Oğuz Reşat Sipahi

http://www.sipahi.tk

Süperlig olarak adlandırılan eskinin 1. ligi'nden düşeli beri dünya güneşin etrafında 13 kere döndü, 14. turunu bitirmeye doğru gidiyor...
***

1997-98 sezonunda başlayan şirketleşme süreci ve sonrasının kırmızı elması iki kez Süperlig'e çıkma idiyse de, 1999 öncesi süreçte de 18 tur civarında şu anda bulunduğumuz ligde kalmıştık...

***
Yapılan-yapılmayan transferler nedeniyle pekçok kere düştüğümüzü ya da çıkamamayı görmek ile geçti ömrümüz. "Bu esnada kaç topçu geldi, kaç topçu gitti, ne yatırımlar, ne bütçeler boşa gitti?" aslında merak gıdıklayan sorular...
***
Başarısızlıkların çoğunda benzer hataların birleşimi vardı... Transferlerin zamanında ve uygun yapılmaması... Alınamayan uygun, alınan uyumsuz-uygunsuz transferler.. Kadro genişliğinin olmaması... Kaçan, lehde verilmeyen ya da aleyhte verilen penaltılar %100 goller... Yenen saçma sarı ya da kırmızı kartlar... Ofsaytlar... Rakiplere oyuncu verilmesi... Siyasi köstekler ve hakem tecavüzleri...İç kavgalar...
***
Çocukluğumuzdan-gençliğimize-gençlikten de orta yaşa doğru geldik bu esnada... Sevgili Halim Ağabey'in (Demiray) benzetmesiyle kaşarlığa doğru ilerliyoruz hep birlikte sabit hızla...
***
Bilmem sizlere de olur mu? Bazen insanın içinden bir şarkı ya da melodi (bazen sözlü bazen sözsüz) çağrışır. Kimisi içimizdeki müzik diyor buna... Bir gün,  sabah duyduğunuz ilk notalar olur... Başka gün ise beynin derinlerinizden gelen bir tribün musikisi ki bazılarında bu müzik neredeyse hiç susmaz.. Son 13 senedir nadiren çağrışan şampiyonluk türküleri üçlü oligarşiye karşı yazilmis güzide şarkılar bu sezon daha önce hiç olmadığı kadar çok geldi bilinç derinlerinden... Bunca sene yaşadıklarımız o kadar değişik ki insanın içerden gelenleri hayra yormak için dilini ısırmaktan alamadığı çağrışımlar ya da duygular... Yarım asırı deviren Sinan Genç'in (Mutlu yaşlar olsun...) bir yazısında belirttiği gibi yoksa sahilde turlama zamanı geliyor mu sorusuna ""O sene, bu sene mi?" diye ciddi ciddi düşünmeye başladım" dedirtecek kadar...Özellikle ilk devre sıkça içimden gelen duygusal çağrışımlar ya da müzik ikinci devere gelen puan kayıplarıyla  tam kaybolmaya yuz tutarken Altınordu maçı ve üç puan ilaç gibi geldi...
***
Altınordu maçının düşündürdüklerine gelince (dünyevi dertlerden anca yazmaya fırsat bularak)... Zeminin acilen bakıma ihtiyacı var, kalıcı sakatlıklar yaşamaya başlayacağız aksi takdirde...
***
Maç öncesi içimden "Yarım sıfır olsun bizim olsun..." diyordum oldu.  Neyse ki bu sefer Antep maçında olmayan futbol şansı yanımızdaydı. Kalpten ölüm adına risk faktörü tam "kanser" diye anabileceğimiz maçlardandı...
***
Aslında takım maçın ilk devresinde nispeten daha iyiydi  ama ikinci devre dağıldılar hele 45-60 arası ve son 5 dk oldukça kötüydüler.
***
Murat önceki maçlara göre ilk devre fena degildi ikinci devre çöktü. O çıkınca rakip biraz yavasladi.
***.
Çok fazla gereksiz duran top verip ("Son 4-5 macta verdigimiz sacma duran toplardan kaç saçma gol yedik, kaç puan kaybettik?" analizi hak ediyor.)  ok gereksiz kart görüyoruz...Gördüğümüz kartlarin en az %70'i tırt ve ne yazık ki pek coğuna göre en iyi göbek ikilisi, hem Leo hem Gencer kart cezalısı...
***
Gosso takımdaki en iyi kesici... Pas trafiğinde topu hızlı çıkarttığında, pozisyon buluyoruz; yanlış yaptığında da tersi oluyor pozisyon veriyoruz.
***
İyi haber küme düşmemeyi garantiledik gibi:-). Manisa'nın 18 puan onundeyiz 35 puanı bulmaları kolay değil normal şartlar altında...
***
Takım iki hafta kazansa beş puan fark olacaktı üçüncü ile, kaçanları sonradan aramayız umarım...
***
Böyle oynarlarsa Balkes maçı zor; aslında her türlü zor maç
***
Ahengin bozulması mı diyelim, yapısal sorun mu diyelim, ya para ödenmiyor (böyle bir sorun olmadığı belirtiliyor...) ya yeni transferlere fazla para verdiler ya da gidenlerden biri seviliyordu veya başka birşey bir sorun var (Özkan Cengiz'i anarak) bir takımın genel yapısında bir sorun izlenimi (ya da ahenk bozulmasi ya da adını ne derseniz nasıl tanımlarsanız) pek normal değil. İlk devre de puan kaybediyordu takım ama oyun-pas örgüsü-mücadele daha üst düzey ve 90 dakikaya daha yayılmış idi...
