(*)Göztepelist (G): Sayın Hüseyin Kalpar, Göztepe’mizin sıkıntılı günler geçirdiği şu süreçte camiamızın kafasındaki soruları sizinle paylaşmak ve bulanık ve hüzünlü kafalara, birikmiş sorulara yanıt vermek üzere teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz.

Hüseyin Kalpar (HK): Ben teşekkür ederim.

(G): Sıkıntılı günler geçiriyoruz ve şahsınıza önemli eleştiriler var bunlarla başlayalım isterseniz.

(HK): Futbol işinde işler sıkıntılı gittiğinde ilk suçlanan kişiler teknik adamlardır.  Bu yaşamımız hep var. Bunu size de, oyuncuma da, diğer gazetecilere de söyledim, söylüyorum. Ama söylediğim bir şey daha var, ben teknik adamda öncelikle şunu değerlendiririm, takım koşmuyorsa, mücadele etmiyorsa, arzu ve isteğinde sıkıntı varsa birinci derecede sorumluğu teknik adam da yani kendimde tutarım. Ama bizim de tasvip etmediğimiz olaylardan dolayı mağlup oluyorsak ki örneğin Kartal maçında devreye 1-0 önde girdik, yapılması gereken şeyi daha önceden konuştuk, devre arasında da konuştuk, pat 48. dkda köşe vuruşundan golü yedik. Teknik adam buna ne yapabilir diye özeleştiri yaptım kendi kendime, işin içinden çıkamadım. Teknik adam bunu bilip, daha önceden çalışabilir. Biz de çalıştık. Haftanın bir günü sırf ona çalıştık. Oyuncum da bunu biliyor, kusura bakma diyor bana.

G: Kartal maçı öncesinde idmanı izlemiştik. Uzun süre yan top çalıştınız.

HK: Evet, oradan gol attık ama golü de yedik. Pozisyon üretemezsek de sıkıntı var demektir. Bunu da üzerime alıyorum. Lakin Kartal maçında az da olsa üç pozisyonumuz var. 2-1’den sonra topumuz direkten döndü. Golü yedikten sonra oyuncuların gardı düşüyor. Gardı yükseltmek gerek, Biz dışarıdan moral vermeye çalışıyoruz “Olur” diyoruz ama esas çözüm futbolcuya bağlı. Birilerinin çıkıp bağırıp çağırması gerek. O anda gol atmak risk, uyanıklık, beceri ve meziyet gerektiriyor. Direkten dönen topa Bedi kafayla vursa gol olacak, ayakla vururken zaman saliseler geçiyor, arkadan gelen yetişiyor. Burada ben o pozisyonda kendi üzerime düşen görev nedir diyorum kendi kendime bir şey bulamıyorum. Bedi sonra karşı karşıya kalıyor yine atamıyor. Etüd ettiğinizde hep gol atmış oyuncu. Ama böyle bir golü kaçırabiliyor. Pozisyonu var mı rakibin? Yok. Köşe vuruşundan golleri yiyoruz. Suçlu benim. Çünkü Türkiye’deki bakış açısı bu.

Bizim işimiz de bu. Biz de bunu kabul ediyoruz. Samsun maçına geliyoruz. Neler kaçtı. Bir gol olsa fark olacaktı. Bir tane gol yiyoruz oyun disiplininden kopuyoruz. Bu bir sıkıntı. Oyun disiplininden kopmayacaksın. Yemeyeceksin. Bunu da oyuncularımızla paylaşıyoruz. Görevlerimizi aksatmamamız üzerinde duruyoruz. Bu kumandayla olacak bir şey de değil. Çalışma, söylemle olacak bir şey. Ben futbolcunun vuruşuna yol gösteremiyorum o anda kale önünde oraya değil, buraya vuruyor pası size atacak da öbürüne atıyor. Buna ne yazık ki bir şey yapamıyorum.

Ama sık sık sakatlık oluyorsa, sakatlık düzelmiyorsa bunlara ben üzerime alırım. Kendi kendimi değerlendiririm. Bolu maçına geliyoruz. Hakikaten iyi başladık. İyi de gidiyorduk ki 40 metreden gol yedik. Şimdi diyorum kendi kendime ne yapabilirim? Biz maçtan önce hep beraber önceki maçları analiz ediyoruz. Bunları yapsak iyi olur, bunları yapmasak iyi olur diyoruz. Çalışıyoruz. Buna rağmen böyle bir atmosferde gol yiyoruz.

