevleri.

Maç başladı. 90 dakika Göztepe için kader anıydı. Göztepe iyi başladı maça. Rakip alanda tehlikeli oldu. Ancak, temkinliydi. Çünkü, bu maç en büyük finaldi. Göztepeli Ceyhun'u 3 numaralı Recep tutuyordu. Adım attırmıyordu. Hasan'ın da başında iki defans oyuncusu vardı. Bu nedenle Göztepe pozisyon bulmakta güçlük çekiyordu. Ne var ki Rizespor antrenörü en büyük hatayı yaptı ve Ceyhun'a adım attırmayan Recep'i oyundan aldı. Bir dakika sonra Ceyhun, kaptığı topla Rize ceza alanına girdi, defansı geçip ortaladı. Gerilerden gelen Hasan topa öylesine güzel vurdu ki, top Rizespor ağlarına adeta yapıştı.

"Goool....Gooolll"
İşte tarihi gol... Hasan açık tribüne doğru koştu, futbolcular adeta bir yumak oldu. Tribünler hiç olmadığı kadar coşkuluydu. Herkes avazı çıktığınca bağırıyordu:
"Göz-Göz-Göztepe" diye...

İlk yarı Hasan'ın bu klas golüyle 1-0 sona erdi. Soyunma odalarına giderken Rizesporlu bir futbolcu Nail'in ayağına kasti olarak vurdu. Nail, "Ne vuruyorsun" derken Rize'nin yardımcı antrenörü Nail'in üzerine yürüdü. Oktay Çevik, hemen müdahale edip Nail'in yakasına yapıştı ve "Hocana böyle davranamazsın" dedi. Çevik, Nail'i soyunma odasına sürükledi. Futbolcular Oktay hocanın bu davranışına anlam veremediler. Birbirlerine söz verdiler. Bu maç böyle bitecekti. İkinci yarı başladığında stres doruktaydı. Göztepeli Ceyhun'un şutu üst direğe çarparak auta çıktı. Hasan, karşı karşıya kaldığı bir pozisyonda golü atamadı. Saniyeler geçmiyordu. 89. dakikada Göztepe ceza alanı içinde oluşan karambolde Ümit, altı pas içerisinde topa çok sert vurdu, Göztepe ağlarına giden topa son anda Şevket ayak koydu. Maçı izleyen milyonlarca kişinin yüreği ağızlarına geldi. Son saniyesine kadar büyük heyecanın yaşandığı maç, nihayet sona erdi. Artık Göztepe şampiyondu. 18 yıllık hasret sona ermişti. Mutluluktan ağlayanlar, birbirine sarılanlar...

Antalya Atatürk Stadı bir anda Göztepe bayram yerine döndü.
Evet, gerçekti, Göztepe şampiyondu.

Sabaha kadar futbolcular ve taraftarlar şampiyonluğu kutladılar. Şampiyonluk kutlamaları sabaha kadar sürdü. Göztepeli futbolcular İzmir'de kahramanlar gibi karşılandı. Önce Yeni Asır'a gelen ve şampiyonluk pastasını kesen sarı-kırmızılı futbolcular daha sonra binlerce taraftarıyla birlikte İzmir'de şampiyonluğu doyasıya kutladılar.

Göztepeliler öylesine mutluydu ki... Şampiyonluk kutlamaları yapıldı. Havai fişek gösterisi ise muhteşemdi.

Sarı-kırmızılı futbolcular şampiyonluğa çok sevinmişlerdi ama en çok, kanserli olan 1 yıl ömrü kalan Göztepeli taraftarlara bu duyguyu yaşattıkları için mutluydular...
*Yeni Asır'da şampiyonluk sonrasında yayınlanan yazı dizisinden alınmıştır.

YORUMLAR

KÖŞE YAZILARI

  • TEK BÜYÜK GÖZTEPE… TEK BÜYÜK GÖZTEPE…
    Written by Özkan Cengiz 15 Aralık 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Dört maçlık periyodun sonuna geldik, devre arasına girdik. Dört maçın başında hedefi 12 puan olarak belirlemiştik. Dürüst davranmak gerekirse 10 puana da razıydık ama sekiz puanla tamamladık. Olaya başka bir açıdan bakarsak 12 puanla lider olacağımızı düşünüyorduk...
  • Rahat Mı Batıyor? Rahat Mı Batıyor?
    Written by Özkan Cengiz 16 Kasım 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Rahat mı Batıyor? Bu hafta iş hayatımın en zor haftalarından birini geçirdim. Bu sebeple sosyal medya, Göztepe medyası vb Göztepe kaynaklarından uzaktım. Haftalık olağan telefon Göztepe geyiklerimi de yapamadım. Göztepe ile ilgili whats up gruplarındaki okunmayan...
  • Türk Sporunun Güvencesi GÖZTEPE! Türk Sporunun Güvencesi GÖZTEPE!
    Written by Özkan Cengiz 28 Ekim 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net İlk önce bilmeyenler için kısaca özetleyelim. Bugün 28.10.2014 tarihinde Cizre stadında bir maç oynandı. Cizre stadı neresi derseniz iki gün önce ilk özerklik ilanı diye geçilen haberlerde yer alan iki mahallenin ortasında yer alan stad, maça Göztepe kafilesi futb...
  • Göztepe Her Zaman ki Gibi mi? Göztepe Her Zaman ki Gibi mi?
    Written by Özkan Cengiz 22 Ekim 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Pazartesi günü gerek gazetelerin, gerek sosyal medyanın, gerek Göztepe medyasının tepkisi birbirine benziyordu. Göztepe her zamanki gibi! Sezonu aynı hocayla bitirememe geleneği devam ediyor, bunun yanında geçen seneki Özgür Zengin’in görevden alınmasına benzer ya...
Diğer yazılar:

Diğer başlıklar

Twitter