***
Kondisyon başka bir problem gibi. İkinci devre oynanan maçlarda takımın kondisyonu sıkıntılıi gözüküyor; ilk devre avantaj gibiydi kondisyon. Şimdi son beş dk ve uzatmalarda verdigimiz pozisyonların ve yedigimiz gollerle (bir analizi bence bu soru dahak ediyor)  ünlü hale geldik ki ilk devre tersiydi. Ya da ligin en iyi kondisyona sahip takımlarıyla oynadık??? 
***
Yayıncı kuruluşun gönlü ola diye Kupa için lig arası da ilginç bir tecrübeydi ülke futbolu için..Umarım ara iyi gelir (genelde tersi olsa da...)...
***
Devre arasında üç sol ayaklı gönderip bir aldık. Sol ayaklıları gönderme sonucunda kendi yarattıkları soruna, anlaması zor çözümlerle fantastik alternatifler yaratmaya çalıştı teknik heyet. Gokhan'i göndermek, yerine Sinan'ı almayı anlaması zor henüz... Şu ana kadar anlamlı performans gösteremedi Sinan, umarım gösterir. Sandro da kumaşı iyi olmakla birlikte pas ve son vuruş tercihleri daha iyi olsa sonuca çok daha fazla etkiyecek...
*** 
Bu arada Leroy'un da gonderilmesiyle sol ayağı da işlevsel bir adam alınsaydı iyi gibi gözüküyordu ama alınmadı. Halil sağa geçince bile durdu takım Altınordu maçında...
***
Bu vesileyle hem geçen sezon hem bu sezon -oynamak istediğinde- katkısı oldukça yüksek olan Leroy George'a da hizmetleri için teşekkür etmek istiyorum. Oyun sahasında topu aldığında ne yapacağonı tahmin edememe zevkini veren nadir topçulardan Leroy... Liglerin ikinci devresinde de ilk devre kadar hizmet vermeyi başarırsa, kalan kariyerinde çok daha iyi yerlere gelebilir...
***
Gökhan Karedeniz, Leroy George, Mehmet Erdem gibi oyuncuları rakiplere verirken bizim maçlarda oynamamalarını sağlamanın atlanması da tarihin bir kez daha tekerrürüne neden oldu Antep maçında... Dipnot olarak etik değil kısmına katılıyorum ama "Ülke futbolunun hatta profesyonel futbolun neresi etik ya da oyuncunun sende oynamadığı oyunu sana karşı oynaması etik mi?" diye de sormadan edemiyorum. Bandırma ve Ads maçlarında da dövünmeyiz umarım... Son on senede rakiplerimize verdiğimiz oyuncuların bize karşı oynadıkları maçlarda yaptıkları asist ve gollerle kalemizde kaç gol görüp, kaç puan kaybettiğimizin hesaplanması belki tarihin, tekrarlayan hatalarımız nedeniyle tekerrürüne son vermemize yardımcı olabilir.
***
Herkesin bildiği gibi transferin zamanında yapılanı ve uygunu makul esasında...Lakin transferin bitmesi için son günün beklendiği izlenimini verdi Yönetim, Altınbaş dönemini hatırlatır şekilde.  Ve bitirebildiler mi anlaması zor??? Takımın hamle oyuncusu potansiyeli azaldı gibi duruyor an itibariyle ve sakatlara kartlara karşı rezervi...
***
Bilet indirimi tribüne nasıl yansıyacak göreceğiz. Kombinelilerin bir kısmı  muhtemelen kızgın ama her türlü şu ana kadarki maçlarda yaptıkları yatırımı çıkarttılar, olsa olsa olası kardan zarar edecekler bundan sonra...
***
Velhasıl kelam kırmızı elmaya (tekrar bırakmamak üzere) ulaşmak için, şampiyonluk için, maç başı 1,9-2 puanı yakalayabilmek için takımın özellikle içerde kazanmaya devam etmesi gerek.  Ligin ilk devresine göre daha umut verir durumda olduğumuzu söylemek, en azından şimdilik zor. Sakatlık ve hakem tecavüzü sonucu gelebilecek kart cezalarında sıkıntı yaşanma olasılığı yüksek gibi gözüküyor... Kötü oynayarak kazanmak her zaman kolay değil. Hakemlerin Göztepe'yi öpmek için fırsat kolladığını unutmadan Antep maçındaki gibi olağanüstü saçma ve gereksiz penaltılar ya da penaltı lehine yorumlanabilecek hareketler yapmamak gerekiyor. O yüzden dileyelim ki takım en kısa sürede ilk devredeki gibi toparlasın, anlamsız penaltısal hareketler, kartlar ve cezalar bitsin... Gereksiz duran toplar vermeye son verelim... Oyuncusundan teknik heyetine, taraftarından yönetimine herkes görevini elinden geldiğince iyi yapsın... İçimizdeki müzik hiç susmasın ve Sevgili İrfan Abi'yi (İrfan Asil) i anarak ölmeden güzel günler görebilelim...