Gene iyi gidiyor. Pozisyon yakalıyorsun atamıyorsun, yiyorsun 2-0. Devreye giriyorsun. Olumlu olumlu mesajlar veriyorsun. Biz iyi bir kadroyuz iyi oyuncularız arkadaşımıza takımımıza inanmalıyız. Ama iyi demekle olmuyor icraat gerekiyor sahada şimdi sahaya çıkıp icraat zamanı diye konuşuyoruz sahada devre arasında. Yine iyi başlıyoruz, 2-2, 3-2 yapacak pozisyonu buluyoruz. Üç haftadan beri karşı karşıya kalıp kaçırıyoruz.

Gol atamayan takımın kazanma şansı yok. Pozisyona giriyor muyuz? Evet Şu kadar net pozisyonumuz var. Tek golümüzü ise defans oyuncusu Hamza atıyor. Şimdi soruyorum?

Bedi golcü mü? Baktığımızda golcü. Şaban golcü mü? Evet. İlhan iki senedir gol atıyor mu? Evet. Yasin sakatlanmadan önce gol kralı olarak geldi mi? Geldi. Dilaver golcü mü? Gol atar mı? Atıyor. Bu adamlarla oynuyorsun. Bir sıkıntı var. Bakıyorsun ki gol atamayınca da insanoğlu bu gardı düşüyor.

Bu sıkıntıdan nasıl kurtuluruz diye idmandan önce bir toplantı yaptık. İçimizi döktük. Açıkça söyledim

“Benim gitmem çözümse hay hay seve seve. Kulübün ve sizlerin menfaati icabı ama Ahmet gidiyor Mehmet geliyor, Hasan gidiyor başkası geliyor. Geçen sene ya da daha önce olduğu gibi. Biz değişeceğiz. Biz derken. Bireysel olarak sen sen sen sen biz oluyoruz. Biz kazanıyoruz ya da kaybediyoruz.

Kendi bildiğim şekil 1) Pozitif olmak çok şey halleder. 2) Söylem icraat aynı olacak. İçin başka dışın başka olmayacak. Şu bir gerçek işin iyi değilse hiçbirşey iyi değil. Evle, dostunla, çocuğunla, arkadaşınla iyi değilsin. İnancın iyi değil. inancın iyi değil.

İşin bu mu, birinci işin bu mu bunu en önde tutacaksın. Ne yapman lazım? İdmandan sonra dinlenmen lazım. Böyle mi iyi oluyor? Dinleneceksin. Dinlenmemen mi gerekiyor dinlenmeyeceksin. Çay iyi geliyorsa iç gelmiyorsa içme. İyi ve doğru çalışıp, işinizi ön planda tutacaksınız. Ben şuradan şuraya koşmamayı kabullenemem  ama iyi vuruş olmaz gol kaçırırsın bir şey demem. Koşmuyorsan bir eksiğimiz vardır. Nedir bu eksik? Hırs arzu istek. Küçücük de olsa gardınız düşüyor. Gol yiyorsunuz. Siz de söylüyorsunuz zaten yine gol yedik. Aslanım peki haklısın… Kazanılan bir şey söyle… Kaybedilen bir şey? O zaman onu yeneceksin. Yenmelisin.

Benden taklacılık istiyorsanız yok. Yüzünüze karşı söylüyorum. İsim isim de belirtiyorum. Sonradan koyduğum adama pişman olmamalıyım. Sizin için üzücü ayıp değil mi? Hadi ben yokum başkası var. Bu sizin işiniz. Sonradan giren oyuncunun beş dakika sonra şuradan şuraya koşamaması kabul edilemez. Neden?

Senin şu şu özelliklerin var şu meziyetin var. Neden yapmıyorsun? Sana ben ya da başkası kötü oyna mı dedi yapma koşma mı dedi. Neden bana söyle.”

Oyuncularıma aynen bunları söyledim Ne yazık ki ülkemizde bu tip sıkıntılar var. Nasıl? Dosdoğru. Ağbilik yaparak olumlu, doğru ve dürüst konuşarak, olumlu davranışlar içinde aşmaya çalışıyoruz.

Zaman zaman eksiklikler olabilir, bir takım sıkıntılarımız olabilir ancak kardeşim burası Göztepe Spor Kulübü, biz Göztepe futbolcusu ve teknik adamıyız, burada şartlar ve imkanlar böyle diyeceğiz bizim her şeyimiz iyi olarak kabul edeceğiz olaya olumlu bakacağız.

Olumsuz bakmayacağız bahane yaratmayacağız. Olumsuz düşünmek bizi negatifliğe götürür. Pek çok güzel şeyler söyleyebilirsiniz diyorum futbolcularıma. Haklısınız da. Bahane işimize yaramıyor. Şimdi 0 puanımız var. Kazandığımız ne var? Bir şeyler söylüyorlar. Haklısınız…

Eksiklikler mağlup olmaya, koşmamaya, iyi şeyler yapmamaya neden mi? Şimdi üzülüyor musunuz? Çok üzülüyorum.

Neden üzülecek şeyler yapıyorsun? Diye sordum Veli’ye. Takıma faydalı mı oldun? “Özür dilerim yanlış yaptım.” dedi. Daha önceden seninle paylaştım siz Bolu’dan geldiniz size büyük yanlışlar olabilir. Hakaretler olabilir sakin olun. Demedimmi diyorum.

“Benim eşim gelmiş Bolu’ya kızım gelmiş bana küfür ediyorlar” dedi Peki diyorum. Ne diyeyim? Kolay bir iş değil. Zaten bizim işimiz kolay değil. Biz zor olanı yapacağız. Zaten yenilmek kolay yenmek zor.

Yenmek için bir efor harcaman, bir şeyler ortaya koyman, üretken olman gerek. Bunun için de ne gerekiyorsa yapacağız. Şu kötü durumdan kim kurtaracak… Yine futbolcular bireysel olarak teker teker hepsi. Sonra bireyler toplum oluyor biz oluyoruz. Herkes oturması kalkması ve davranışıyla üzerine düşeni yaparsa yemesi içimesi seksi ile her şeyi ile işini birinci planda tutarsa ona göre hareket ederse ne sıkıntımız olur?

Para ile ilgili sıkıntımız mı var. Yok para problemimiz yok. Ne isteniyor o zaman…

Cuma günü takımı ikiye böldüm sekiz kişi ile gol vuruşu çalıştık. Baskı yok. Sadece gol vuruşu… Yine kaleci ile karşı karşıya kaldık olmadı. Üç haftadır karşı karşıya pozisyon bulup atamıyoruz. Öbür takımlar atıyor Rize attı kazandı. Adana 90+3’de penaltıyı atsa Bucaspor’a 1-0 galip. İki hafta önce Ankaragücü Adana’yı abandone etti Adana 1-0 galip. Ankaragücü Ksk’yi perişan etti penaltı ve bir gol daha 2-0, Yine Manisa maçı Ksk, son dkda o kadar kalabalıktan vuruyor 1-1.  Bunlar da var. Biz hep net pozisyon kaçırıyoruz.

Şimdi burada kendimi sorguluyorum. Diyorum ki Hüseyin sen ne yapmak istiyorsun? Nasıl, nerede ne şekilde? Bakıyorum ki ben elimden geleni yapıyorum. Ben çok çalışmayı seviyorum. Doğru ve dürüst çalışmayı seviyorum. Buradaki sürecimde Hüseyin Hoca yanlış yaptı, yalan söyledi diyemez hiç kimse.

Ben hem oyuncuma hem de yönetime karşı şeffafım. Bunlara rağmen sürekli daha ne yapabilirim diye çok düşünüyorum. Benim bütün günüm burada geçiyor. Ben İzmir’i yaşamıyorum, hâlbuki burada dünya kadar çevrem var. Hep buradayım. Neden? Nasıl faydalı olabilirim diye? Yemekhane ve fitness artık burada… Olaylar böyle ama dış görünüşünü kimse bilmiyor. Yalnızca neticeye bakıyor haklı olarak. Tamam netice de öyle ama oynadığımız oyuna bak, girdiğimiz pozisyona bak, pozisyona girip de ben atamam ki…

(G): Hocam, buraya geleceğimiz belli olduktan sonra camiamıza sorduk Hüseyin Hoca’ya sormak istedikleriniz, görüş ve önerileriniz ne olur diye sorduk. O sorularla başlayalım Yasin’deki ısrarınız? Sağdan bindirmeleri yeterli mi? En uygun yer sağ mı? Performansından memnun musunuz?