YORUMLAR

KÖŞE YAZILARI

  • TEK BÜYÜK GÖZTEPE… TEK BÜYÜK GÖZTEPE…
    Written by Özkan Cengiz 15 Aralık 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Dört maçlık periyodun sonuna geldik, devre arasına girdik. Dört maçın başında hedefi 12 puan olarak belirlemiştik. Dürüst davranmak gerekirse 10 puana da razıydık ama sekiz puanla tamamladık. Olaya başka bir açıdan bakarsak 12 puanla lider olacağımızı düşünüyorduk...
  • Rahat Mı Batıyor? Rahat Mı Batıyor?
    Written by Özkan Cengiz 16 Kasım 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Rahat mı Batıyor? Bu hafta iş hayatımın en zor haftalarından birini geçirdim. Bu sebeple sosyal medya, Göztepe medyası vb Göztepe kaynaklarından uzaktım. Haftalık olağan telefon Göztepe geyiklerimi de yapamadım. Göztepe ile ilgili whats up gruplarındaki okunmayan...
  • Türk Sporunun Güvencesi GÖZTEPE! Türk Sporunun Güvencesi GÖZTEPE!
    Written by Özkan Cengiz 28 Ekim 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net İlk önce bilmeyenler için kısaca özetleyelim. Bugün 28.10.2014 tarihinde Cizre stadında bir maç oynandı. Cizre stadı neresi derseniz iki gün önce ilk özerklik ilanı diye geçilen haberlerde yer alan iki mahallenin ortasında yer alan stad, maça Göztepe kafilesi futb...
  • Göztepe Her Zaman ki Gibi mi? Göztepe Her Zaman ki Gibi mi?
    Written by Özkan Cengiz 22 Ekim 2014
    Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Pazartesi günü gerek gazetelerin, gerek sosyal medyanın, gerek Göztepe medyasının tepkisi birbirine benziyordu. Göztepe her zamanki gibi! Sezonu aynı hocayla bitirememe geleneği devam ediyor, bunun yanında geçen seneki Özgür Zengin’in görevden alınmasına benzer ya...
Diğer yazılar:

Diğer başlıklar

Twitter