(HK): Yasin sakatlıktan kurtuldu yeni yeni. Toparlanıyor. Hergün daha iyiye gidiyor. Yasin’den bu maçta da memnundum. Eski Yasin mi? Daha zamanı var. Yasin olmazsa kim oynayabilir diye değerlendirdiğimde Ali ile burada Samsun maçında yeterli performans alamadım. Çalışma alanında da alamıyorum. Kendisinin çok önemli meziyetleri olduğunu söylüyorum ona, herkesin içinde de söylüyorum, bugün de söyledim. O meziyetlerini ortaya çıkartmasını istiyorum.

Bize nasıl bir görev düşüyor, ne istiyorsun bizden onunla paylaşıyorum. Bana sor, söyle her türlü yanındayım. Şimdi böyle bir pozisyonda Ali’den yeterince verim almadım. Dolayısıyla, ben de isim çok önemli değil, amatörden gelmiş şurdan gelmiş önemli değil, . kim daha iyi görüntü daha iyi veriyorsa onu tercih ediyorum.

Bizim bu tercihlerimiz yanlış olabilir başkasına göre. Saygı duyuyoruz. Neden çünkü neticeye göre konuşuluyor. Dünyanın da en kolay şeyi olmuş olan bir şeyi eleştirmek. Daha önce bana deseler ki şöyle şöyle yaparsan şu maçı garanti kazanacaksın neden yapmayayım.. Ama biz en doğrusunu en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Bazen biz böyle düşünürken bile yanlış çıkabiliyor. Sonradan koyduğum oyuncu beni pişman edebiliyor ama biz o amaçla koymuyoruz, iyi olsun canlı-diri 5 dk mücadele etsin diye koyuyoruz.

(G):Yasin Karabük’te de forvet gibi mi yoksa sağ tarafa daha yakın mı oynuyordu?

(HK): Sağ tarafta forvet gibi oynuyordu. Benim elimdeki futbolcularım şöyle. Direk santrafor Şaban, Bedi ve İbrahim var. Bedi çeşitli ülkelerde oynamış yeni gelmiş. Şaban’ı son anda aldık. İbrahim iyiydi, Kartal maçında oynattım çok da faydalandım. Bunları neden açık konuşuyorum onlarla da konuştuğum için. Söylediklerimi herkes duyabilir. Kartal maçında destek yeterince gelmedi ama kendisi müthiş mücadele etti. Burada rakiplere göre de bir pozisyon alıyoruz. Dolayısıyla Yasin ile de başladık, Dilaver ile de. Dilaver’den her an bir şeyler bekliyorum, üç maç oldu halen beklediğim şeyi alamadım. Ama birdenbire de bir şeyi kestirip atamıyorsun. İlhan. Geçen seneki ya da önceki seneki İlhan mı? Hayır. Evvelki sene, geçen sene gol atıyor muydu İlhan? Evet… Şimdi ?? Ama bu maç ilk iki maça göre daha iyiydi daha dikine gitti. Bu tip adamları hemen kesemessin. Hadi kestin kimi oynatacaksın?

Onlar da çok sağlıklı bilgi vermiyor. Hazırım diyen bir grup olmalı ya da izlenim vermeli. 25 kişilik bir grup var, defans, orta saha forvet belli diye değerlendiriyorsun. İki maç Ferhat oynadı ve sakatlandı yalnızca son iki idmana çıkabildi. Kazım da iyi… Geçen sene bu ligde Gaziantep belediye’de banko oynadı. İyi de dereceler yaptı. Ferhat da oynadı. Sakat olmasına rağmen Ferhat’ı zorlasaydım demezler mi yeri garanti diye?

(G): Pek çok teknik adam öyle yapıyor. Teknik adamlık yapmadık ama çok Hoca gördük.

(HK): Evet ama benim takımımda kim oynarsa oynasın aynı görevi çok iyi yapabilmeli. Ferhat sakatlanmış. İdmansız, sıra Kazım’daydı…

(G): Dilaver ile aranızda sorun var mı?

(HK): Hayır yok. İsteyerek aldım. Talebem. Bugün de yüzüne karşı söyledim. Kimsenin suratı sallanmayacak. Çıkarken de, girerken de herkes gibi olacaksın. Burada illa birileri oynayacak, birileri oynamayacak. Oynayan da oynamayan da aynı şeyi düşünürse biz başarılı oluruz. Çıkarken suratını sallayıp çıkmayacaksın, buna hakkın yok. Arkadaşlarına ve takıma zarar veriyorsun. Varsa benle bir problem otur konuşalım. Niye çıktın? Ne yaptın? Ben bir sürü şey bekliyorum senden dedim.

Gelelim Veli’ye. Veli oynar mı bu takımda oynar. Daha da iyi oynayabilir. Hamza evet. Furkan’ı aldık son anda. O da oynar. Rodi oynar mı oynar. Buradan başladık. Her hafta oyuncu değiştiremezsin zaten. Çok da doğru değil. Ortasahada Onur bu ligin iyi oyuncularından biri. Alternatifi Şamil iyi durumda değil. Geçen sene iyiydi. Söylüyorum seni geçen seneki gibi görmek istiyorum diye. Bu sene testlerde de iyi çıkmadı. Yanında Mithat’ı orada oynattık, burada oynatmadık başka şey düşündük. İlhan, Dilaver ve Yasin oynadı. Şimdi kim burada oynamalı. Halil… Ben de oynatmak istiyorum ama o solda oynuyor. Solda üç maçtır tercihimiz Dilaver oldu.

(G): Dilaver başka yerde oynar mı?

(HK): Oynar zaman zaman. 4-3-2-1 de forvet arkasında oynar. Ama orada da İlhan’ı tercih ediyoruz. Gole daha yakın, gol vuruşları iyi. Hakikaten de iyi. Samsun maçında da müthiş bir şut çıkardı kaleci kurtardı. Ondan başkası da zor öyle bir şut çıkarması. Ali ya forvet arkası ya sağda oynayabilir. Ali zaten meziyetini çabukluğunu, seriliğini, adam geçme şeklini ortaya koysa sorun yok birinci derecede onu tercih ederim.  Kendi de söylüyor zaten. Dilaver’den frikik bekliyorum. Hakikaten de atar. Gol de atar. Ne yazık ki kötü kullandı. Duran topu iyi kulandı Samsun maçında… Hepsini hesapladığımızda hiç oynamayan Volkan var.

(G): Şaban’ı az oynattığınız için eleştiriliyorsunuz.

(HK): Samsun’da oynadı. İyi durumda değil. Hasta oldu zaten. Bolu’da beklediğim kadar iyi değildi. Üçüncü golü mesela. Kendine de söyledim “Ayağın mı kırıldı dedim. Faul olsa da orada kalınır mı? Ne oldu söylermisin?” dedim. Gol yedik… Futbolda on dakika sokarsın 10 dk koşar. Tamam dersin. Tercihlerimizi analiz yaparak yapıyoruz ama sonuçlar ters orantılı olabiliyor.

(G) : Halil’i Bolu maçında oluşturduğunuz ilk 18 içine aldığınız ancak esame listesine yanlış yazıldığı için son anda kadroda olmadığı fark edildiği değişiklik isteğinizin red edildiği konusunda iddialar var.

(HK): Ne yazık ki doğru, ilk listede böyle bir dalgınlığımız olmuş, fark ettiğimizde düzeltmek istedik. Ancak geçen seneye kadar revize edilmesine izin veriyorlardı bu sene izin verilmiyormuş bu sebeple düzeltme yapamadık. Halil’i ilk 18 e alamadık. Artık çok daha dikkatliyiz.

(G) : Alsancak stadı taraftarımız için çok anlamı olan bir stat Göztepe’nin büyük başarılar elde ettiği bir stat ancak sizin tercihinizle Atatürk stadını tercih ettiğimiz konusunda iddialar var.

(HK): Alsancak stadının tribün baskısı için çok avantajlı yanlarının olduğu doğru, ancak kötü giden maçlarda bu avantaj tam tersine dönebiliyor. Bunun yanında Alsancak stadının yağışlı havalarda çözülemeyen sorunları var saha çok kötü oluyor ve bu çok büyük bir dezavantaj bu koşulları değerlendirdiğimizde Atatürk stadı tercihi bizim için kaçınılmaz oldu.

(G):Transferleri siz mi yaptınız?

(HK): Evet.

(G):Birinci tercihleriniz mi alındı?

(HK): Genelde evet.

(G): Bedinin maliyeti 1.700.000 Euro olduğu söyleniyor doğrumudur?

(HK): Bedinin istatistiklerine baktığınızda oynadığı takımların hepsinde attığı gol sayıları var. Ortalama 10 gol atmış hepte oynamış dikkat ederseniz tüm sezon oynayan bir oyuncu. Böyle bir oyuncu Portekiz birinci liginde oynamış faydalı olur diye düşünüyorsun. Zaten istediğin yabancıların belli bölümünü alamıyorsun. Theo Weeks gitmedi 3.yabancıyı alamadık gitmedi adam gitmedi.

(G): Theo Weeks konusu açılmışken Önder ve Theo Weeks yeniden oyuna dahil edilmesi söz konusu olabilir mi? Sorusu en çok gelen sorulardan.

(HK): Ben olduğum sürece sezon başı kampına katılmayan oyuncularla asla çalışmam Sadece ben değil ben olmasam da zaten başkanda çalışmaz.

(G): Size bir terbiyesizlikleri mi oldu bu konuda söylemler var.

(HK): İkisinin de oyunculuklarında memnun değilim. Ayrıca Allah var yukarıda Theo Weeks’in terbiyesizliği de oldu. Ben size soruyorum Theo Weeks geçen sene bu takıma ne verdi. Rize’ye de hiçbir şey vermedi Göztepe’ye de.

(G): Gerçekten Theo dan çok verim alamadık ama önder fayda sağlarmı diye ciddi ciddi düşünüyoruz.

(HK): Biz daha değişik bir oyuncu aldık, Önder sıfatında ama Önder’den daha iyi olan bir oyuncu aldık. Önderi tercih etmedik. Bu da doğal bir şey mesela Evren ile ilgili de epeyce düşündük. Veli olunca Başkan istersen Evrenle ayrılalım dedi. Çünkü bu işlerde öyle bir pozisyon var son anda Veli’yi alıyorsun. Bizim düşüncemizde yoktu. Birden bir olasılık doğdu hemen aldık. Herkes almak ister kabul etmek gerek iyi oyuncu ama herkes istedi biz aldık. Hakan mesela kendi gitmek istedi.

(G): Sorulardan birisi de o sizle kişisel sorunları olduğu için gittiği söylendi.

(HK): Hiç alakası yok, kesinlikle böyle bir şey yok arayın sorun Hakan’a hatta ben dedim ki oğlum gitmeni istemiyorum.  Ben hocam gideyim dedi şöyle böyle dedi. Benim her şeyim açık şeffaf o konuda Hakan’a arayıp sorabilirsiniz.

(G): Göktuğ bu takımda oynar mı?

(HK): Göktuğ'un potansiyeli var ama kendisini geliştirmesi gerek Şu anda oynaması olası bir şanssızlık durumunda yarardan çok zarar verir.

(G): Gelen kaleciler Vedat'tan iyi mi?

(HK): Ben iyi olduğunu düşünüyorum.

(G): Berkay'a şans vermeyi düşünüyor musunuz?

(HK): Berkay'ın kendini geliştirmesi gerekiyor.

(G): Milli mac arasında neden hazırlık maçı yapmadınız?

(HK): Hazirlik macı yapma benim tercihim, yerine laktat testi yaptık. ZAten toplamda 8-10 takım hazırlık maçı yaptı çoğu yapmadı.

(G): Takım rsmi siteye göre sürekli 5e 2 pas çalışması yapıyor gözüküyor ama kontrataklarda pas isabeti yüzdemiz düşük.

(HK): 5e2 idmanların sonunda futbolcuların moralini yükseltmek amacıyla yaptığımız, futbolcuların sevdiği bir çalisma. İdmanda pekçok şey çalışıyoruz sonunda da hoşlarına gidecek şeyler yapıyoruz futbolcuların. Sonuçta yaptıkları işten zevk almaları lazım.


G): İlk 11'i ne zaman sayabileceğiz?

(HK): Benim sistemimde net bir 11 olmaz her hafta çalıışanlara göre birkaç kişi değişebilir.

G): İlk 11'i ne zaman sayabileceğiz?

(HK): Benim sistemimde net bir 11 olmaz her hafta çalıışanlara göre birkaç kişi değişebilir.

G): Kondisyon eksiği var mı?

(HK): Laktat testlerine göre sonuçlarımız fena değil. Geçen sene maç sonunda herkesin krampları olurdu bu sene yok.

G): Takımı eleştirerek daha iyiye gitmekte zorlanabilir miyiz?

(HK): Gelinen noktada hepimizin hataları eksiklikleri olmuş olabilir. Bunları konuşmadan düzeltemeyiz. Ben şeffaf bir adamım. Sonuçta oyuncularıma güveniyorum, daha iyi olmalarıiçin çaba harcamya devam edeceğiz. Hep birlikte daha aileri gideceğimize inancım tam.

(G): Üç maç sıfır puan umudumuzu koruyalım mı Hala ilk iki iddiamız var mı Hocam.

(HK): Şöyle bir şey söyleyeyim, Türk Futbolunda iniş çıkışlar her zaman var. Örneğin Denizli bundan üç sezon önce ilk yarıyı silme götürdü. İkinci yarı neredeyse küme düşecekti.  Demek istediğim şu üç maç kaybeden takım şampiyon olamaz, üç maç kazanan takım düşmez diye bir şey yok. Bu takımların bundan sonraki üç maçta kaybetmeyeceğinin veya kazanmayacağının garantisini kim verebilir. Dolayısıyla kazanmak için bir şeyler gerekli, o şeylerin başında illaki birlikte olabilmek geliyor. Futbolcularla, Teknik Ekiple, Yönetimle,taraftarla olabilecek şeyler.

Evliyiz çocuğumuz var. Çocuğumuz hata yapıyor gece geç geliyor yanlış hareketlerde bulunuyor. vs vs Hep kızarak hep dayak atarak öfkelenerek mi onu kazanmaya çalışıyoruz. Taraftar grubu da, Göztepe sevenleri de, böyle değerlendirmesi lazım. Burada olay Hüseyin Kalpar olayı veya teknik adam olayı değildir. Zaten teknik adam olayı olsa, anında hemen çabucak burayı terk eder.  Ben üç maçta mı teknik adam oldum veya bu futbolcular üç maçta mı bu düzeyde futbolcu oldular.  Şimdi böyle bir mantık doğru mantık değil.

Sadece biz niçin bu durumdayız, nasıl bu durumdan kurtuluruzun çalışmasını yapmak gerekiyor.  Bir sürü eksiğim var ama eksiklerimin hiç birini eksik olarak kabul etmiyorum. Şimdi siz işinizde çalışma alanınız kısıtlıysa ne kadar başarılı olabilirsiniz. Ben bunu bahane etmiyorum. Benim hayatımda bahane yok. Ama gerçekte bu. Kabul etmek lazım. Ben burada olduğum sürece hiçbir zaman umutsuzluk olmaz.

Ben çok hırslı bir adamım tavlada bile kaybetmeyi sevmem bu benim yapım şu an ne yapabilirime çalışıyorum. Benim gitmem Göztepe’nin menfaatineyse o an giderim. Benim parayla pulla onla bunla işim yok.

Benim zaten burada başlamam bile çok önemli bir faktör aslında. Buraya gelmem bile büyük risk hatırlayın geçen seneyi geldim kurtuldu. Benim gelmem bile Göztepe için önemli bir nokta. Açık söyleyeyim. Ben Hüseyin Kalpar olarak bu kulübe çok şey vermek istiyorum.

 

(G): Eleştiriyoruz ama yeri gelmişken geçen sene içinde yüzünüze teşekkür ediyoruz bu  sene çok farklı bir nokta da olabilirdik. Esasında kazanma yapınız Göztepe taraftarına çok uyuyor. Bizde tavlada bile kaybetmekten hoşlanmayız. Mesela Altay maçında sizi çok eleştirdik İkinci devre yaptığınız oyuncu değişiklikleri bizleri hayal kırıklığına uğrattı.

(HK): Ben Altay’la olan eski maziyi bilmiyorum kimse beni uyarmadı.Bilseydim bende yapmazdım. Ben bütün oyuncularım oynasın taraftarımız herkesi görsün diye değiştirdim. Bana sonradan söylediler ben bilseydim yapmazdım. Çünkü neden ben şöyle düşündüm 2-0 oldu baktım 7-0 olacak ben dedim hangi oyuncuyu koysam görevini yapar taraftarda oyuncularını görür dedim. Sıfır heyecanla başlıyorsun ilk maçın harika baktım el ayağı tutuldu çocukların, 5 kişi değiştirdim herkes oynasın herkesi taraftar görsün dedim. Ben bu açıdan baktım. Bir de öyle bir gol yiyorsun yani. Olacak şey değil.

(G): O zaman biz şimdiden Karşıyaka maçının önemini size iletmiş olalım. Altay maçı dediğiniz gibi 7-0 olsaydı belki de bugün üç maçta sıfır puan olduğunda bu kadar fazla eleştiri veya tepki olmazdı. Zor zamanlarımızda bizlerin yok olmasını isteyen takımlara karşılaşmalardan alacağımız farklı galibiyetlerin yaratacağı olumlu etki bizim taraftarımızın hoş görüsünü motivasyonunu oldukça artırır.

(HK): Bakın bütün kalbimle samimiyetimle söylüyorum. Benim en çok şuan üzerinde durduğum ve üzüldüğüm beni çok rahatsız eden böyle büyük bir camianın büyük takımın büyük taraftarına şu sevinçleri yaşatamamaktır.

Ben bunu kendi başarımı düşündüğüm için değil, beni sevsinler diye, bana övgü yağdırsınlar diye değil buna layıklar bunu hak ediyorlar diye istiyorum. Çünkü bakıyorum başka yerde yok işte Rize kazanıyor 300 kişi ben orada da çalıştım.

Bu gibi takımlara hayran oluyorum, böyle bir takımın böyle bir taraftarın başarılı yapmak müthiş bir olay. Ben onların sevincini görmek istiyorum. Bu beni aşırı derece de mutlu edecek. Ben buradan ayrılmış olsam da bu böyle. Ben hakikatten böyle bakıyorum bu olaya. Yoksa başka bir şeyden değil.

Ben gitsem de takdirle ve sevinçle bu başarıları izleyeceğim. Böyle bir taraftar topluluğunun takımına  daha olumlu  daha ılımlı daha itici güç olarak ortaya çıkması hem kendileri açısından hem takım açısından büyük bir rol oynaması gerekir.  Taraftar şampiyonluğa inanmalı ve bu inancını futbolculara en iyi şekilde aktarabilmelidir.

(G): Vakit ayırdığınız için tekrar teşekkür ederiz.

(HK):  Ben teşekkür ederim.

 

(*) (Göztepelist : Oğuz  Reşat Sipahi, Devrim Cem Erturan)

 

 

YORUMLAR

KÖŞE YAZILARI

  • TEK BÜYÜK GÖZTEPE… TEK BÜYÜK GÖZTEPE…
    Written by Özkan Cengiz 15 Aralık 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Dört maçlık periyodun sonuna geldik, devre arasına girdik. Dört maçın başında hedefi 12 puan olarak belirlemiştik. Dürüst davranmak gerekirse 10 puana da razıydık ama sekiz puanla tamamladık. Olaya başka bir açıdan bakarsak 12 puanla lider olacağımızı düşünüyorduk...
  • Rahat Mı Batıyor? Rahat Mı Batıyor?
    Written by Özkan Cengiz 16 Kasım 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Rahat mı Batıyor? Bu hafta iş hayatımın en zor haftalarından birini geçirdim. Bu sebeple sosyal medya, Göztepe medyası vb Göztepe kaynaklarından uzaktım. Haftalık olağan telefon Göztepe geyiklerimi de yapamadım. Göztepe ile ilgili whats up gruplarındaki okunmayan...
  • Türk Sporunun Güvencesi GÖZTEPE! Türk Sporunun Güvencesi GÖZTEPE!
    Written by Özkan Cengiz 28 Ekim 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net İlk önce bilmeyenler için kısaca özetleyelim. Bugün 28.10.2014 tarihinde Cizre stadında bir maç oynandı. Cizre stadı neresi derseniz iki gün önce ilk özerklik ilanı diye geçilen haberlerde yer alan iki mahallenin ortasında yer alan stad, maça Göztepe kafilesi futb...
  • Göztepe Her Zaman ki Gibi mi? Göztepe Her Zaman ki Gibi mi?
    Written by Özkan Cengiz 22 Ekim 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Pazartesi günü gerek gazetelerin, gerek sosyal medyanın, gerek Göztepe medyasının tepkisi birbirine benziyordu. Göztepe her zamanki gibi! Sezonu aynı hocayla bitirememe geleneği devam ediyor, bunun yanında geçen seneki Özgür Zengin’in görevden alınmasına benzer ya...
Diğer yazılar:

Diğer başlıklar

Twitter